Bokun Tarihi-Dominuqe Laporte

Dominuqe Laporte’un altıkırkbeş yayınevinden çıkan kötü çeviri nedeniyle anlaşılmaktan uzak kitabı. İlk zamanlar kitabı okurken kendimden şüphe ettim, anlamadığım için aynı cümleyi defalarca okumak zorunda kaldım. Merak ediyordum, ama okumalarım beni yoruyordu. Yine de  azim gerektiren bir çabayla okuyup bitirdim kitabı. Bir gün radikal kitap ekinde Ayça Yılmaz’ın kitap hakkındaki yazısına denk geldim ve anlamama konusundaki sıkıntımın sadece bana özel olmadığını görerek rahatladım. Çeviri yapmak hiç kolay bir iş değil. Aksine büyük emek harcanan bir iş. Bu konuda eleştiri yapmak bana düşmez ama keşke biraz daha net bir çevirisi olsaydı kitabın. 1500’lu yıllara ait çok eski metinlerin çevirilerinin de oldukça zor olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir elbette.

Çeviriyle ilgili konuyu bir kenara bırakıp biraz da  içerikten söz etmek istiyorum. 1539 yılında Fransa’da yayınlanan hijyen fermanıyla kralın halktan istediklerini ve yasakladıklarını görüyoruz. Paris’in içinde barındırdığı harika mekanların yozlaşmasının önüne geçilmesini isteyen kral atıkların ve kirli suların kapıların önüne dökülmesini yasaklıyor. Tüm yasaklamalar detaylı bir şekilde madde madde fermanla halka duyuruluyor . Aksi şekilde davrananlara verilecek cezalar belirtiliyor. Kitapta çok ilginç bilgiler var. ’Dil’in sadeliği ve temizliği üzerine betimlemelerden tutun da gübrelemenin tarihine kadar farklı konular hakkında yararlı bilgiler edinebiliyorsunuz. 15. yy da idrarın döşemelik kumaş ve kıyafetlerin temizlenmesinde kullanılmasının yaygın bir uygulama olmasını öğreniyoruz. Güzel koku yoktur : güzel olan  kokmaz felsefesi bizi düşündürmeye itiyor. Koku güzellikle eşit tutulamaz. Koku sembolizasyona denir. Tüm kokular kökensel olarak bok kokusudur. Parfüm; pare-fumier, her zaman gübreye karşı koydu. İşte parfüm kelimesini ortaya çıkışı. 1762 ve 1853 yılları arasında lağımları dezenfekte etmek için bergamot, portakal çiçeği esansı, karanfil ve diğer sayısız esans yağlarıyla birlikte damıtılmıştır. Mantık şudur: Eğer kötü kokular uzaklaştırılamıyorsa daha az boğucu kokularla maskelenmeliydi. Doğa tüm dünyaya pis kokulu havayı parfüme dönüştüren bitkiler bağışlamıştır. Bugün evlerimizde kullanığımız tüm koku yok edicilerin mantığı da bu işte. Yok etmiyor elbette, sadece bastırıyor.

İlginç konulara yer veren kitap hakkında yazılacak söylenecek daha çok şey var. Kitap eskilere ait reklam afişleri, fotoğraflar ve resimlerle anlattıklarını destekliyor. Medeniyetin altyapısının insanın dışkılama ihtiyacını ehlileştirme olduğunu iddia ediyor.