VEDA YEMEĞİ – MICHEL TOURNIER

IMG_0755 Michel Tournier ile tanışmam sevgili Radyo Z ile oldu. Çok dolu, sıcacık, okurken uzaklardaki bir dostla sohbet ediyormuşum hissini veren bir blog. Her okuduğumda yeni bir film, bir şarkı, yeni bir yazar öğreniyorum ondan. Zevkle okuduğum bloglardan. Bugünlerde böylesine zarif bir blog ile karşılaşmak oldukça zorlaştı. Ben de hazine bulmuş gibi her sayfasını keyifle okuyorum. Paylaştığı o güzel şarkıları dinliyorum. Şu an mesela bu satırları yazarken Caronni kardeşleri dinliyorum; La Melodie des Choses. Mis…

İşte ilk orada tanıştım Michel Tournier ile. Benim ulaşabildiğim kitap Veda Yemeği oldu. Suskun Aşıklar içindeki en iyi hikayelerden. Entellektüel bir kadın ile bir balıkçının aşkını anlatıyor. Her ikisinden de önce kendilerini dinliyoruz ve sonra birbirleri hakkında düşündüklerini. Bazı bölümler var ki karakterlerin düşüncelerine hayran kalmamak elde değil:
” Ayrılmak üzere olan çiftler için edebiyat harika ilaçtır” der kadın. Bir balıkçı olan kocası da aynı şeyi düşünüyor ve onaylıyor muydu acaba? Kadın: ”Gerçekte bizde eksik olan, birlikte oturacağımız, sözcüklerden yapılmış bir evdi.” Adam ise ilişkilerini yine balıkçılık bilgisiyle harmanlayarak anlatıyordu: ” Gündelik yaşamın balçığına gömülmüş iki sazan balığını andırıyorduk. Bundan böyle dağdan kopup gelen sel sularında yan yana oynaşan iki alabalık gibi olacağız. ”

Öykülerinde mitleri gerçekçi mekanlarda yeniden uyarlamış. Çok çok ilginç ve farklı sonları olan bu hikayeler alışılmışın dışında kurgularıyla güzel bir okuma zevki sunuyor. Müziğin ve Dansın Efsanesi ve Parfümlerin Efsanesi bu kurgulara iki güzel örnek.

Hikayeler ilgi uyandırıcı, sürükleyici. Toplam 20 hikaye var kitapta. Bazılarından diğerleri kadar tad alamadım ama yazarın diline olan hayranlığım sanırım kurgu ve hikayenin önüne geçti. Bazı yazarlar, kelimeleri öyle güzel kullanıyorlar ki, zekalarına imrenmemek mümkün değil. Onlardan şimdi hemen ilk aklıma gelen Hasan Ali Toptaş’tır örneğin. Okurken büyülendiğim yazarlardan… Michel Tournier de büyülü kalemi olanlardan. Ülkemizde çok tanınan bir yazar olduğunu düşünmüyorum. Hakkında çok fazla bilgi bulamadım.

Kitapta en sevdiklerimden diğerleri Ekmeğin Efsanesi, Havai Fişekler Ya da Anma Töreni, Pierrot Ya da Gecenin Gizemleri oldu. Özellikle Pierrot Ya da Gecenin Gizemleri hikayesindeki masalsı anlatım harikaydı.

Tournier okumalarına başlamak için doğru kitap bu muydu bilmiyorum, ama bende diğer kitaplarını okumak için müthiş bir istek uyandırdı. Bundan sonra okuyacaklarım Gilles ile Jeanne ve Cuma Ya da Pasifik Tarafı olacak. Teşekkürler Radyo Z…

 

Tarih Nedir ?

‘’Belki de işe Tarih Nedir? türünden görünüşte basit bir soruyla başlayabiliriz, öyle değil  mi? Bu konuda bir düşündüğün var mı Webster?’’

‘’Tarih, zafer kazananların yalanıdır.’’ diye yanıt verdim, biraz çabuk.

‘’Evet, bunu söyleyeceğinden bayağı korkuyordum. Şey, tarihin aynı zamanda yenilenlerin öz yanılsamaları olduğunu hatırladığın müddetçe. Ya sen Simpson?

‘’Colin benden daha hazırlıklıydı. ‘’Tarih içinde çiğ soğan olan bir sandviçtir. Hocam. ‘’

‘’Ne sebeple? ‘’

‘’Kendini sadece yineler, hocam. Geğirtir. Bunu bu yıl tekrar tekrar gördük. Aynı eski hikaye, tiranlıkla başkaldırı, savaşla barış, refahla yoksulluk arasında aynı eksi gidip gelme.’’

‘’İçinde bir sandviçin alamayacağı kadar çok şey var, sence de öyle değil mi? ‘’

Yarıyıl sonu histerisiyle gerekenden daha uzunca güldük.

‘’Finn?’’

‘’Tarih, belleğin kusurlarının, belgelemenin yetersizlikleriyle buluştuğu noktada üretilen kesinliktir.’’

‘’Öyle mi gerçekten de? Bunu nereden buldun?’’

‘’Lagrange, hocam. Patrick Lagrange, Fransız. ‘’

(Bir Son Duygusu – Julian Barnes , Ayrıntı Yayınları, 2013, sf 20-21’den alınıtıdır. )