Kasım 2012 tatil kazanımlarım…

erbaa-da-engellilere-kitap-bir-telefon-kadar-yakin-2811859_3527_o

Uzun zamandır planlarını yaptığımız tatil (aslında bir nevi aile ziyareti) süreci de geçti gitti anlamadan.Anlamadan diyorum çünkü tam bir kaosun içinde buldum kendimi.Afrika’daki sessiz sakin huzurlu ortam beni çok fazla kuşatmış olmalı ki tatilimiz boyunca sessiz kuytu köşelerdeydi gözüm.Bir kapı uzağımızdaki böyle cennetlere bazen arkamızı dönmek zorunda kalırız.Neticede özlemini duyduğunuz ailemiz,yiğenlerimiz,kardeşlerimiz,ziyaret edilecek akrabalarımız var.Ailecek yenen güzel ve kalabalık yemekler,odun sobasında kestane keyifleri,sohbetli çay içme merasimleri ve zorunlu ziyaretlerin ardından Kigali’deki mabedime geri döndüm.Şimdi oturmuş tatilin bana sunduğu,kimisini de benim kopardığım hazinelerime bakıyorum.Elbette büyük payı kitaplar alıyor yine.Bir de sevgili babamın elleriyle tek tek ayırıp,üzerlerinde isim bilgileri olan poşetlere koyulmuş tohumlarım…

Tatilimin İzmir kısmında eşiyle birlikte beni ziyarete gelen Ayşem ,bir çanta kitabı ve tohumu da getirerek beni çok mutlu etti.Uzun zamandır aradığım kitapları görünce çok şaşırdım.Nasıl da hepsini aramış bulmuş benim için.Bir kez daha teşekkür ediyorum kendisine.Bu hediyelerin değeri benim için paha biçilemez.Ayrıca harika çiçek tohumları da getirmiş.Bahçede güzel bir düzenleme yapacağım yakında.İşte o harika kitaplar:

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti-Sevgi Soysal

Zeytindağı-Falih Rıfkı Atay

Yaşamın Ucuna Yolculuk-Tezer Özlü

Bir Kedi,Bir Adam,Bir Ölüm-Zülfü Livaneli

Eski Bahçe Eski Sevgi-Tezer Özlü

Muhteşem Gatsby-F.Scott Fitzgerald

Eylül-Mehmet Rauf

Tatilimizin ilk durağı olan Eskişehir’de sevgili sponsorumun katkılarıyla porsuk kenarındaki Adımlar Kitabevi’ni ziyaret ettim.Üst katında harika manzaralı bir kafesi de olan bu sevimli kitabevinden aldığım kitaplar:

Sinek Isırıklarının Müellifi-Barış Bıçakçı

Aramızdaki En Kısa Mesafe-Barış Bıçakçı

Soğuk Kazı-Birhan Keskin

Trenler de Ahşaptır-Haydar Ergülen

Antalya’dan tanıdığım sevgili arkadaşım Banu’nun kitapsever  annesi Suzan Teyze’yle porsuk kenarında keyifli bir sohbet esnasında kendisinden sahafların yerini öğreniyoruz ve bir sonraki durağımız iki katlı kocaman bir sahaf oluyor.Ayşem’in zaten benim için arayıp bulmuş olduğu kitaplardan habersiz,o kitapları soruyorum görevli kıza.Bulamadığı birkaç kitap sonrası vageçiyor ve o bana kitap önerisinde bulunuyor.Sahafların önerilerine her zaman önem vermişimdir.Böylece yeni bir yazar giriyor hayatıma;Aragon.Sahaftan aldığım kitaplar;

Kibar Semtler- Aragon

Üç İstanbul-Mithat Cemal Kuntay

Başkasının Rüyaları-Cemil Kavukçu

Eskişehir’de bir alışveriş merkezine yolumuz düşüyor.Atarürk’ün fotoğraflarından oluşan küçük bir sergide buluyoruz kendimizi.Fotoğrafların oluşturduğu küçük koridorun sonunda bir masa görüyorum.Üzerinde kitaplar ve Hanri Benazus yazan bir kağıt.Çocukluk anılarım canlanıyor birden.Evimizde Hanri Bey’e ait kitaplarımız vardı.Kendisinin babamın adına imzaladığı kitaplardı bunlar.Babamın yıllar önce çalıştığı Yupi Tavukçuluk Şirketi’nin sahibiydi.Hemen babamı arıyorum ve onunla paylaşıyorum.Hanri Bey’e kendimi tanıtıp babam ve kendim için iki kitabını alıp imzalatıyorum;

Vahdettinn ve Mustafa Kemal Saltanattan Cumhuriyete-Hanri Benazus (babam için)

Çağlar Öncesini Aydınlatan Işık Mevlana Feksefesi-Hanri Benazus (benim için)

Tatile çıkmadan önce Sinek Sekiz Yayınevi’nin tüm kitaplarını almak konusunda bir karar almıştım.İzmir’e gider gitmez toplu bir şekilde internetten sipariş verdim .Hepsi de son derece ilgi duyduğum konular hakkında.En yakın zamanda okuyup uygulamaya geçmeyi düşünüyorum;

