Aşk Aptallığı – Wilhelm Genazino

IMG_4588Aşk ile ilgili bir roman değil karşımızdaki. Ellili yaşlardaki kahramanımızın yolun sonuna doğru hissettiklerinin sentezi bir nevi. Wilhelm Genazino yine, iç konuşmaları epey hararetli, kendine dönük ama toplumla bir arada olmaktan çok da kaçınamayan, ikili ilişkilerinde iyi olduğunu düşünen ama aslında sadece kendisine yalan söylediğini de bilen bir karakter yaratmış. Dilimize çevrilen diğer iki kitapta da yine sentezlerini sık sık paylaşan iki karakter vardı. Hemen hemen aynı yaşlarda, yürümekten hoşlanan ve yürürken müthiş gözlemler yapan karakterlerdi bunlar. Sosyal olmakla ilgili bir takım sıkıntıları vardı. Bu son kitapta da gerek mesleği gerekse yaşadığı ilişkilerle epey ilginç bir karakter var karşımızda. Üç farklı hayat yaşıyor aslında. Tek başına olduğu zamanlarda kendisinin de pek inanmadığı mesleğini devam ettiren, yaşlılık sendromuna girmiş, ve elbette ölü babasıyla sorunları yavaş yavaş ayyuka çıkan, sık sık geçmişle köprüler kurarak onların üzerinden tedirgin bir şekilde geçen biri oluyor. Sonra kız arkadaşlarından biri olan Sandra’nın yanında başka biri, Judith’in yanında daha başka bir oluyor. Aslında bu ‘farklı olma’ durumları onun planladığı şeyler değil. O sadece an’ı yaşıyor gibi. Elinden kayıp gide an’ı yaşıyor. Ve hissettiği ve gözlemlediği her şey harika bir Wilhelm Genazino romanına dönüşüyor.

Bir insanın gündelik hayattaki gözlemleri nasıl oluyor da böyle müthiş bir romana dönüşüyor? Elbette edebiyat hakkındaki yorumlar, bir çok sanat türü için de geçerli olduğu gibi, kişiye göre epey değişir. Örneğin son zamanlarda bir dizi izliyorum. Epey durağan giden, ama bana göre her bölümü olağanüstü doyurucu ve gizemli. Karakterlerinin her biri bir zincirin halkası gibi birbirine bağlı ve bu bağın derinlik ve anlamını bize her bölümde yavaş yavaş açıyorlar. Diziyle ilgili yorumlara baktığımda hakkında oldukça negatif paylaşımlar var. Sıkıcı, bunaltıcı, bir şey olduğu yok, zaman kaybı gibi yorumlar var örneğin. Oysa ben oldukça farklı bir gözle izliyorum diziyi. Bence Wilhelm Genazino okuyanlar onun, ne anlattığından çok nasıl anlattığıyla da ilgilenen ve o naif satırları yine o naiflikle okuyan insanlar. Kesinlikle anlattıklarının önemsiz olduğunu söylemiyorum burada. Ama birçok okurun ‘ yaşlanmaktan korkan bir adamın zırvaları ‘ şeklinde yorumlayacağını düşünmeden edemiyorum. İnceliklerin büyük bir hızla yok edildiği ve önemsenmediği çağımızda böyle narin romanlar yazanların ve hatta bu romanları okumamıza olanak sunan yayınevlerinin varlığı gelecek için hala umut olduğunu gösteriyor bence.

Hızlandıkça Azalıyorum’da görünmez karakter Mathea vardı, okuyanlar hatırlayacaktır. Ölüm korkusuyla nasıl yaşadığını anlatıyordu kitap. Aşk Aptallığı’nda ise yaşlanma korkusu var daha çok. Önce güçten kuvvetten düşme ve bakıma muhtaç hale gelme süreci büyük öncelikli sorun. Ölüm ise daha sonra düşünülecek bir konu. Aşk hiç mi yok kitapta diyeceksiniz. Olmaz mı, sadece aşkın ne olduğu hakkında da bazı yorumlara açık olmalıyız okurken.

Belki de en iyi çözüm her şeyi oluruna bırakmak ve hayata olduğu gibi devam etmektir. Herkes için hala umut omalı. Belki de küçük de olsa bir aydınlanma yaşamaya ihtiyacımız vardır. Doppler gibi bisikletten düşmemiz lazındır belki 🙂

Reklamlar

Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk- Wilhelm Genazino

IMG_83371943 doğumlu Alman yazar Wilhelm Genazino serbest muhabir olarak çalışmış gazete ve dergilerde editörlük yapmış, Alman Dili ve Edebiyatı, sosyoloji ve felsefe öğrenimi görmüş. Okuduğum iki romanında da karakterlere aynı eğtimleri yüklemiş. O Gün için Bir Şemsiye’deki isimsiz kahramanımız sosyoloji öğrenimi görmüş, bir süre gazetede çalışmış ama sonra alakasız bir meslek olan ayakkabı denetçiliğiyle hayatını devam ettiriyordu. Bu kitaptaki Gerhard Warlich de felsefe eğitimi almış zeki bir adam çamaşırhanede müdür olarak çalışıyor. Kız arkadaşı Traudel ile normal gibi görünen bir ilişkileri var. En azından Traudel’in çocuk sahibi olmak istemesine kadar her şey öyle görünüyor.

