Pantolon İstiyordum- Lara Cardella

pantolon-istiyordum-12013020116321080’li yıllarda Sicilya’da kadın olmak, aslında bırakın Sicilya’yı dünyada kadın olmak diyelim. Ezilmişliğin, kimsesizliğin, cehaletin romanı. Yayınlandığı yıllarda İtalya’da karışıklığa neden olmuş bir kitap. Yazarı Lara Cardella, romanındaki kahramanı Annette gibi dışlanmış ülkesinde. Doğruları söylemek, toplumun büyük kesimine ayna olmak büyük bir cesaret. Hala günümüzde bile, özellikle ülkemizde kadınlarımızın yaşadığı şiddet ve bastırılma, sindirilme eylemlerinin devam ettiği düşünülürse kitabın 80’lerden 90’lardan ilham aldıkları ne yazık ki 2013 gibi ileri bir medeniyette bile geçerli.

Genç yazarın bu cesur hikayesi İtalyan toplumunda nasıl bir aydınlanma yarattı ya da yaratamadı bilemem ama Annetta’nın satırlardan taşıp yüreğinize dokunan isyanı her okuyucuyu sarsacak nitelikte. Şiirler, mektuplar, günlükler… insan kalıntıları, duygu kalıntıları… Yalnızlığında insanın hayata tutunduğu merdivenler. Ve tanrı. Onlar olmasa yalnız ve çaresiz kadınlar yaşama gücünü nereden bulacaklardı? Annetta’nın çocukluktan genç kızlığa, kadınlıktan anneliğe ve nihayetinde boşanmış bir kadınının uğursuzluğuna sürüklenen hikayesinin içinde başka kırık aşk hikayeleri de var. Mutsuz kadınların, mutsuz çocukları, mutsuz bir toplum…

Kendi yaşadığı küçük toplumdaki insanları anlatırken dedikodu üzerine yaptığı saptama takdire şayan:

Gerçekte, dedikodu eşsiz bir düşlem etkinliği, renklerden, küçük ayrıntılardan yapılmış bir sanat, bir kakma işletmeciliğidir. Sadece başkalarına ait olayları basit bir şekilde anlatmak değildir, bundan çok daha fazla bir şeydir. İnsanın zihinsel yeteneklerini geliştirmenin yollarından biridir, bir düşlem yarışıdır. Belki, hoşa giden bir şey değildir ama, ne yapalım ki, her insan kendine sunulan şeyle yetinir. ”

Hayatı boyunca hep bu basit insanların düşlem yarışı hırsları karşısına çıkıyor ve istemediği ve müdahale edemediği bir şekilde hayatını şekillendiriyor.

”Ben yalnızca bir kadındım ve bizim memlekette, bir babanın gözünde kadın, kendisine sadece rastlantı sonucu ve adet yerini bulsun diye koca adı verilen ikinci bir baba bulununcaya kadar düşünülen bir varlıkla eş anlamlıdır.”

Kitap iki ciltten oluşuyor. Telos yayınlarının 1996 ve 99 yıllarına ait baskıları elimde. İki kitabı da farklı isimler çevirmiş. İkinci kitabın sonunda yazarla yapılan bir röportaj var. Röportajı okurken Annetta’dan izler görüyorum. Kadın yazarın kadın kahramanına saygı duruşu var satırlarda.

Kitabı okurken ister istemez Khaled Hosseini’nin Bin Muhteşem Güneş’ini hatırlıyorum. O hikayedeki zorlu şartlar ( İtalya’da ne Şeriat var ne de Sovyet baskısı ) Anetta’nın yaşadığı küçük kasabada yok.  Var olan tek şey insanın insana , cehaletin beyinlere baskısı.

Kurgularının ya da  edebi yönü ağır basan eserlerin yanında bu tarz kitaplar küçümseniyor biliyorum. Bunu zaman zaman hepimiz yapıyoruz. Ama şu da bir gerçek ki, edebiyat hayata dairdir. Sadece sanat çerçevesinde ele almak yanlıştır. Doğunun ya da batının kültürlerini, bireylerin hayatlarını, o zamanki koşulları yaşamış bir yazarın kaleminden okumak insan olarak bize müthiş bir deneyim kazandırır.  Okumak öğrenmektir, yaşamaktır, paylaşmaktır. Bu nedenle her esere hak ettiği değerin verilmesinden yanayım. En azından ben kendi çabamla elimden geleni yapıyorum. Gerisi, okumayı felsefe edinmiş kişilere kalmış.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s