Etiket: cem yayınevi

Moby Dick – Herman Merville

Çünkü tıpkı o korkunç okyanusun yeşil toprağı çerçevelediği gibi, insan oğlunun ruhunda da huzur ve sevinçle dolu bir Tahiti adası vardır; ve yarı yarıya gizemli kalan bir yaşam olanca korkunçluğuyla bu adayı çepeçevre sarar. Tanrı seni korusun! Bu adadan uzaklaşma sakın, bir daha geri dönemezsin.” 
 Bir deniz destanı Moby Dick. Umutsuz bir savaşın içinde debelenen sıkıntılı bir ruhun romanı. Her şey Kaptan Ahab’ın hayatını adadığı intikam duygusunun izinde ilerliyor. Kendi içinde büyüttüğü müthiş kin ruhunun sınırlarını aşıyor onu insanlıktan çıkarıyor. Deliliğin sınırlarında geziniyor ve bu hal ona tarif edilemez bir güç sağlıyor.

Olayları anlatan Ishmael parasız kaldığı bir dönem denize açılmaya karar verir. Uygun gemiyi bulmak üzere yola çıkar. Bu süreçte izbe bir handa vahşi bir zıpkıncı ile bir odayı paylaşmak zorunda kalır. Adamın adı Queequeg’dir. İlk tanıştıklarında onu korkutan bu iri yarı adamla daha sonra iyi arkadaş olurlar. Ishmael’in ağzından anlatılan roman daha ilk bölümlerde sürükleyici ve esprili bir dille yola devam edeceğimizi müjdeler. Okuyucuyu meraklandıran, ilgisini tetikte tutan bir anlatımla bölümler ilerler. Queequeg ve Ishmael Pequod adlı gemide iş bulurlar. Roman,geminin kaptanı Ahab’ın izinde olduğu beyaz balina Moby Dick’i arama sürecini ve bu süreçte yaşadıkları maceraları anlatır.

Önce gemideki kaptanları ve tayfaları tanıtır bize Ishmael. Sonra gemideki günlük hayat, karşılaştıkları diğer gemiler hakkında bilgiler, okyanus boyunca ilerledikleri bölgeler hakkında bolca bilgi verir. Bunları anlatırken mitoloji ve edebiyat bilgisinden de yararlanır. Anlatıcı epey zengin bir dile sahip. Bu sayede ortaya çok keyifli bir roman çıkmış.

Ishmael’in anlattığı hikaye boyunca balinalar hakkında çok detaylı bilgiler içeren bölümler, okumayı biraz ağırlaştırıyor. Müthiş bir gözlem ve araştırma sonucu yazılmış olan bu bilgiler sayesinde özellikle ispermeçet balinaları hakkında epey gerçek öğreniyoruz. O zamanın petrolü olarak görülen balina yağının izinde ne kıyımlar yapılmış, inanması gerçekten güç. Bazı bölümlerde aktarılan tüm o detaylar insanı gerçekten üzüyor. Hiçbir şeyden habersiz bebeğinin kordonu daha hala bağlı olan balinalar, zıpkınlanma anında davranışları, köpek balıklarının akan balina kanları içindeki çıldırışları… Bu sahneler okuması epey güç sahnelerdi.

Uçsuz bucaksız denizin ortasında mavinin tüm tonlarının anlatıldığı bölümlerde, doğanın gücü ve eşşsiz güzelliği insanı büyülüyor. Rüzgarın esişi, dalgaların dansı, gecenin görkemi ve kudreti en güzel kelimelerle anlatılmış. Bazı bölümler insanda gerçekten büyük bir etki bırakıyor;

” Yukarılarda, küçük, beneksiz kuşların, kar gibi beyaz kanatları savruluyordu; gökyüzünün tatlı, kadınca düşünceleriydi bunlar. Ama aşağılarda, dipsiz mavi derinliklerde, güçlü ejderhalar, dev kılıç balıkları, köpek balıkları sağa sola saldırıyorlardı. Erkek denizin azgın, bulanık, kanlı düşünceleriydi onlar.” 

