Tarçınlı Kurabiye ve Şiir Etkisi

Uçağın kalkmasına 40 dakika var. Çayımı biraz daha acele içsem iyi olur diye düşünüyor. Annesiyle içtikleri son çay geliyor aklına. Yine bir telaş içinde, hızlı hızlı içerken yaktığı dili sızlıyor aniden. Annesi, çok sevdiği tarçınlı kurabiyelerden bile yiyecek vakti olmadığından uçakta yemesi için paket yapıp vermişti onu uğurlarken. Çayın parasını ödeyip bineceği kapıya yöneliyor. Güler yüzlü hosteslerin hoş karşılamaları ile içeriye girip uçağın en arka sırasındaki 30 A numaralı cam kenarı koltuğa oturuyor. Çantasından kurabiye kutusunu çıkartıp koltuk cebine sıkıştırıyor. Sık yolculuk yaptığı için az sonra yayınlanacak anonsların hiçbirini dinlemeyecek. Artık neredeyse sıralarını bile ezberlemiş durumda.

Kalkıştan sonra ilk bir saat içerisinde yiyecek servisi yapılıyor, içecekler ikram ediliyor ve kabin ekibi çöpleri bir aceleyle toplayarak kabin ışıklarını kapatıyorlar. Gece uçuşu olduğu için ekip, bir an önce yolcular uyusa da rahat etsek diye düşünüyordur, diye geçiriyor içinden. Aslında durum tam da tahmin ettiği gibi. Yolculuk uzun. Bu arada yanında kitabı var ama acaba bir film mi seyretsem diyerek önündeki ekrandan daha önce izlemediği bir şeyler bulmaya çalışıyor. Kafasına göre bir şey bulamayınca kitap okumakta karar kılıyor. Yanında oturan iki yolcu uyumaya başlamış bile. Bir kez daha yolculuklarda uyuyabilen bu insanları kıskanıyor. Koltuk cebine uzanıyor ve kurabiyelerle kitabını alıyor. Ama o da ne, bu kitap ona ait değil. Sonra yerine otururken kitabını çantasından çıkarmadığını hatırlıyor. Baş üstü dolabından çantasını almak için yanındaki iki kişiyi de kaldırması gerekli. Ayrıca masasında sıcak bir bardak çayı var. Engelleri düşününce hemen vazgeçiyor. Koltuk cebinde bulduğu, kendisinden önce yolculuk edenin unuttuğu kitaba geri dönüyor. Bu bir şiir kitabı, Didem Madak- Ah’lar Ağacı. Kitabın sayfalarını karıştırmaya başlıyor. Çayından bir yudum alıp, annesinin yaptığı kurabiyelerden yerken , rastgele bir sayfayı açıp okumaya başlıyor. Ortalığa tarçın kokusu yayılıyor…

‘’….

Bir göl vardı evimizin karşısında,
Mavi gözleri olan,
Kara yağız bir şehirde yaşamışım meğer yıllarca.

Ya siz,
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?
Nasıldı
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?

İlk üç vişneyi verdiğinde bahçedeki ağaç
Annem sevindiydi hatırlarım.
Ah demişti.
Ah!
Üç küçük kırmızı dünya verilmişti sanki ona.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı.
Bazen sevinince annem gibi,
Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin.
Başına diktikleri o taş,
Ne zaman dokunsam soğuktur oysa.
Ben okşadığımda ama, ısınır sanki biraz.

İç ses!
Bu bahsi kapa!

Mutfağa gidip domates çorbası pişirdim.
Çoktandır öksüz olan mutfakta
Buğulandı ve ağladı camlar,
Gözyaşlarını kuruladım perdelerin ucuyla.
Çoktandır öksüz olan dünyaya baktım,
Allah babasıyla baş başa kalmış insanlara,
Poşetin tamamını beş bardak suya boşaltınca,
Sanki biraz rahatladım.
Kazanlar dolusu çorba kaynatsam sanki,
Artık kimse mutsuz olmayacaktı.
Ah…dedim sonra,
Ah!
İç sıkıntımla çektirdiğimiz bu fotoğrafta,
Aynı vampir gibi çıkacağız.
Kırmızı çorbama ekmek doğrayınca,
Sanki biraz ferahladım.
Karıştırdım ve iç ses diye fısıldadım:
Hala aç mısın? ‘’

Satırları okudukça boğazındaki yumru kocaman olup  tıkıyor yüreğini. Dilindeki tarçın tadı vicdanına batıyor. O gün kardeşiyle verdikleri ortak kararla annelerini huzurevine yerleştirmişlerdi. İçi hiç rahat değildi. Ben, annem hayattayken bile öksüz bir dünya yaratmışım kendime diye düşünüyor. Onsuz bir hayat yaşadım yıllarca, ömrümün çoğu şu uçaklarda, yerle gök arasında ait olmadığım topraklarda geçti. Yanında olmalıyım onun, geri kalan ömrümüzü birlikte yaşamalıyız, bir vişne ağacımız olmalı bizim de, kavanozlarca reçel yapmalıyız, diye düşüncelerle sabaha kadar kitaptaki bütün şiirleri okuyor. Okudukça hayatını gözden geçiriyor; amaçlarını , hedeflerini, uğruna kaybettiklerini   sorguluyor. Daha sonra yaşadığı ülkeye varınca ilk iş  annesinin yanına kesin dönüş yapabilmek için çalışmalara başlamak oluyor. Bir de Didem Madak’ın bütün diğer şiirlerini okumak…

http://oykugunlukleri.wordpress.com/

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s