Bir Kusmuk Yığınından İbaretti İstanbul…

Otobüsle işten dönerken,oturacak bir yer bulamadı yine her zamanki gibi.Olsun ,Zeki Müren vardı yanında.Kulaklıkların gerisinden  içine dolacaktı,yol mol umrunda olmayacaktı bir süre.Yeter ki tutunacak bir yer bulsundu.Günde kim bilir kaç yüz kişinin ellerinin değdiği,nemli demir çubuklara tutunmaktan nefret ederdi.Kış aylarında sorun etmiyordu,eldiven takıyordu ne de olsa.Eve gidince onları  çıkarıp,kirli sepetine atmak kolaydı.Ama bir de çıplak elle dokunmak zorunda kalırsa bu demirlere, işte o zaman içi kalkıyor,ellerini vücüduna ihanet etmiş gibi hissediyor,onlara bakmak bile istemiyordu.Kendisinden önce birinin o demire dokunmuş olması midesini bulandırmaya yetiyordu.Aynı şeyi kapı kollarında da yaşıyordu.Asla bir kapıyı kolunundan tutarak açmaya kalkışmaz,ya birinin açmasını bekler ya da kapının en üst kısımlarından bir yerlere uzanır,o noktaya birilerinin değmiş olma ihtimalini gözden geçirir, ona göre hareket ederdi.Çevresindekiler hastalık derecesinde titiz olduğunu düşünürlerdi.Varsın düşünsünlerdi.Umurunda bile değildi onun.Kim ne düşünmüş,ne demiş,ne giymiş,kimle görülmüş…Hayatını gereksiz ayrıntılarla geçiren,bomboş beyinlerine ıvır zıvır depolamakla uğraşan,otobüsleri dolduran,yollara tüküren,alışveriş yapan,durmadan konuşan insanlar…Ah bu kadar gereksiz insan olmasa,dünya ne  kadar güzel bir yer olurdu diye düşünürdü hep.

Yine çok kalabalıktı otobüs.Yüzlerce insanın elinin değdiği,her yeni temasla yeni bir mikrobun yerleştiği,kirden kararmış nemli demirde ,dört parmağını yapıştıracak kadar bir yer vardı sadece.Sağ elinin işaret parmağı hariç diğerlerini istemeyerek uzattı demire.Tam o sırada otobüs ani bir fren yaptı ve yanındaki adam ona çarpmak zorunda kaldı.Adamın bozuk patates gibi kokan terlemiş koltuk altına çok yaklaşmıştı.İşte on midesinden yukarıya doğru hareket eden sıvı gözünden çıkacakmış gibi hissetti ve zaten durmuş olan otobüsten,yeni binmeye çalışan birkaç kişinin ayağını ezerek inmeyi başardı.Basamaktan adım atar atmaz temiz hava çarptı yüzüne.Arkasından birileri bağırıyordu.Ayağına basmış olduğu kişiler var güçleriye sesleniyordı ardından.

Temiz hava iyi gelmişti ama yine de acilen kusması gerekiyordu.Kusmak iyidir, dedi kendi kendine.Kusmak iyidir.Atmalıyım içimden bütün o pislikleri.Gözlerden uzak kuytu bir yer arıyordu kendine.Mezarlığı gördü sonra.Yolun diğer tarafında.Hemen karşıya geçti.Kimseler yoktu burada.Tüm ölüler terk edilmekten hoşnut,sessizce uzanıyorlardı yattıkları yerde.Bir mezarın yanına kusacak kadar saygısız değildi.Ölü olabilirler ama yine de saygıyı hak ediyorlar diye geçirdi içinden.Duvar dibinde mezarlardan oldukça uzak bir yer buldu,içinde ne var ne yok kustu.Gözünden yaş gelene kadar,bütün o iğrenç kokuları,kalabalık insan sürüsünü,caddelerdeki arabaları,seyyar satıcıları,dilencileri,kuaförleri,vapurları,renk renk akbilleri,binaları,egsoz dumanını,caddeleri,ışıl ışıl vitrinleri,yan kesicileri,sayısal lotocuları,döviz bürolarını,bankaları,hastaneleri,umumi tuvaletleri,tramvayları,arnavut kaldırımları,kestanecileri,lokantaları,sinemaları,köprüleri,balık ekmekçileri…İstanbul’u kustu.O mezarlardan uzakta,duvarın kuytusundaki o köşede,bir yığın kusmuktan ibaretti İstanbul.