” Ama çok geçmeden öyle tatlı, öyle güzel havalara geldik ki, dünyanın cıvıl cıvıl sevinci, kaptan Ahab’ın içindeki kara bulutları yavaş yavaş dağıtır gibi oldu. Al yanaklı iki genç kızı andıran Nisan ve Mayıs ayları, asık yüzlü kış bahçelerine oynaya oynaya nasıl girerse, en çıplak, en sert, en çok yıldırım yemiş eski meşe ağacı, bu sevinçli konukları birkaç yeşil tomurcukla olsun nasıl karşılarsa; Ahab da sonunda, bahar kızlarının güler yüzlü büyülerine biraz kapılır gibi oldu. Birkaç kez bakışlarında soluk çiçekler açtı. Ahab’dan başka her insanda, gülümsemeye varacak çiçeklerdi bunlar.” 

Moby Dick yıllarca değeri anlaşılmadan bir köşede kalmış kitaplardan. Yazarı kitabının etkilerini göremeden hayata gözlerini yummuş. Onca araştırma yapmış ve gemilerde çalıştığı dönemlerdeki tüm o gözlemlerini büyük bir emek harcayarak yazmış. Kitabının ilgi görmemesi hayal kırıklığı olmuş kendisi için. Moby Dick’i okuyanlar ( ya da okuyabilenler) için ise müthiş bir roman. İçindeki karakterlerin ve olayların simgesel derinliklerine bakarak okursak ayrı bir roman, insan- doğa ilişkisi üzerinden yorumlarsak ayrı güzellikte bir roman. Balinalar hakkında aşırı detaylı bilgi içeren bölümleri okumayı başarabilirseniz sonrasında çok keyifle ilerleyen bir okuma olacak.

Reklamlar

Seçilmiş Öyküler – Stefan Zweig

secilmis-oykuler-672673-Front-1Stefan Zweig’in öyküleri biçim olarak günümüz öykülerinden büyük farkla ayrılıyor.Ayrıntıların baskın olduğu uzun öykülerinde insan ruhu ve davranışlarının, sıradan ve sıradışı olaylar karşısında geçirdiği başkalaşımı çok iyi aktarıyor.

Doğa, öykülerde bir ressamın tablosundaki ögeleri fırça darbeleriyle belirginleştirmesi gibi yavaş yavaş, renkli ve canlı bir kahraman olarak öne çıkıyor. Örneğin perdeyi havalandıran, ağaçları titreten rüzgar tüm ihtişamıyla hissediliyor. Kadın ve Doğa öyküsünde insanın doğa ile bütünleşmesi çok güzel anlatılmış.

Öykülerin ortak özelliklerinden biri de yoğun detay içermelerinin yanısıra, tüm bu detayların rahatsız edici olmaktan uzak, aksine okudukça tabloyu gözümüzde netleştiren özellik taşımaları. Böylece olay, mekan ve kahramanlar zihnimizde kolayca canlanıyor ve en küçük mimikleri bile gözümüzden kaçmıyor. Bir çift kocaman göz anlatıyor sanki öyküleri. Biz de onun penceresinden güvenle ve huzurla bakıyoruz.

Öykü okurunu, kısa öykü sevenler, uzun öykü sevenler diye kategoriye ayırmak ( bir de eleştirmek için okuyan kesim var, o da başka bir yazının konusu olacak kadar geniş )  bana çok doğru gelmiyor. Ancak  Zweig’in öykülerini okuyacak okur uzun ve detaylı öykü sever kategorisine girer gibi. Bir kere detayları sevmelisiniz. Uzun uzun olaysız sayfalarda gezinirken pes etmemelisiniz. Yazara güvenmelisiniz. Ama bazen bu güven durumu da okumamızı kolaylaştırmıyor. Yazarın yayınlanmış tüm öykülerini okuyup bir seçki oluşturmam istense bu kitaptaki öyküleri seçer miydim emin değilim. Zweig’e olan hayranlığımı ve onun için yarattığım dokunulmazlık kalkanını bir an için yok saysam, birkaç öyküyü bu seçkiden çıkarırdım. Örnek olarak Fantastik Gece öyksünü verebilirim.

Öykülerin çoğunda mutsuz, hayatla savaşta kaybeden olmuş, yaşamak içn nedeni kalmayan kahramanlar var. Birkaçında  kahramanlar intiharı seçiyor. Çeşitli ölümler hikayeleşiyor.

En sevdiğim öyküler olarak; Kitapçı Mendel ve Amok Koşucusu’nu söyleyebilirim. Kitap ciltli ve çevirisi çok iyi. Zweig severler için güzel bir seçki.