Etiket: alesta edebiyat

Kalabalık kuytularda ortak düşlere rastladım…

Bugünlerde mutluyum…Zaman bana kendini sundu,ben de onunla dost oldum.Birlikte güzel keşifler yaptık.Önce bloga sırnaştık.Paylaşım arttı haliyle.Paylaşım artıkça yalnız olmadığımızı gördük mutlu olduk.Daha bir tutunur olduk hayata,edebiyata,sinemaya…Güzel insanlar tanıdık bu vesileyle.Bu güzel insanlardan yeni yazarlar,yeni kitaplar,farklı hayat kırıntıları tarifleri aldık.İstanbul ve Ankara’ya köprüler kurdum,taa buradan,küçük bir Afrika kenti Kigali’den…

İstanbul’dayken,hayat bir koşuşturmaca halinde devam ederken, eminim onlara rastlamam daha zor olurdu.Oysa  sevgili Algodon (http://mellamoalgodon.blogspot.com/) ile aynı söyleşilere katılmışız.Belkide yan yana oturmuşuz birbirimizi tanımadan.Aynı konular üzerine farklı düşünüp,yorumlar yapıp ,yine de bir yerlerde buluşmuşuz.Kim derdi ki bir zamanlar birbirini tanımadan yanyana oturmuş iki insan taa Afrika’dan İstanbul’a iletişim kursun,dost olsun…Hayat gerçekten de sürprizlerle dolu.

Ve namı-ı değer duranorniterenk,Alesta/ not defterim (http://alestaedebiyat.blogspot.com/)  yazarı…Ankara sevdalısı bu ruh beni nasıl buldu,ya da ben onu nasıl buldum bilemem ama bir şekilde ruhlarımız buluştu işte.Ben bu güzel insanın blogunda satırlar arasında kaybolurken,kendimden kırıntılar buldum,yer yüzünde ruhuma yakın insanlar olduğunun farkına vardım.

Ve üçümüzün de ortak noktalarından sadece biri:Birsen Tezer.Üçümüz de blogumuza taşımışız onu.Bir şekilde anlatmaya çalışmışız tanımayanlara…Ve ben dün akşam sevgili Algodon’un blogunda hiç dinlemediğim bir şarkı dinledim Birsen’den.Ve bugün,duranorniterenk’in de sevdiği şarkılardan biri olduğunu öğrendim yine…Bu ne güzel bir rastlandı.

Ve tabiki Lucitter,Kitaplık Kedisi yazarı,(http://kitaplikkedisi.com/)kendi okuma rekorunu çoktan kırmış,nereseyde her gün yeni bir paylaşımla huzurlarımızda…İstanbul’un kültür sanat ajanı.Bloga göz atmanız yeterli.Ne okusam,ne izlesem,bu hafta nereye gitsem..tüm soruların cevapları burada:) Bir karşılaşsak evden çıkmadan filmler izleyeceğiz üst üste…Kitaplık faresi oldum onun satırlarını okurken…

‘Aşk üzerine söylenmemiş her şey’ ..harika bir yorum yine her zamaki gibi.Geç keşiflerimden biri olarak gündemimde şu aralar.’Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım,kuru bir teselli bulurum ben kendi halime.Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım dağılıp giden bir sis halinde…’Filmi henüz izlemedim ama umarım en yakın zamanda bir fırsat yakalarım.

Algodon’un blogundan dinleyin bir de: Aşk üzerine söylenmemiş her şey

Kalabalık kuytularda ortak düşlere rastladım…işte böyle uzaklardan hem de.

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Karaduygun-Sema Kaygusuz

2012 yılı başlarken bir takım kararlar almıştım.Bunlardan biri dafa fazla okumak ve daha önce okumadığım yazarların eserlerini denemekti.Bir dizi olayın etki ve tepki zincirlerinin sonucu,içinden asla çıkamayacağım bir kaosun ortasındayken,kendimi birden bire varlığımın hiç bir döneminde olmadığı kadar huzur ve zaman sahibi bir ortamda buldum.Bu konuda bana değerini hiçbir şeyle ifade edemeyeceğim olanağı yaratan eşime sonsuz teşekkürleri her fırsatta sunmayı bir borç bilirim..Nitekim,bu eşşiz ortamın hayallerini kurarken boş durmamış,bir takım insanlar sağda solda nerede indirim var,hangi çantayı alsam,bu ayakkabı mı daha güzel,ne renk alayım gibi benliklerinin yegane amaçları peşinde koşarken,bendeniz paralel olarak,hangi kitapçıda indirim var,bu kitabı nerede bulabilirim,kargo kaç günde gelir,bu yazarın başka hangi kitabını almalıyım gibi soruların içinde cevaplarımı arıyordum.Sonuç olarak bazı kısıtlama süzgeçlerine maruz kalmama rağmen iki koli kitabımı saatlerce sürecek bir yolculuğa çıkarmayı başardım!

Sevgili evsahibimizi de odalardan birini kitap odası yapma konusunda kafalayıp, Afrika şartlarına göre oldukça iyi diyebileceğim bir kitaplığa da sahip oldum.Şimdilerde kolilerden raflara terfi etmiş kitaplarımın tadını çıkarmakla meşgulüm.
Temmuz ayı itibariyle yeni evimize de yerleşme sürecinin etkilerini bir kenara bırakırsak henüz 7 kitabımı okuyabildim:Ruh Üşümesi(Adalet Ağaoğlu),Sineklerin Tanrısı(William Golding),İmkansızın Şarkısı(Haruki Murakami),Unutma Bahçesi(Latife Tekin),Ölü Zaman Gezginleri(Hasan Ali Toptaş),Karaduygun(Sema Kaygusuz) ve son olarak bu sabah erken saatlerde başlayıp akşam bitiridiğim Pedro Paramo(Juan Rulfo).Birazdan bahsetmek istediğimse Karaduygun..

Karaduygun Sema Kaygusuz’un  son,benimse ilk kez tanıştığım kitabı.Hikayelerden ve Şair Birhan Keskin’in karakter olarak konuk olduğu anlatılardan oluşuyor.Öykülerden en sevdiğim terzi Helin’in hikayesi.Fikir çok ilginç.Şişede not klişesi öyle güzel bir öyküye dönüşüyor ki neredeyse karakterlerden Bora’nın yerinde olmak,bu mucizevi rastlantıda şişeyi  bulan siz olmak istiyorsunuz.

İçimi en çok burkan ise en sonda yer alan kelebek vadisinde geçen hikaye.Bir diğeri de ısrarcı Gülayşe’nin insan ruhunda yarattığı başkalaşımı işleyen Musallat isimli öykü..Bazı öyküler biterken sonlarında kullanılan belirgin cümleler, bir sonraki öykünün parçası  oluyor.Bu da okuyucuyu meraklandırıp,ilgisini arttırıyor.

Karaduygun yazarın diğer kitaplarını da okuma isteği uyandırdı bende.Kitapla ilgili bir dostumun yazdığı güzel bir yoruma  yönlendireceğim sizleri.Kendisi  yazarın anlatım diline duyduğu hayranlığı ve kitapla ilgili düşüncelerini çok güzel aktarmış.Başka söze ne hacet diyerek artık sık kullanılmayan bir cümleyle sahneyi  alesta/not defterim’e bırakıyorum:

http://alestaedebiyat.blogspot.com/2012/03/karaduygun-ustune.html