The Leftovers ve Bende Bıraktıkları …

cq5dam.web.1200.675

Tüm zamanların en derin dizisini izlediğimi söyleyerek  şimdiye kadar izlemiş olduğum bir çok diziye haksızlık yapıyor olabilirim ama şimdi hissettiğim duygular henüz tazeyken bunu yapma hakkını kendimde görüyorum, affedin.

Elbette şu an dizinin tüm parçalarını birleştiren ve varlığını  mükemmelliğe ulaştıran Max Ritcher ‘in parçalarını dinliyorum. Müzik ve hikaye nasıl bir bütünün parçası olur, karakterler nasıl bu atmosferde canlanır, bunu sadece izlerken anlayabilirsiniz.

Adından da anlaşıldığı gibi geride kalanların hikayesi The Leftovers. Nedeni bilinmeyen bir şekilde nüfusun yüzde ikisi aniden ortadan kaybolur ve geride kalanların hayatı sonsuza kadar değişir. Hikaye kalanların hayatlarına mercek tutuyor. Acılarını, hayata tutunma çabalarını, inançlarını, doğru ve yanlışlarla başa çıkma şekillerini ve ilişkilerini irdeliyor. Tüm bunların içinde din de var felsefe de. Hatta açıklanamayan olaylar, mistik hadiseler de var. Her karakter öyle derin ki, katman katman açılıyorlar ilerleyen bölümlerde. Yerine oturtamadığım çok nokta var hala. Farklı bir kültürde büyümüş olmanın, dizinin felsefesinde işlenen bir çok ince detaya girebilmekte bir handikap olduğu kesin. Özellikle dini konularda bunu daha çok hissettim.

the-leftovers-season-2d

Bundan sonra yazacaklarım birazcık spoiler içeriyor olabilir 🙂

Dizinin ana karakteri Kevin (Justin Theroux) ve Nora ( Carrie Coon ) müthiş  performans sergiliyorlar. Her bir bölüm bir sinema filmi tadında adeta. Patti rolündeki Ann Dowd Bence oyunculuğunda zirve yapmış. Handmaid’s Tale’de de zaten kendisinden nefret ettirecek kadar iyi oynamıştı. Dizi Lost’dan da tanıdığımız Damon Lindelof ve Tom Perrotta’nın ortak eseri. İlk sezon Tom Perrotta’nın aynı isimli kitabından diğer bölümler ortak çalışma olarak yeni yazılmış. Kitap ülkemizde ‘Kalanlar’ ismiyle  Siren Yayınları tarafından yayımlanmış. Orijinal kitap kapağını daha çok sevdiğim için onu buraya koyuyorum.

10762469

Dizide Kevin’in ara sıra gidip geldiği otel tam anlamıyla Araf olarak düşünülse de bu kısımda bazı eksik noktalar vardı sanki. Ya da birbirine bağlanamayan sanki uçuk kaçık rüyaların araya serpiştirilmesi gibi noktalar demek istediğim. Oradaki yönlendirici adam sonraları gemide karşımıza kendini tanrı ilan eden adam olarak çıkmıştı ama burada aynı saygıyı gördüğü söylenemez mesela. Ama inanç öyle körü körüne insanı içine alan bir şey ki bir rahibi bile ikileme sokuyor. Mucizelere inanan rahibin, inanma konusunda ciddi sorunlar yaşayan Kevin’i mesihleştirmesi, yer yer Kevin ve Nora’nın tüm olan biteni saçma bulması ama yine de derinlerde bir yerlerde acaba mı demeleri kelimeleriyle olmasa bile davranışlarıyla güzel yansıtılmış. Ve Kevin’in ciddi uyurgezerlik sorunu ilk iki sezonda olayları etkileyen bir durumken üçüncü sezonda bundan kurtulmuş olmasına sevindik mi? Daha yazacak irdeleyecek o kadar çok nokta var ki dizide. Kafa çalıştırması, insanı neden ve niçin sorularına yöneltmesi dizinin en güzel taraflarındandı bence.

822a63f5-803b-4f06-a007-2f2820d94592

Lost’u izleyenler ne feci ve anlamsız bir sonla bittiğini bilir hatta içinden yazana ve yönetene olan kızgınlığını birkaç manalı sözle ifade etmekten kendini alamaz. Yani buradaki manalı sözden kastımı anlamışsınızdır 🙂 O yüzden diziye başlarken çekindiğimi  gizleyemem. Çünkü insan saatlerini verdiği ve bağlandığı karakterleri uzay boşluğunda sonsuz bir yolculuğa çıkmaları suretiyle uğurlamak istemiyor. Yani bir şeyler olmalı, mantığa oturan.  The Leftovers böyle bitmedi. Güzel, temiz bir son. Duygulu, anlamlı, içimize sinen bir son. Ama yine de kafada soru işaretleri bırakan yanları yok değil.

Neyse ki Damon Lindelof sıkı bir Tom Perrotta hayranıymış ve The Leftovers kitabını, Stephen King’in The New York Times’daki olumlu bir eleştiri yazısını okuyunca merak etmiş. Sonra da olaylar gelişmiş işte. Ortaya böyle güzel bir iş çıkmış.

Biraz dedikodu:

Nora olarak izlediğimiz Carrie Coon, The Sinner‘in ikinci sezonunda tekrar karşımıza çıkıyor. Dizinin yaratıcısı  Damon Lindelof şimdilerde Watchmen ‘iz dizileştirmekle meşgul. Patti karakteri Ann Dowd The Handmaid’s Tale de yine dominant bir karakterle karşımızda.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s