Slow Food Devrimi-Carlo Petrini,Gigi Padovani

Permakültür’e Giriş-Bill Mollison

Ekoloji Cep Rehberi-Ernest Callenbach

İyilerin Yanında-Vandana Shiva

Tohum ve Gıdanın Geleceği Üzerine Manifestolar-Vandana Shiva

Ekoköyler-Jonathan Dawson

Son olarak ciddi bir kitapsever  olan Cennet’le yaptığımız kitapçı turunda basımlarının olmadığını düşündüğüm iki kitabı görünce elbette kendimi tutamadım ve daha sonra da uzun zamandır aklımda olan iki kitabı daha aldım;

Feyyaz Kayacan Bütün Öyküleri

Zamanın Farkında-Şule Gürbüz

İçimizdeki Şeytan-Sabahattin Ali (Cennet’in çok okumak istediği bir kitaptı ve o okumak isiyorsa ben de isterim tabiki )

Aylak Adam-Yusuf Atılgan

Şule Gürbüz’ü sevgili arkadaşım Alesta/Not Defterim yazarı Özlem sayesinde tanıdım.Bana yeni çıkan kitabı Coşkuyla Ölmek’i hediye etti.Ben de ona yeni baskısını bulamadığı kitabı Kambur’u aldım.(Henüz eline ulaşmamış olsa da yakında kavuşacak:)Bu arada Algodon ‘un yazarı Melisa da bana Kambur’u almış.Böylece henüz Şule Gürbüz okumaya başlamadan üç kitabına da sahibim.İnsanın böyle kitap sever dostları olunca yeni yazarlar keşfediyor,kitap alışverişleri yapıyor.Harika bir duygu bu.Melisa’nı diğer bir hediyesi Notos’un son sayısını da atlamak istemiyorum.Üzerindeki küçük nottaki gibi severek okuyacağım…Özleme’e,Melisa’ya,Ayşem’e ve yeni bir kitap katkısının yanı sıra benim için hazırladığı film dosyaları için Cennet’e sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.İyi ki  varsınız sevgili dostlarım…Hayat sizinle daha anlamlı…

Tüm bu kitapların hepsini taa Afrika’ya nasıl getirdiğimi ne siz sorun ne de ben anlatayım…Buradan taşınacağımız günü düşünmek istemiyorum 🙂 Sanırım birkaç koli sadece kitaplara ait olacak…Biricik  sponsorum,sevgili eşime maddi manevi her türlü desteği için minnettarım.Ayrıca nakliye konusundaki yardımları için ayrıca teşekkürlerimi iletirim.O olmasaydı bu kitapların hepsi benim için, o durmadan uzayıp giden listemin maddeleri olarak kalacaklardı…

Kalabalık kuytularda ortak düşlere rastladım…

Bugünlerde mutluyum…Zaman bana kendini sundu,ben de onunla dost oldum.Birlikte güzel keşifler yaptık.Önce bloga sırnaştık.Paylaşım arttı haliyle.Paylaşım artıkça yalnız olmadığımızı gördük mutlu olduk.Daha bir tutunur olduk hayata,edebiyata,sinemaya…Güzel insanlar tanıdık bu vesileyle.Bu güzel insanlardan yeni yazarlar,yeni kitaplar,farklı hayat kırıntıları tarifleri aldık.İstanbul ve Ankara’ya köprüler kurdum,taa buradan,küçük bir Afrika kenti Kigali’den…

İstanbul’dayken,hayat bir koşuşturmaca halinde devam ederken, eminim onlara rastlamam daha zor olurdu.Oysa  sevgili Algodon (http://mellamoalgodon.blogspot.com/) ile aynı söyleşilere katılmışız.Belkide yan yana oturmuşuz birbirimizi tanımadan.Aynı konular üzerine farklı düşünüp,yorumlar yapıp ,yine de bir yerlerde buluşmuşuz.Kim derdi ki bir zamanlar birbirini tanımadan yanyana oturmuş iki insan taa Afrika’dan İstanbul’a iletişim kursun,dost olsun…Hayat gerçekten de sürprizlerle dolu.

Ve namı-ı değer duranorniterenk,Alesta/ not defterim (http://alestaedebiyat.blogspot.com/)  yazarı…Ankara sevdalısı bu ruh beni nasıl buldu,ya da ben onu nasıl buldum bilemem ama bir şekilde ruhlarımız buluştu işte.Ben bu güzel insanın blogunda satırlar arasında kaybolurken,kendimden kırıntılar buldum,yer yüzünde ruhuma yakın insanlar olduğunun farkına vardım.

Ve üçümüzün de ortak noktalarından sadece biri:Birsen Tezer.Üçümüz de blogumuza taşımışız onu.Bir şekilde anlatmaya çalışmışız tanımayanlara…Ve ben dün akşam sevgili Algodon’un blogunda hiç dinlemediğim bir şarkı dinledim Birsen’den.Ve bugün,duranorniterenk’in de sevdiği şarkılardan biri olduğunu öğrendim yine…Bu ne güzel bir rastlandı.