Şehirden  arınan içini Zeki Müren’e teslim etti.Taş plak kayıtlarından ‘Kapıldım Gidiyorum Bahtımın Rüzgarına…’Müziğin ezgileri kulağından yol almış, ruhuna doğru akıyordu.Gözlerini kapattı.Mezarların bulunduğu alana doğru yöneldi.Bir tanesinin önünde durdu.Mezarın üzerine sırt üstü uzandı.Tekrar gözlerini kapadı.’Kapıldım gidiyorum,bahtımın rüzgarına ,ey ufuklar diyorum,yolculuk var yarına…’Toprağın kokusu,kusuk kokusuyla karışmış,ciğerlerine hücüm ederken,ellerini toprakta gezdiriyor,üzerine serpiyordu kendini oraya gömmek istercesine.Gözlerini açtı.Akşam güneşinin kızıla boyadığı gökyüzünde akça martılar,duvarın kuytusunda duran bir yığın kusmuk olmuş İstanbul parçalarını şehrin üzerine saçıyorlardı.Ve İstanbul,kızıl gökyüzünün küllerinden yeniden doğuyordu…

Cırcır böceği ile sohbetler Sezon 1 Bölüm 1

Artık her gece cırcır böceklerinin ve kurbağaların o uyumsuz,ama insanın sinirlerini bozmaktan oldukça uzak muhabbetlerini dinliyerek kitap okuyorum.Ne daha önce yaşadığım 16 katlı apartmandaki üst komşunun saçma sapan saatlerdeki gürültüleri var, ne de sitenin dışından geçen araçların sesi..Artık kimse hayallerimin ortasında rahatça sifonu çekmiyor,ya da komşunun gece geç saatte aklına gelen kirli çamaşırları huzurumu kaçırmıyor.Şehirde olmanın, daha doğrusu apartmanda olmanın o dayanılmaz sinir bozuculuğundan çok uzaktayım…

Ah ah cırcır böceği..Bir bilsen insanlar ne düşüncesiz,ne gürültücü,ne vurdumduymaz!Ne çektim onlardan bir bilsen.İnsanlar hiç senin bildiğin gibi değil.İyileri güzelleri de var tabiki ama büyük şehirlerde onlara rastlamak çok zor.Geldiğim dünyada herşey öyle karmaşık öyle gürültülü ki..Sen orda olsan, inan o yaptığın güzelim müziği kimse duymaz kendi gürültülerinden..Diyelim kazara duydular,o zamanda sinirlenirler,bir an önce seni bulup öldürmek isterler,bulamayınca da bağırıp çağırıp küfrederek daha çok gürültü yaparlar.

Sabahları kendilerini uyandırmak için kullandıkları alarmları çalar.Ama alarmı o kadar geç kapatırlar ki ve o kadar yüksek sese ayarlamışlardır ki sen bile duyabilrsin.Uyanırsın maalesef.Sonra duş almak için banyoya giderler.Televizyon sesi oradan rahat duyulmadığı için iyice sesini açarlar.Sonra gürültülü gürültülü duş alırlar.Apartmanlarda kullandıkları malzemeler herhalde o kadar kötü ki ,bir yan dairedeki ya da üst dairede olan biten herşeyi rahatça duyabilirsin.Ama insanlar buna aldırmazlar rahat davranırlar.Biz insanların vücutlarının yaptığı bir gaz vardır.Arada onu çıkartmak gerekir.Ama her zaman, her istediğin yerde yapamazsın bunu.Nasıl söyleyeyim biraz kaba bir davranış olur bu.Ayıplarlar seni..Sana daha sonra saçma bulduğum bazı şeyleri de anlatacağım.Nasılsa çook zamanımız var daha..Evet nerde kalmıştım.İşte sabah kalkıp gürültülü duş alan üst kattaki komşunun bir de bu gaz çıkarma merasimini dinlersin..Ondan sonra saçları kurutmaya gelir iş.vuuuu vuuu diye bağıran makinenin  sesi,kafanı yastığın altına iyice gömsen bile sana kadar ulaşır.Güne böyle gürültülerle başlarsın işte.Tam yukardaki hazırlandı işine gitmek için kahrolası evinden çıktı diye sevinirken bu sefer de çöpleri almaya gelir belediye..Uyku sana haram olur.O gün izin günündür.Koca hafta çalışmıssındır.Dinlenmek istersin ama bu senin sorunundur işte,kimsenin değil..

Daha sana anlatacağım çok şey var ama ilk günden sıkmak istemem seni.Zaman zaman senden  de dinlemek isterim tabii.Sizin dünyada neler olup bitiyor?Mutlu musun?Mutlu olmak sence nedir ,önemli midir değil midir?Biz insanlar böyle şeylere çok önem veririz.Ama sadece düşünürüz.Düşüne düşüne mutsuz oluruz,ya da mutlu olduğumuzu anlamadan yaşar gideriz.Sana çok karışık geliyor bunlar biliyorum.Ama zamanla anlayacaksın…