‘Sakin ol, sıradan hayatın iyi niyetli budalalığı ile karşı karşıyasın. ’

Buraya kadar olay örgüleri ile devam edecek, soluksuz okunacak çok katmanlı bir roman gibi görünmediği aşikar. Ama ince uzun paralel çizgilerde ilerleyen, şiir gibi bir anlatının seline kapılıp gitmenize neden olan bir kitap. Bu tanımlama size fazla abartı gelebilir. Detay işçiliğine bayılan okurlar içinse gayet anlamlı bir benzetme 🙂 Monologlardan hoşlanmayan, diyalogsuz ilerleyen hikayeleri sevmeyen bir okuyucu iseniz daha en başta Genazino ile yollarınızı ayırmanız gerek. Hani son zamanlarda epey takipçisi olan bir yavaşlık hareketi var. Yavaş şehirler (cittaslow), yavaş yemek ( Slow food) , az önce öğrendiğim yavaş okuma (Slow reading) gibi alanları mevcut. Bence Genazino’nun edebiyatı, yavaş/sakin edebiyat/anlatı diye ( slow literature) diye bir bölüm olsa kesin o alana dahil olurdu. Kelimeler tane tane seçilmiş, olaylar inci gibi sıralanmış, narin, derin karakterli, akıllı kahramanlarla donatılmış kitapları.

‘Yaşamak için ihtiyacım olan inceliğin birazını sadece melankolimde bulabiliyorum.’

Karakterimiz bir incelik avcısı. Küçük detaylarda büyük hayatlar gören, onların varlığı ile kendini her türlü depresif duygu durumundan kurtaran bir adam. ‘’Her insanın kendi içinde yalnız olduğunu ve bu yalnızlığın kötü bir şey olmadığını ‘’ düşünüyor. Felsefe okumuş olması omuzlarında ağır ama keyifli bir yük gibi. Gündelik hayatta felsefesiz yaşayamıyor. Ama öyle ahkam kesen, anlaşılması zor cümlelerle bezenmiş değil kitap. Aksine felsefe ve mizah uyumlu iki arkadaş olarak cümlelerde kendilerine yer bulmuşlar.

‘’Suskunluk, insanlara hükmeden yabancı güçler tarafından dayatılmış sanki. Biliyorum, saçmalık bu ama bu saçmalıktan etkilenmiyorum. İnsanlar yürekleri kabından taşsa da yaşadıkları hayat hakkında artık hiçbir şey söylemek istememeleri gerçek bir ruh yabaniliğine işaret eder. ‘’

O Gün İçin Bir Şemsiye ve Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk’u peş peşe okumak müthiş keyifliydi. Birbirine benzer karakterde iki kahramanın gündelik hayat ritimlerini izlemek bana çok iyi geldi. Yavaş yavaş ama düşünceli adımlarla uzun bir yolu yürümüş, etrafımdaki tüm detayları özümsemiş gibiyim. Umarım ilerde Genazino’nun diğer kitaplarını da okuma fırsatım olur. Muhteşem çevirisi ie Zehra Aksu Yılmazer’e de teşekkürler.

 

 

 

 

O Gün İçin Bir Şemsiye- Wilhelm Genazino

IMG_8032Çatışmalı ve alaca renklerle bezenmiş bir iç dünyası var isimsiz karakterimizin. Eğitimli, entelektüel ama insan ilişkilerinde sorunlu biri. Üstelik kendi durumunun oldukça farkında. Hayata gelmiş olmasının kendi fikri sorulmadan gerçekleşmiş olmasına epey takmış durumda. Varoluşu ile ilgili müthiş kaygıları var. Çok kısa bir zaman önce uzun ve güvenli bir ilişkisi sonlanmış. Onu ne aklından çıkarabiliyor ne de evindeki yerini doldurabiliyor.

Çok düşünüyor. Düşüncelerinden kaçmak için kendini sokağa atıyor. Ama her seferinde geçmişin izleri onu buluyor. Eski günlerden kalma dostluklar bir anda karşısına çıkıyor ve bu durum, kendi tarihini yeniden deşmesine neden olurken bir yandan da şimdi onları tekrar hayatına sokma endişesini yaşatıyor.

Okurken sık sık Hızlandıkça Azalıyorum’daki Mathea’yı hatırladım. Mathea’da ölüm korkusu vardı. Bu romandaki isimsiz karakterimizde ise varoluş kaygısı var. Düşüncelerinin onu boğduğunu ve delilik sınırına yaklaştırdığını hissettiğinde çevresinde gerçekleşen önemsiz bir eyleme odaklanarak kendini kurtarıyor. O anlar öyle güzel anlatılmış ki, insan yazarın ustalığına hayran olmaktan alamıyor kendini. Mizah, felsefe ve sosyolojinin monologlarla aktırımı çok iyi. Uzun bir rüya gibi kitap. Hani bitmesini istemediğiniz rüyalarınız vardır. Onlar gibi.

Çeviri ile ilgili hiçbir sıkıntı yok. İyi ve anlaşılır. Bazı okurlar yapay bulmuşlar çeviriyi ama ben Çağlar Tanyeri’nin çevirisi hakkında okumsuz düşünceye sahip değilim. Bence çok iyi. Her zamanki gibi Jaguar Kitap kalitesi bu kitapta da kendini gösteriyor. Ve elbette David Drummond’un müthiş kapak tasarımından da söz etmek gerek. Ters çevrilmiş bir su bardağının altından sular akmaya çalışıyor. Tıpkı tutamadığımız zaman gibi…