Genius

movieposterBir kitabı elimize aldığımızda yazarı, kapağı, yayınevi ve varsa çevirmeni ilk dikkat ettiğimiz noktalar. Peki ya editörler? İlk dikkat ettiğimiz isim kitabın editörü olur mu hiç? İtiraf ediyorum benim olmaz. Ama bu filmi izledikten sonra kesinlikle algım değişti. Bence iyi bir okur olmanın getirdiği bazı sorumluluklar var. Sorumluluk deyince hemen sızlanmayın. Edebi güzel sorumluluklardan bahsediyorum. Kitabı kitap yapan tüm unsurlara dikkat etmek mesela. Saygı duymak. Kapağı kim tasarlamış, çeviriyi kim yapmış, editör kim?

Film, Andrew Scott Berg’in Max Perkins: Editor of Genius adlı kitabından uyarlanarak yapılmış. (Kitabın türkçe baskısı yok.)

Genius Filmi’ndeki editör Colin Firth olunca tarafımdan ayrıca özel bir ilgiyi hak ediyor. 1929 yılı NewYork. Dönemin en büyük ve en önemli yayınevlerinden Charles Scriber’s Sons ; Ernest Hemingway, F. Scott Fitzgerald, Kurt Vonnegut gibi büyük yazarların kitaplarını basmış bir yayınevidir. Colin Firth’un oynadığı Maxwell Perkins, Hemingway ve Fitzgerald’ı keşfetmiş, onları Amerikan edebiyatına kazandırmış başarılı ve yetenekli bir editördür. Çalıştığı yayınevinin aksine yeni yeteneklere önem veren biridir. Bir gün Thomas Wolfe (Jude Law) isimli genç bir yazarın kitabına göz atması istenir ve farklı ama yenilikçi tarzından etkilenir. Thomas Wolfe, diğer yayınevlerinden defalarca red cevabı almış bir yazardır. Yazmak onun için bir tutkudur ve eserlerinde gereğinden fazla abartılı benzetmelere ve detaylara yer vermektedir. Film boyunca Perkins’in , Wolfe’u, ilk kitabı Kayboluş’u (sonradan ismi değişecek) daha anlaşılabilir ve okunabilir bir tarza sokmak için ikna etme çalışmalarını izliyoruz. Bu süre içerisinde aralarında gelişen dostluk ve ikisinin de özel hayatlarında devam eden gelişmeleri, kariyerleri ile paralel takip ediyoruz.

El_editor_de_libros-246950844-large

Perkins, editörlüğünü yaptığı diğer yazarlardan Fitzgerald’ın  aynı zamanda arkadaşıdır da. Sık sık onu ve eşi Zelda Fitzgerald’ı da ziyaret etmektedir. Hemingway ile balığa çıkar ve onunla gelecek planları hakkında konuşur. Onların aynı zamanda iyi bir dostudur. Thomas Wolfe ile aralarındaki editör- yazar ilişkisi tanışmalarının en başından beri farklı bir süreçte ilerler. Bunda Wolfe’un coşkulu ve samimi kişiliğinin payı çoktur.

Кадр из фильма "Гений"

Maalesef Tomas Wolfe’un türkçeye çevrilmiş kitabı çok az ve şu an zaten baskı bulmak problem. İngilizce dilinde e- kitapları var nette. Merak edenler araştırabilir.

Film yazma tutkusunu ve yazarın kitabını yayımlatma sürecinin aşamalarını sadece yazarın değil, editörün de gözünden anlatıyor. Filmi yaznâme‘de görüp not almıştım. Keyifle izledim. Kendilerine bir kez de buradan teşekkür edeyim. Biliyorsunuz Konserve Ruhlar’ın yayın amacının ilk maddesi güzellikleri paylaşalım. Bu filmi sizlere de, özellikle okuma- yazma tutkunu herkese öneririm.

IE002148893_STD

Bu arada Maxwell Perkins ile ilgili araştırma yaparken yine onunla ilgili çekilmiş bir filme daha rastladım. Yakın zamanda onu da izleyebilmeyi umuyorum. Cross Creek isimli bu film de Perkins ve yazar Marjorie Kinnan Rawlings arasında geçen iş ilişkisi anlatılıyor.

