Etiket: yağmur

Yağmur Tanesi

Tüm ruhlar uykuya dalar  geceleri…

Cırcır böcekleri kurbağalarla şarkı söyler.

Karanlık,kömür karanlık…Kör karanlık…

Gecenin sessiz melodisi ahenkle akıyor sislerin içinde.

Bir yağmur damlası,karanlığı giymiş sırtına,

Görünmeden konuveriyor bir yabani otun yaprağına.

Şiirlerde,şarkılarda hep güzel çiçeklerin adı geçer,

Oysa geceyi sırtında taşıyan yağmur tanesi,

Bir otun gövdesiden süzülmeyi sever…

 

 

Reklamlar

‘Bin Tepeli Şehir’ den yansımalar…

Burada,Kigali’de pırıl pırıl parlayan güneşin altında başlayan günümüz aniden bulutlanıyor,güneş daha gökyüzünden eteğini çekmeden bulutlar göğün yarısını sahiplenmişcesine güneşe inat yağmaya başlıyorlar.Güneş tedirdin,gitmekle kalmak arasında,öylece gökyüzünde,karşı dağların tepesinde nazlı nazlı sallanıyor.Hiç acelesi yok.Oysa bulutlar öyle dolular ki…Bir yandan yağmur yağmaya çalışırken diğer yandan güneş direniyor… … Okumaya devam et ‘Bin Tepeli Şehir’ den yansımalar…

Yağmur..

İki gündür eklemlerimde ağrı var.Önceki gün sağ bacağım kopacakmış gibi ağrıdı.Yağmur yağacak dedim..Dedim.Yağmadı.Bu sabah uyandım kollarım tutmaz olmuş.Gökyüzüne baktım.Yağacak dedim.Akşama kadar bekledim,yağmadı.Yine de yeni ektiğim roka ve  maydonoz tohumlarının üzerine naylon örttüm.Çimlenen domatesleri ayırdığım kapları, üzeri kapalı bir yerlere çektim.Yağar bu dedim.Bekledim.Güneş battı.Yemekler yendi,çaylar içildi..Herkes evine odasına çekildi.Balkon kapısını örtmeden son bir göz attım bulutlara..Kabarmışlar,koyulaşmışlar,dokunsan ağlayacak olmuşlar…Derken parmaklarıma inceden bir ağrı geldi yerleşti..Ardından da yağmur.Gök yarıldı,sular yeryüzüne düştü.Kafamı camdan uzattım.Karşı dağlardan mis gibi toprak kokusu geldi.İçeriye dolsun diye bekledim.Birazını içime çektim,kalanını odaya doldurdum.Işıkları kapattım.Mandalin kokulu mumum bu geceye çok yakışır diye düşündüm..Yağmurlu günlerin içime doldurduğu çocuksu sevinçle eski  günlere gittim…

Bir öğle vakti,evden çıkmışım.O sabah annem hava durumunu izlemiş televizyonda.Zaten annem için en önemli programlardan biridir hava durumu.Televizyonu açtığında hava durumuna yetişemez bazen,egeyi,akdenizi geçmiş olursa hemen başka kanallara geçer oradan yakalamaya çalışır bilgileri.Önceleri tüm aile bireyleri ege sınırları içinde  olduğundan sadece İzmir’in hava durumu ile ilgilenirdi.O zamanlar daha kolaydı tabii onun için takip etmek..Yıllar geçince işi iyice zorlaştı.Üç şehiri takip etmeye başladı.Sanıldığı kadar kolay bir şey değildir bu.Üç şehir,üçü de ayrı bölgelerde.Bir ara Diyarbakır semalarını bile  gözler oldu.Küçük kardeşim askerlik görevindeydi o zamanlar..Anneciğimin yüreği şehirden şehire uçtu durdu.Şimdilerde bir de başka bir ülke,başka bir kıta çıktı ama artık onu takip edecek takatı kalmadı…

Neyse ne diyordum, bir öğle vakti evden çıkmışım,annem yağacak,şemsiyeni al deyip elime evdeki kara şemsiyeyi tutuşturdu.Çıkmış tel sayısı en az olan şemsiyeydi bu.Evde en fazla iki şemsiye vardı.İkisi de karaydı.Şimdi düşününce hiç renkli şemsiyemizin olmadığını hatırlıyorum.Nedense ikisi de siyahtı ve ikisinin de telleri oradan burdan çıkmıştı.O çıkmış telleri tekrar yerine geçirmeye çalışmak ne sinir bir iştir herkes bilir.Güneşliydi hava.Söylene söylene aldım şemsiyeyi.Sapında asılmak amacıyla tutturulmuş ipi vardı.Oradan tutarak sallaya sallaya yürümeye başladım.Arkadan annemin sinirli sesi geliyordu:Kopacak şimdi,sallamasana!Daha cümlesini bitirmeden askı yeri koptu,şemsiye elimden fırladı gitti..Koşarak aldım şemsiyeyi yerden.Annemim sinirli sesi ,arkamda bıraktığım sessiz mahallede  yankılanırken okula doğru yürüdüm.Bir yandan da ne derse oluyor,hep haklı çıkıyor diye söyleniyordum.Sonra elbette yağmur da yağdı.Annem söylemişti de ondan tabiki..

