Yeni bir gün, yine bir gün… var mı sabaha nefesin?

uykuya dönük yüzün
akşamdan kalma makyajın
uzattığın yorgun bacakların
akar gibi iner gece
umuduna çevirir başı
uzak bir zilin sesi
götürür gibi seni düne
getirir seni dünden bugüne
olmaz dediğin olur
biter yanı başında soluk
susturur senin kelimeni
yabancı dudaklar
soyar kabuğundan
çıkarır savunmasız yerini
belki yaşamaya ne dersin?
kaybolmayı bırak bulmaya ne dersin?

yeni bir gün
yine bir gün
var mı sabaha nefesin?
yeni bir gün
yine bir gün
nerde sabaha hevesin?

çarpışır tenler, kokular yerleşir
susar sözün, yürür parmakların
adım adım girer
girer bir sokağına
keşfeder şehrini tutunur
ne bir tereddüt vardır
ne de bir duraksama artık
üstümüze biçilmiş elbiseler gibi

çıkarılır atılır bir tarafa yalnızlık
kesik kesik sözler verilir yarınlara
unutturur gerçeği bugün var ya
söylenmeyen söz kaldımı hala?
sonu yoktu başlamadı da, bakma..

yeni bir gün
yine bir gün
var mı sabaha hevesin?
yeni bir gün
yine bir gün
var mı sabaha hevesin?

Cihan

Birsen Tezer’i evde ilk dinlediğim zamanlarda aşkım’ nasıl piskopat şarkılar dinliyorsun öyle’ demişti..Dinlediğim şarkı aşk bu değil ..Albümün ismi Cihan.O zamanlar yeni keşfetmişim bu güzel sesi, neredeyse her gün dinliyorum.Zamanla özgür bu duruma alıştı sanırım..Baktım ben dinlerken yorum yapmıyor artık..Ben de tadını çıkarıyorum…

Bir akşam genelde izin günlerimizde yaptığımız gibi Beyoğlu’na gittik yine..(o zamanlar daha mı gençtik,ruhumuz mu daha gençti bilmiyorum ama  taksim sokaklarından zevk alıyorduk,içip,içip yorulmuyorduk..bu da ayrı bir başlığın konusu olur daha sonra..)neyse,işte yine o günlerden birinde yemeğimizi yedik,ne yapsak nereye gitsek diye düşünmeye yeltenmiştim ki aşkım bana Birsen’in Altnokta diye bir barda çıkacağını oraya gideceğimizi söyledi….

Nasıl mutlu oldum anlatamam..Bana dünyaları verse bundan daha güzel bir hediye olamazdı diye düşündüm.Araştırmış,plan yapmış askım.Düşünmesi bile çok hoş.Evde dinleye dinleye o da sevmiş Birsen’i..Zaten bir kere dinlemek demek onu sonsuza kadar dinleyebilirsiniz demek..O gece harika zaman geçirdik.Birsen bardaki herkesi büyüledi..Hepimiz şarkılarında ona eşlik ettik…Herkes öyle güzel bir kıvama geldi ki yan masadakilerle falan karşılıklı Birsen’in şarkılarını söylerken bulduk kendimizi.Hafızamdan hiç silinmeyen bir kareyse,Birsen’nin kanun çalarken rakı içmesi.Allah’ım o nasıl bir asalet..Bir iki yudum alıyor rakısından sonra çalıyor kanunu..Bir insana rakı içmek de, kanun çalmak da ancak bu kadar yakışabilir bence…Ah o gün fotoğraf makinem yanımda olsaydı da o güzelim halini ölümsüzleştirseydim..(Bir de o güne dair ne benim ne de Özgür’ün unutamadığı anlardan biri ,Birsen’in ve kanunun beni büyülemesi sonucu içimde bir kanun çalma isteği uyanması,İstiklal’de kanun çalmak istiyorum!!! nağmeleriyle dolaşmam..Tabii içtiğim kaç kadeh şarabın da etkisi yok değil:)))

hoşgeldin le tanışmamız da yine İstiklal’de oldu..Her zaman yaptığımız gibi bir iki kitapçıya uğramadan geçemedik tabii.Herkes bilir ,İstiklal’de kitapçılarda(herkese inat kitapçı diyorum.Kitap da dahil birçok şey satmalarına rağmen ) her zaman güzel müzikler çalar..O gün de mağazada bu şarkı çalıyor..Tabii hemen tanıdım onu..Aaa Birsen yeni albüm mü yapmış,hiç duymadım modundayım..Sonra görevliye sorduk..O da hüsnü Arkan’ın solo albümü olduğunu Birsen’le düet yaptıklarını söyledi..O gün de Tav Bar’a gidecektik.Ezginin Günlüğü Cuma günleri orada çıkıyor..Harika bir akşam olucak..Hüsnü Arkan yeni şarkılarını da söyler diye düşünüp heyecanla gidip rezervasyonsuz gittiğimiz için bara ve tuvalete yakın boş masaya oturduk..Hüsnü hariç ekibin diğer üyeleri ordalar..Eylem her zamanki gibi oturmuş bir köşede rakısını içiyor.(bu arada rakı içmesini sevdiğim ikinci kadındır kendisi…)Neyse saat 11 falan oldu yavaş yavaş sahneye çıkmaya başladılar..Ama Hüsnü Arkan yoktu..Meğer gruptan ayrılmış,kendi solo albümünü yapmış..Onun yerine Murat Kurt girmiş ekibe…Hiçbirinden haberimiz yok diye ayıpladık kendimizi..Sonra konser başladı..Hüsnü Arkan olmadığından mıdır,benim o geceyle ilgili beklentimin tavanlarda olmasından mıdır bilinmez pek havaya giremedim o gün…Bu arada yan masamızda çok şirin bir çift vardı..Ellili yaşlarında görünen çift bütün gece cips ve fıstık yediler..Uzun beyaz saçlı ve sakallı beyefendi kovboy tarzı bir şapka takmıştı..Arada hatunu tuvalete gidince şapkayı hafif indirip kısa şekerlemeler yaptı..Gözümüzden kaçmadı tabii bu durum..Hatta kendi kendimize bak ileride biz de böyle olucaz,uykumuz gelicek mekanlarda diye kendimizle dalga gaçtik..Ama sanırım çok da uzak bir tarihe denk gelmeyecek bu durumlar :)))

Hüsnü Arkan’la Birsen Tezer birlikte tanıtım konserleri yaptılar..Ama hiçbirine gidemedim..Umarım yakın zaman da yine bir araya gelirler de biz de gideriz…

sema moritz

Bu haftaki güzel ses Sema Moritz.Sabah keyifli bir kahvaltı sonrasında çayımı yudumlarken bir tv kanalında rastladım kendisine…Projelerinden bahsediyordu..Dünyaya Efsane Hanımlar’ı tanıtmak gibi bir misyonu var.Şuan o billur sesinden şarkılar  dinlerken bu satırları yazmak çok zor..İnsanın onunla birlikte bağıra bağıra şarkı söyleyesi geliyor…Fikrimin İnce Gülü’nü dinliyordum az önce.Evde yanlız olmamın verdiği cesaretle ben de başladım söylemeye…Nasıl keyifli bir ses ..anlatılamaz.. Yasayamadığım zamanlara ait,dinlerken içimi titreten güzellik..Dünyada  “oktavlar arasında dolaşan ‘taş plak sesli kadın’ ünvanı almış..

işte o güzel ses fikrimin ince gülü

Hakkında bilgi almak isteyenler için; http://www.semamoritz.com/