Thomas-Clayton-Wolfe

 

Reklamlar

84 Charing Cross Road

”Eski sahibinin en sık okuduğu yerden açılan kullanılmış kitapları severim.” Helene Hanff

Birkaç hafta önce İçinde okumak- yazmak geçen filmler adlı bir çalışma yapmıştım. Benim de içlerinde epey izlemediğim film vardı. Barton Fink, The Help, Finding Forester , The Book Thief derken bütün bunlardan bir liste yapacak olsam en başa yerleşecek olan 84 Charing Cross Road’a geldi sıra. Film gerçek hikayeden uyarlanma.  İngiliz Edebiyatı hayranı Amerikalı yazar Helene Hanff  New York kitapçılarında aradığı kitapları bulamıyor ve  bir dergide gördüğü ilandan yola çıkarak ingiltere’deki kitapçı  Marks & Co ile mektuplaşmaya başlıyor. Yaklaşık 20 yıl boyunca kitapçıda çalışan Frank Doel ve diğer çalışanlarla yazışıyor.  Helene’nin istediği kitaplar İngiltere’den Amerika’ya seyahat ederken, mektuplar aralarında güzel bir dostluk yaratıyor. Birbirlerini hiç görmeden öyle güzel bir dostluk oluyor ki aralarında ailelerine bile yansıyor. Ve elbette bu güzel olay daha sonra Helene Hanff ‘ın yazacağı bir kitaba, filme ve tiyatro oyununa konu oluyor.

Helene tek odalı dairesinde çok fazla gelir getirmeyen bir işte düzeltmeler yaparak yaşıyor. Vaktinin çoğunu ise okuyarak ve yazarak geçiriyor. Kendisini ”kitap konusunda antika zevkleri olan yoksul bir yazar ” olarak tanımlıyor. İngiliz edebiyatına olan tutkusu filmde müthiş işlenmiş. Aradığı kitapları tek tek not almak istiyor insan. Daktilosunun başında konuşuyor gibi yazdığı mektuplar ve elinden hiç düşürmediği limonlu içkisiyle ilgi çekici ve sıcak  bir karakter.

84chr_stl_2_h Mektup yazmanın neredeyse tarihe karışacağı günümüzde Helene’nin mektupla kitap siparişi vermesini ve karşısındaki insanlarla sadece yazı aracılığıyla kurduğu o harika dostluğu izlemek gizli gizli bir kıskançlık duygusu yayıyor içime.

84chr_stl_3_hAnthony Hopkins gençlik yıllarının karizmatik duruşuyla Frank rolünün hakkını veriyor ve bilgili, görgülü bir entellektüel karakter olarak filmde Helene’e kitapları temin eden kişiyi canlandırıyor. Marks & Co aşağıda fotoğraftaki yer. Film adını, mektupların gittiği adresten yani kitapçının adresinden alıyor: 84 Charing Cross Road, London WC2 England.

charing-cross

Helene’nin en büyük hayali ”İngiliz Edebiyatının İngilteresi” ni görmek. Ve elbette ona müthiş bir kütüphane kazandıran Marks& Co’yu ziyaret edebilmek. Bir  arkadaşı Londra’ya gittiğinde kitapçıyı geziyor ve Helene’e yazıyor. Film hakkında daha fazla ayrıntıya girerek izlemeden önceki büyüyü bozmamak adına  arkadaşının kitapçı hakkındaki izlenimi ile sonlandırıyorum yazımı. Filmi izlemeden önce kitapçıya bir uğrayın bakalım:

‘’ … Dükkân Dickens’in eserlerinden fırlamış gibi. Görünce kendinden geçebilirsin. Dışarıda tezgâhlar var.İçeri girmeden önce durup kendime kitap arayan biri görüntüsü verdim. İçerisi loş. Dükkânı görmeden kokusunu alabiliyorsun. Harika bir koku bu. Tanımlaması zor ama, küf, toz, zaman ve duvarlarla yerleri kaplayan ahşap bu kokuda harmanlanmış sanki. Dükkânın arka tarafında bir masa var. Orada Hogarth ( ingiliz ressam William Hogarth’a bir gönderme olabilir mi ? ) burunlu bir adam oturuyordu …. Sıra sıra raflar var. Tavana kadar çıkıyorlar, çok eski ve gri raflar. Yılların tozunu yutmuş meşe gibi asıl renklerini kaybetmişler. Bir dergi koleksiyonu var. Cruikshank, Rackham ve Spy’ın  ve tanımadığım daha birçok eski İngiliz karikatürist ve illüstratörün eserleri uzun bir masanın üstünde duruyor. Çok güzel, eski, resimli dergiler var… ‘’

84chr_stl_8_h

84 Charing Cross Road (1987)