Sevgili Arsız Ölüm-Latife Tekin

9789752890756Alacüvek köyü sakinlerinden Huvat’ın ve ailesinin öyküsüdür bu. Anne Atiye’nin can verdiği çocukları ve onların destansı hayatını anlatır. Ama öyle düz yazı değildir bu anlatım. Büyülü bir tarzdadır. Doğaüstü düşünceleri ve olayları öyle güzel anlatıyor ki masal dünyasındaki gerçekler canınızı acıtıyor, bir o kadar da dudaklarınızda naif bir gülümseye sebep oluyor. Dirmit var bu kitapta. Hayata tutunmaya çalışan küçük bir kız. Ama gelenek ve görenekler, annenin korumacılığı yüzünden neye tutunsa içinde boğuyorlar onu. Tulumbayla dost oluyor, kuşkuşotuyla konuşuyor köydeyken. İçini onlara döküyor. Ama gün geliyor o çok sevdiği köyünü geride bırakıp şehre gitmek zorunda kalıyor. Şehirde de sokakla, aylarla yıldızlarla konuşuyor. Şiirlere tutunuyor, mektuplar yazıyor aile bireylerine. Küskün bir yürek olup büyüyor. Anne Atiye tüm aileyi bir arada tutmaya çalışan, çocuklarının iyiliğini düşünürken bazen istemeden de olsa zarar veren bir karakter. Yıllarca uğraşıyor, ama çocuklarından hiçbiri düzgün bir iş güç sahibi olamıyor. Azrail ne zaman onu almaya gelse, oturup pazarlık yapıyor onunla. Oğlum askerden gelmeden, hasta olan iyileşmeden, diğerleri bir iş güç sahibi olmadan ölemem diyor. Azrail aralıklarla gelip gidiyor Atiye’yi almak için. Ama her seferinde bir bahanesi oluyor Atiye’nin. Azrail sonunda vazgeçiyor. Acılar içinde öl deyip gidiyor.

Bu ilginç ailenin hayatını Latife Tekin’in destansı cümleleriyle okurken bir de bakıyorum her bir karakter içimizden biri aslında.T ek tek toplanmış kişiler, olaylar hep yaşadığımız gördüğümüz şeyler. Hepsi hayata dair. Yazar bu ilk kitabını büyülü gerçekçilik tarzında yazmış. Zaman zaman Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını anımsıyorum okurken. Latife Tekin de gerçek ve  fantastik olayları, alışılmışın dışındaki düşünceleri büyülü bir tarzda anlatıyor. Okuyucuyu öyle bir sarıyor ki anlatım tarzı, bir sonraki olayda da aynı tarzda bir yorumu kendiliğinden görmesini sağlıyor. Alışılmışın dışındaki olaylar hayatın içinden karelermiş gibi hissediliyor.

Unutma Bahçesi’nden sonra okuduğum bu kitabı daha çok sarıyor beni. Belki tarzından, belki Atiye ve Dirmit kız’ın yazgısından etkileniyorum. Büyülü gerçekçilik akımından zevk alan bir okursanız eğer kendi kültürümüzden parçalar taşıyan bu roman sayesinde  , akımın dilimiz ve edebiyatımız üzerindeki etkilerini tadmanız için önemli bir fırsat olabilir.

Pedro Paramo-Juan Rulfo

Meksikalı yazar Juan Rulfo’nun birçok yazarı etkileyen kitabı.Annesine ölüm döşeğinde verdiği söz üzerine yıllardır onları arayıp sormayan baba Pedro Paramo’yı arayan oğlunun öyküsü..Kahramanımız Juan Preciado,Comala Vadisi’ne vardığında annesinin anlattığından çok farklı,terk edilmiş bir köyle karşılaşır.Bu garip ve sessiz köyde,arafta kalmış ruhlar,köyün sakini izlenimi veren ama ölü mü canlı mı  olduğu anlaşılmayan kişiler,babası Pedro Paramo’nu çocukluğuna ve hayatının aşkı Susanna’ya dair anılar ve yaşanmış, üzeri örtülmüş şiddet ve ahlaki karmaşalar yer alır.

Mezarda yapılan konuşmalar,yıllar önce köyün eski sakinlerinin kendi aralarında yaptığı konuşmaların Juan’ın dünyasına yansıması,devrim,şiddet,kiliseye olan inanç,Comala Vadisi’nde yaşanan uğursuzluklar;karışık,ama kendi içinde  ahenkli bir düzenle işleniyor.

Pedro Paramo’nun Comala’dan intikamı acı oluyor;Yaşadığı olaylara bu köyün ve halkının neden olduğunu düşünen kötülük tohumlarıyla büyümüş ruh,söylediği şu cümleyle bir çok insanın kaderini değiştiriyor:

‘Kollarımı kavuşturacağım ve Comala açlıktan geberecek.’

İşte Juan’ın vadiye vardığında gördüğü manzara Pedro’nun bu sözlerinin ertesindeki olayların sonucu oluşmuştur.

Bu kitabı okurken sık sık Gabriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını anımsadım.Büyülü gerçekçilik akımının öncülerinden olan yazar ,Juan Rulfo ile benzer bir anlatım sahibiydi.Juan Rulfo bu yazdığı kitabıyla ve yazım tekniğiyle  Latin Amerika ve İspanyol yazarları üzerinde büyük etki bırakmış.Gabriel Garcia Marquez bir konuşmasında 1961 senesinde  Juan Rulfo’nun tarzı ile tanışmasını, hayatını değiştiren keşif olarak değerlendirir.Başyapıtı olarak bilinen Yüzyıllık Yalnızlık’ı bundan sonra yazmıştır.

‘Büyülü gerçekçilik,normal ya da gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli ve mantık dışı öğeleri içeren sanat akımı olarak tanımlanıyor.Büyülü gerçekçilik akımının en önemli özellikleri, fantastik ya da tuhaf unsurlarla, gerçekçi unsurların karıştırılması ya da yan yana kullanılması, kıvrımlı hatta labirentimsi anlatım tekniklerine ve temalara, ustalıklı zaman değişimlerine, rüyalara, yerel mitlere, cinlerle, perilerle dolu masalımsı hikâyelemeye yer verilmesi, dışavurumcu ve gerçeküstücü tanımlamaların ve esrarengiz bir bilgelikle korkunç, izah edilemez, şaşırtıcı ve hatta ani şok yaratacak unsurların kullanımıdır.’

Bu tarzın örneklerinden bazıları;

Mario de Andrade -Macunaima (1928)

Miguel Ange Asturias-Mısır Toplayıcıları(1949)

Isabelle Allende kitapları

Laura Esquivel -Acı Çikolata

Jorge Luis Borges – Alçaklığın Evrensel Tarihi

(Büyülü gerçekçilik tanımla ilgili notlar Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi’nden alınmıştır .                                (http://sbe.dumlupinar.edu.tr/dergi/30/5.pdf)