Yaratma Cesareti- Rollo May

yaratma_cesaretiAlper Oysal başarılı çevirisi ve 33 sayfalık sunuş yazısı ile kitabı felsefe ve psikoloji terimlerinin ağırlığına rağmen sıradan bir okurun anlayabileceği bir dille aktarmış. Yaratıcılık olgusunu anlama ve yaratıcılık esnasında süregülen değişiklikleri kavrayarak aydınlanma yaşamanızı sağlayan bir kitap. Cesaretin ne olduğunu sorgulamanıza neden olurken, yaratıcılığın doğası ve sınırları üzerine bilimsel açıklamalarla ve örneklerle daha önce bakmadığınız açılardan dünyayı görmenizi sağlıyor.

Amerikalı varoluşçu psikolog Rollo May, Bilim ve sanatta özgün bir fikrin nasıl doğduğunu, yetenek ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi ve kaygı, farkındalık, duygu ve cesaret kavramlarının yaratıcılık üzerine etkisini araştırıyor. Kitap ilk bölümde ‘cesaret ‘ üzerinde yoğunlaşarak türleri hakkında bilgi veriyor. Fiziksel cesareti yorumlayışı tahminimizden oldukça farklı; ‘Gövdenin adale gücüne dayanan insanı geliştirmek için değil, duyarlılığın serpilmesi için kullanılması’ nı anlatmaya çalışıyor. Gövdeyle dinleme yeteneğinin geliştirilmesi. Örnek olarak Doğu’nun yoga, meditasyon, Zen, Budizm ve diğer dinsel psikolojilerinin etkilerini veriyor. İkinci değindiği konu Moral Cesaret: Moral cesarete sahip insanların şiddetten tiksinmiş insanlar olduklarını belirtiyor. Örnek olarak seçtiği Rus yazar Alexander Soljenitsin’nin moral cesaretinin sadece direnme gücünden değil, kendi mahkumiyeti sırasında Sovyet esir kamplarında, çevresinde gördüğü insan acılarına duyduğu sevecenlikten de kaynaklandığını düşünüyor. Bu cesaretin, kişinin kendi benliğini, diğer insanların acılarını görmeye yöneltebilmesine dayandığını düşünüyor. ‘Karışmak istemediğimizde, doğru olmayan bir muameleye tabi birine yardım edip etmemenin bahsiyle bile karşılaşmak istemediğimizde, algımızı engellediğimiz, kendimizi başkasının acısına kapattığımız, yardıma gereksinen kişiyle duygudaşlık bağımızı kopardığımız hepimizce bilinebilir bir gerçektir. Böylece korkaklığın günümüzdeki en hakim şekli ” karışmak istemedim ”deyişinde gizlenir.
Toplumsal cesareti diğer insani varlıklarla ilişkiye girme cesareti – kişinin anlamlı bir yakınlık kurma umuduyla tehlikeye atılabilme yetisi- olarak açıklıyor.
Her cesaret çeşidinde rastlanan paradokslardan birini şöyle yorumluyor: ”Kendimizi tüm bir dolulukla adamalıyız, ama aynı zamanda yanılıyor olabileceğimizin de farkında olmalıyız.’’
Yaratıcı Cesaret: Yeni bir toplumun inşasında yeni biçimler, yeni semboller, yeni modeller bulunur. Her uğraş yaratıcı cesaret gerektirir. Günümüzde, teknoloji ve mühendislik, siyaset, iş dünyası ve kuşkusuz eğitim tüm bu uğraşlar köklü bir değişimin ortasındalar ve bu değişimi yönlendirecek cesur insanlar gerekmekte. Yeni biçimleri ve sembolleri dolaysızca ortaya çıkaranlar sanatçılardır. Ancak yaratılmış bir ürünü değerlendirdiğimizde yaratıcı bir edimi de icra etmekteyiz. Örneğin bir resme baktığımızda yeni bir duyarlılık anı yaşarız. İçimizde yeni bir görünüm zembereği boşanır, içimizde eşsiz bir şey doğar. Bu da yaratıcı kişinin resmini, müziğini ya da diğer yapıtlarını değerlendirmenin bizim açımızdan da yaratıcı bir edim olmasının nedenidir.
İkinci bölümde Yaratıcılığın Doğası üzerine araştırmaları var. İlk bölümde ilgimi çeken Alfred Adler’in yaratıcılığı telafi etme olarak kuramlaştırması: Ona göre, insanlar sanatı, bilimi ve kültürün diğer yanlarını kendi yetersizliklerini telafi etmek için üretirler. Kabuğunun içine istenmeden giren kum zerresinin üstünü örtmek için inciyi üreten istiridye gibi. Rollo May bu kuramı göz ardı etmiyor ama yaratıcı süreci tam olarak kapsamadığını belirtiyor.
Bundan sonraki kısımlarda yaratıcılık sürecini psikolojik olarak değerlendiren alt bölümler var. Karşılaşma kısmında yaratıcılık sürecinde insanda olan değişiklikleri anlattığı kısım çok ilgi çekici:
”Sanatçılar yoğun karşılaşma anlarında çok belirgin nörolojik değişiklikler yaşarlar: Artan kalp vuruşu, yüksek kan basıncı; boyadığımız sahneyi daha canlı görebilmemiz için gözlerin kısılarak görüşün daralıp yoğunlaşması; çevremizdeki şeylere karşı (zamanın geçişine olduğu gibi ) kayıtsızlaşma… İştahımızın kesildiğini duyumsarız- kişiler yaratıcı edim esnasında yiyip içmekle ilişkilerini kesip, yemek zamanın geçtiğinin fark etmeden çalışmalarına devam edebilirler. Tüm bunlar, otonom sisteminin ( rahatlık, huzur ve beslenme ile ilgili olan ) parasempatik bölümünün işlevinin engellenmesi ve sempatik sinir sisteminin etkinleşmesiyle ortaya çıkarlar.”
Dünyayla karşılıklı Bir ilişki Olarak Karşılama başlığı altında örnek olarak ressamların doğayı resmedişlerindeki yansımaları yorumlaması, bundan sonra sanatçıların eserlerine bakış açınızı değiştirecek.
Birçok psikolojik kavram ve açıklamalara rağmen oldukça anlaşılır bulduğum kitapta tek özümseyemediğim kısım Delfi Kahini: Bir Terapist bölümü oldu. Antik çağ kahinleri ve tapınaklar ve kehanet üzerinden açıklamaya çalıştığı konu belki de daha özenli bir okumayı gerektiriyor.
Kitap genel olarak dikkat gerektiren bir okuma ile anlaşılabilir. Uzun ve akademik cümleler de var. Ama biraz sabır, anlama konusunda yardımlarını sunuyor. Bunu hem yazarın anlatımına hem de çevirmenin titizlikle yaptığı çalışmaya borçluyuz. Rollo May’in kendi hastalarından verdiği birkaç örnek ve kendi yaratıcılık süreci ile ilgili gözlemlerini okumak belki kişisel olduklarından daha keyifliydi. Kitabı okuduktan sonra tarih, toplum ve hepimizin tanıdığı büyük sanatçılar üzerinden verdiği örnekler sayesinde yaratıcılık serüvenine başka bir açıdan bakış zenginliği elde edeceksiniz.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s