Çocukken en temiz, en saf suyun yağmur suyu olduğunu bilirdik.Bulutlardan süzülüyor düşünsene!En büyük,en güçlü süzgeç…Evlerin çatısına kaplar koyar,yağmur suları biriktirirdik.Yağmur dinince bir koşu dama çıkar kana kana içerdik dünyanın en saf,en güzel suyunu..Bir de yağmur suyuyla saçlarımızı yıkardık.İpek gibi olurdu o saçlar.

Her sene 23 Nisan’ da yağmur yağması ise Tanırının bize bir oyunu diye düşünürdüm.Aylarca hazırlanılan dans gösterileri,şiir okumaları,törenler hep bir sonraki güne kaydırılır,23 Nisan sevinci bir gün sonra yaşanırdı..Bir de Kurban bayramlarında yağardı yağmur.Tabii onun da bir amacı vardı.Kesilen kurbanların kanlarını emerdi doğa.Yağmur yıkardı sokakları.Yağmazsa halimiz ne olurdu!

Çocukluğumdan beri yağmuru çok severim.Ah bir yağsa,bir toprak koksa ortalık..Elime kitabımı alsam.Yağmur sesiyle okusam satırlarını..Yağmurlu günlerde evde olsam hep..İşyerindeyken yağmur yağdığı zaman  nasıl üzülürdüm…Kıskanırdım o an evinde olanları..Şimdi hiç tadını çkarmıyorlardır,söyleniyorlardır diye düşünür,bir an önce dinse de dışarıya çıksak dediklerini duyar gibi olur,kızardım onlara.Bir damla yağmur gördüğünde saklanacak yer arayanlara sinir olurdum.Bir de şu meydanlarda ,bir damla yağmurla birlikte ortaya çıkan renkli şemsiye satan   çocuklara.Yağmur üzerinden para kazanmaları acayip sinirlerime dokunur her zaman.’Sıçan gibi ıslanmak’ deyimi vardır bir de.Antalya’da eskiden çok yağmur yağardı.Bir gün camdan baktığımda kaldırımdan aşağıdaki otlara doğru kaçan sırılsıklam olmuş şekilde gördüm kendisini.Deyim gerçek olmuş karşı kaldırımda duruyordu ve inanın bana hiç güzel görünmüyordu.O gün bugündür bu deyimi kullanmam.Başka kelimelerle süslerim ıslanmak eylemini..

Rahmetli babaannem (nur içinde yatsın ) romatizma hastasıydı.Gencecik yaşta,daha onunla nice anılar biriktirecekken göçtü gitti aramızdan.Hava biraz kapasa , bulutlansa kollarım ağrıyor,yağacak hava derdi.Kollarını ovdururdu.Mis gibi sabun kokardı kolları..Pencerenin önünde, asma yapraklarının arasından Kadifekale’yi gören yatağında olurdu ne zaman gitsem..Goruk koparır,karnım ağrıyana kadar yerdim.Bir de guguk kuşlarına buğday koyar,gelmelerini beklerdim.Babaannemde kaldığım zamanlar onların konuşmalarını dinlerdim.Guguuuk guk,guguuuk guk…Ve eğer şanslıysam,yağmur yağıyorsa,asma yapraklarına düşen damlaların sesini…

İşte şu yağmurlu havalardaki eklem ağrılarım babaannemden mirastır bana.Ne zaman kollarım bacaklarım ağrıya gömülse hatırıma gelir,onu özlerim..Yağmur yağıyor,seller akıyor,arap kızı camdan bakıyor…Arap kızı deyince aklıma hep Cosby ailesindeki en küçük kız gelir.Zencilerle arapları aynı sanan bir nesildik biz.Sonra büyüdük aradaki farkı öğrendik.Ama hala arap kızı Cosby’lerdeki küçük kızdır benim için.Bu yaştan sonra çocukluk hayellerimi yeniden yazacak değilim ….

Yağmuru seven birkaç bildiğim insan için…Yağmur yağıyor,seller akıyor,arap kızı camdan bakıyor…