Ve tabiki Lucitter,Kitaplık Kedisi yazarı,(http://kitaplikkedisi.com/)kendi okuma rekorunu çoktan kırmış,nereseyde her gün yeni bir paylaşımla huzurlarımızda…İstanbul’un kültür sanat ajanı.Bloga göz atmanız yeterli.Ne okusam,ne izlesem,bu hafta nereye gitsem..tüm soruların cevapları burada:) Bir karşılaşsak evden çıkmadan filmler izleyeceğiz üst üste…Kitaplık faresi oldum onun satırlarını okurken…

‘Aşk üzerine söylenmemiş her şey’ ..harika bir yorum yine her zamaki gibi.Geç keşiflerimden biri olarak gündemimde şu aralar.’Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım,kuru bir teselli bulurum ben kendi halime.Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım dağılıp giden bir sis halinde…’Filmi henüz izlemedim ama umarım en yakın zamanda bir fırsat yakalarım.

Algodon’un blogundan dinleyin bir de: Aşk üzerine söylenmemiş her şey

Kalabalık kuytularda ortak düşlere rastladım…işte böyle uzaklardan hem de.

 

 

 

 

 

 

Karaduygun-Sema Kaygusuz

2012 yılı başlarken bir takım kararlar almıştım.Bunlardan biri dafa fazla okumak ve daha önce okumadığım yazarların eserlerini denemekti.Bir dizi olayın etki ve tepki zincirlerinin sonucu,içinden asla çıkamayacağım bir kaosun ortasındayken,kendimi birden bire varlığımın hiç bir döneminde olmadığı kadar huzur ve zaman sahibi bir ortamda buldum.Bu konuda bana değerini hiçbir şeyle ifade edemeyeceğim olanağı yaratan eşime sonsuz teşekkürleri her fırsatta sunmayı bir borç bilirim..Nitekim,bu eşşiz ortamın hayallerini kurarken boş durmamış,bir takım insanlar sağda solda nerede indirim var,hangi çantayı alsam,bu ayakkabı mı daha güzel,ne renk alayım gibi benliklerinin yegane amaçları peşinde koşarken,bendeniz paralel olarak,hangi kitapçıda indirim var,bu kitabı nerede bulabilirim,kargo kaç günde gelir,bu yazarın başka hangi kitabını almalıyım gibi soruların içinde cevaplarımı arıyordum.Sonuç olarak bazı kısıtlama süzgeçlerine maruz kalmama rağmen iki koli kitabımı saatlerce sürecek bir yolculuğa çıkarmayı başardım!

Sevgili evsahibimizi de odalardan birini kitap odası yapma konusunda kafalayıp, Afrika şartlarına göre oldukça iyi diyebileceğim bir kitaplığa da sahip oldum.Şimdilerde kolilerden raflara terfi etmiş kitaplarımın tadını çıkarmakla meşgulüm.
Temmuz ayı itibariyle yeni evimize de yerleşme sürecinin etkilerini bir kenara bırakırsak henüz 7 kitabımı okuyabildim:Ruh Üşümesi(Adalet Ağaoğlu),Sineklerin Tanrısı(William Golding),İmkansızın Şarkısı(Haruki Murakami),Unutma Bahçesi(Latife Tekin),Ölü Zaman Gezginleri(Hasan Ali Toptaş),Karaduygun(Sema Kaygusuz) ve son olarak bu sabah erken saatlerde başlayıp akşam bitiridiğim Pedro Paramo(Juan Rulfo).Birazdan bahsetmek istediğimse Karaduygun..

Karaduygun Sema Kaygusuz’un  son,benimse ilk kez tanıştığım kitabı.Hikayelerden ve Şair Birhan Keskin’in karakter olarak konuk olduğu anlatılardan oluşuyor.Öykülerden en sevdiğim terzi Helin’in hikayesi.Fikir çok ilginç.Şişede not klişesi öyle güzel bir öyküye dönüşüyor ki neredeyse karakterlerden Bora’nın yerinde olmak,bu mucizevi rastlantıda şişeyi  bulan siz olmak istiyorsunuz.

İçimi en çok burkan ise en sonda yer alan kelebek vadisinde geçen hikaye.Bir diğeri de ısrarcı Gülayşe’nin insan ruhunda yarattığı başkalaşımı işleyen Musallat isimli öykü..Bazı öyküler biterken sonlarında kullanılan belirgin cümleler, bir sonraki öykünün parçası  oluyor.Bu da okuyucuyu meraklandırıp,ilgisini arttırıyor.

Karaduygun yazarın diğer kitaplarını da okuma isteği uyandırdı bende.Kitapla ilgili bir dostumun yazdığı güzel bir yoruma  yönlendireceğim sizleri.Kendisi  yazarın anlatım diline duyduğu hayranlığı ve kitapla ilgili düşüncelerini çok güzel aktarmış.Başka söze ne hacet diyerek artık sık kullanılmayan bir cümleyle sahneyi  alesta/not defterim’e bırakıyorum:

http://alestaedebiyat.blogspot.com/2012/03/karaduygun-ustune.html