Etiket: jaguar kitap

O Gün İçin Bir Şemsiye- Wilhelm Genazino

IMG_8032Çatışmalı ve alaca renklerle bezenmiş bir iç dünyası var isimsiz karakterimizin. Eğitimli, entelektüel ama insan ilişkilerinde sorunlu biri. Üstelik kendi durumunun oldukça farkında. Hayata gelmiş olmasının kendi fikri sorulmadan gerçekleşmiş olmasına epey takmış durumda. Varoluşu ile ilgili müthiş kaygıları var. Çok kısa bir zaman önce uzun ve güvenli bir ilişkisi sonlanmış. Onu ne aklından çıkarabiliyor ne de evindeki yerini doldurabiliyor.

Çok düşünüyor. Düşüncelerinden kaçmak için kendini sokağa atıyor. Ama her seferinde geçmişin izleri onu buluyor. Eski günlerden kalma dostluklar bir anda karşısına çıkıyor ve bu durum, kendi tarihini yeniden deşmesine neden olurken bir yandan da şimdi onları tekrar hayatına sokma endişesini yaşatıyor.

Okurken sık sık Hızlandıkça Azalıyorum’daki Mathea’yı hatırladım. Mathea’da ölüm korkusu vardı. Bu romandaki isimsiz karakterimizde ise varoluş kaygısı var. Düşüncelerinin onu boğduğunu ve delilik sınırına yaklaştırdığını hissettiğinde çevresinde gerçekleşen önemsiz bir eyleme odaklanarak kendini kurtarıyor. O anlar öyle güzel anlatılmış ki, insan yazarın ustalığına hayran olmaktan alamıyor kendini. Mizah, felsefe ve sosyolojinin monologlarla aktırımı çok iyi. Uzun bir rüya gibi kitap. Hani bitmesini istemediğiniz rüyalarınız vardır. Onlar gibi.

Çeviri ile ilgili hiçbir sıkıntı yok. İyi ve anlaşılır. Bazı okurlar yapay bulmuşlar çeviriyi ama ben Çağlar Tanyeri’nin çevirisi hakkında okumsuz düşünceye sahip değilim. Bence çok iyi. Her zamanki gibi Jaguar Kitap kalitesi bu kitapta da kendini gösteriyor. Ve elbette David Drummond’un müthiş kapak tasarımından da söz etmek gerek. Ters çevrilmiş bir su bardağının altından sular akmaya çalışıyor. Tıpkı tutamadığımız zaman gibi…

Reklamlar

Hızlandıkça Azalıyorum – Kjersti Skomsvold

 

image” Bir Paskalya sabahı kendimi dindar hissetmiştim, ama haberlerde kafatasları dolu bir dolap görünce bu duygum geçti. “

Çok yakın zamanda Bay Blanc’ı ( Roman Graf, Ayrıntı Yayınları) okumuş, A Man Called Ove’u izlemiştim. Üzerine de Hızlandıkça Azalıyorum’u okumak, müthiş bir kuzey Avrupa atmosferi kurguladı beynimde. Kahramanın yalnızlığını, yaşlılığını, düşünce ve eylemlerini, hatta eylemsizliğini anlamak yazarın kullandığı o sade ve akıcı dil ile oldukça mümkün zaten. Üstelik bu kadar sıkıcı ve ilgi çekmeyen ağır bir konu üzerine roman kurgulayarak büyük bir risk almış. İlk roman olmasına rağmen çok da güzel üstesinden gelmiş. Ara sıra nerden çıktığı belli olmayan bir iki karakterle ilgili olay dışında çok gereksiz ayrıntılar yok. Üzerinde çokça düşünülecek saptamaları var karakterin. Yer yer kafa çalıştırmaya iten, geriye dönüp ipuçlarını tekrar okumaya yönelten anlatımını çok sevdim.

Mathea, yalnız, yaşlı, toplumun dışına itilmiş ama bu daha çok kendi kararıymış gibi hisseden bir kadın. Kendi deyimiyle biraz görünmez biri. Dışarı zorunlu olmadıkça çıkmıyor, iletişime kapalı, kendi dünyasında mutlu. Eşiyle nasıl tanıştığı, yaşadıkları hayat ve ikisinin de kişilikleri üzerine detayları onun belleğinden kesitler olarak okuyoruz. Ara sıra mizahı anlatımı onu daha iyi tanımamızı sağlıyor.

Günümüz ölüm ilanlarındaki bütün o yorgun bedenler ve becerikli ellerden daha uzun yaşadım, aynı zamanda içlerinde en az şey yapanı olmalıyım, neredeyse kapıdan dışarı bile çıkmadım, acaba o yüzden mi günüme doyamıyorum? “

Hiçbir şey yapmadığı halde gününe doyamayan bir kahraman Mathea. Ölüm korkusu ile ne yapacağını bilemiyor. Bunun için çözümler bulmaya çalışıyor. Zaman kapsülü yapıyor, ölüm yollarını düşünüyor, kendi kendine telefon açarak ne kadar meşgul olduğunu yine kendisine ispatlamaya çalışıyor.

Biraz kapalı bir anlatımı var romanın. Düşündükçe yeni şeyler keşfettiren, biraz gerilim ve merak uyandıran tarafı ile bence asıl konunun önüne geçerek romanı daha dinamik okumaya yöneltiyor. Merakla ve düşünerek, etkin bir şekilde okuma zevki veriyor.

Biraz komik biraz karamsar karakterin bu küçük ağıtını çok severek okudum . Kapak tasarımı son zamanlarda en beğendiklerimden oldu. İlk defa bu güzel kapağı kim yapmış diye araştırdım. Karşıma David Drummond çıktı. Şuradan diğer güzel çalışmalarına bakabilirsiniz. Deniz Canefe’nin çevirisi çok temiz, pürüzsüz rahatsız etmeyen güzellikte. Yazar Kjersti Skomsvold ‘un Jaguar’dan çıkan diğer kitabı 33 ‘ü de okuma listeme ekledim.