Pasif Lora

Lora’nın elleri köpüklü yine. Belli ki akşam yemeği az önce bitmiş. Masanın üzeri olay mahalli gibi. Masadan sandalyeye oradan yerdeki halıya yayılmış ekmek kırıntıları kıvırcık kafalı oğlunun eseri. Tabağın kenarına hayali bir sarı plaka bırakıyor Lora. Delil numarası 1. 

Yan tarafta adetâ hiç kullanılmamış gibi duran parlak beyaz tabağa uzanıyor. Olay yeri inceleme gelse tabakta tek bir iz bulamaz. Yemeğin salçalı sosu ekmekle bir güzel silinmiş, suç aleti de mideye indirilmek suretiyle tüm kanıtlar yok edilmiş. Şüpheli şahıs ahı gitmiş vahı kalmış koca. Maşallah iştahı hep yerinde. Delil numarası 2. 

Tuzluk ve  karabiberlik masanın orta yerinde, ekmek sepetinin gölgesinde boylu boyunca uzanmışlar. Karabiber tanecikleri beyaz masa örtüsüne saçılmış, son bir poflama ile hakkın rahmetine kavuşmuş gibi. Yağlı parmaklarla kirletilmiş bedenleri mağdur ama gururlu. Delil numarası koymaya gerek duymuyor. Burası ortak suç alanı, parmak izlerinin üst üste binmiş olması kuvvetle muhtemel.

Üç numaralı delil aktif bir yanardağ görünümlü pilav tabağı. Dağın zirvesine boca edilen salçalı sos lava görünümü vermiş. Tabakta bırakılan yemek miktarı ve uzunca siyah bir saç telinin görüş alanına girmesi şüpheli belirlemeyi kolaylaştırıyor. Lora’dan başka evdeki tek dişi, son bir yıldır sürekli diyette olan kızı namıdiğer Safinaz.  

Lora masanın üzerindeki tüm tabakları köpüklü sudan geçirip makineye diziyor. En son, üzerinde ebru dersi yapıldı deseler kimsenin itiraz etmeyeceği hale gelmiş güya dertsiz masa örtüsünü kaldırıyor. Salon yangın çıkmış da herkes tahliye olmuş gibi. Diğer akşamlardan hiçbir farkı yok. Televizyonda haber spikeri gereksiz bir coşkuyla “Tüm kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun!’’ diyor. Omzunu silkeliyor Lora gidip kendine bir bardak çay koyuyor. Olay mahalline geri dönüyor. Masanın karşısındaki duvar takvimine bakıp bir hayalin içine bırakıyor kendini. Ev terliğinin içinde nemlenmiş ayaklarını beyaz kumlara gömüyor, denizden gelen iyot kokulu esinti saçlarını uçuşturuyor. Sahildeki kuş bir adım daha yaklaşıyor, kıyamıyor bir parça ekmek uzatıyor. Uzaklardan bilmediği dilde bir şarkının sözleri geliyor kulağına. Utanıyor, telaşlanıyor. Yardım ister gibi bakıyor ekmeği gagalayan kuşa. Aniden ilerideki tekneden ”Anne! Anne! ” diye sesleniyor çocukları. Hayalimde bile rahat yok diye düşünüyor. Kalkıp salonun penceresini kapatıyor. Buz gibi olmuş çayından bir yudum daha alıyor.

Nilüfer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s