Kuver Mağduru

Açlıktan başı dönmüştü. Vakit öğle saatiydi ama henüz bir lokma bir şey yememişti. Sabahtan beri halledilmesi gereken işler için koşuşturuyordu. Yine her zamanki gibi kahvaltı yapabileceği o on dakikayı da uyuyarak geçirmiş, alarm ikinci kez evin içinde inleyince sersem gibi uyanmış, artık yılların alışkanlığını yutmuş vücudunun düzenli hareketleriyle hazırlanıp çıkmıştı evden. Her gün iki simitle ofise gelen İsmail Bey de aksi gibi bugün işe gelmemiş hasta olduğunu arayıp bildirmişti. Her sabah onun simidinden bir iki lokma alır, açlığını öğlene kadar bastırırdı. İsmail Bey’e söylenmişti içinden. Beş dakika sonra müdürü yanına çağırıp İsmail gelmediği için o günkü banka işleriyle onu görevlendirmişti. Haliyle siniri ikiye katlanmıştı.

Banka öğle arası tatiline girmek üzereydi. Elindeki sıra numarasıyla şu an işlem yapılan arasında bir kişi kalmıştı. İnşallah adamın işi uzun sürmez de benimkini de hallederler bu arada. Bir saat daha bekleyemem bu iş için diye düşünüyordu. O sırada veznelerde bir kıpırdanma, bankoların önünde duran müşterilerde de bir homurdanma oldu. Bankanın sistemleri gitmişti. Zaten bir aksilik olmadan işlerimi halletsem çok şaşardım diyerek o da homurdananlar cemiyetinin geçici bir üyesi oluverdi. Sistemlerin gitmesi hiçbir zaman anlayamayacağı bir şeydi. Sistem kurulmuş bir düzenek değil mi? Nasıl olur da kalkıp gider? Bu bozukluğu ifade edecek başka bir kelime niye kullanmıyordu bu insanlar? Sistem bozuldu desinlerdi mesela, ya da arıza yaptı. Bunlara kafa yorarken midesinden yükselen açlık alarmını yandaki sırada annesinin elini tutan çocuk bile duydu.

Bir şeyler yemeliyim artık diye düşünerek bankanın civarındaki yerlere bir göz attı. Bankanın bulunduğu mevkii biraz sosyetik ortama benziyordu. Ufak tefek bir esnaf lokantası aradı ama göremedi. Süslü püslü sandalyeler, çiçekli masalar, güvenlik görevlisi gibi dikilmiş garsonlar ( neyse ki yüzleri gülüyordu ) mekanlarına buyur ediyorlardı müşterilerini. On dakika kadar lokantaları dış görünüşüne göre daha ucuzunu seçmek için  kıyasladı. Sonra birinde karar kılarak içeriye girdi. Menü gelince sinirlendi. Fiyatlar çok yüksekti ve anlayamadığı yemek isimleri vardı. Ama artık oturmuştu bir kere. Hem çok açtı hem de fazla zamanı yoktu. Menüyü iyice inceleyip en ucuz gibi görünen, ama normalde bu fiyatına üç tanesini bile yiyebileceğini düşündüğü tostu seçti. Yanına da bir çay. Bu arada garson masasına çatal, bıçak, peçete ve bir şişe de küçük su getirmişti. Suyu görünce sabahtan beri su içmediğini düşündü. Ama şimdi ne gerek vardı burada içmeye. Bir tosta bu fiyata yazan müessese sudan kim bilir kaç para alırdı. Suyu biraz itekleyerek masanın diğer ucuna taşıdı. Hava çok sıcaktı ve içi yanıyordu. Suyun masadaki varlığı onu iyice zor duruma sokuyor, içmemek için kendine karşı savaş veriyordu. Tost da iyice gecikmişti. Nerede kaldı diye etrafına bakınırken garson elinde tabakla çıkageldi.

Tabağındakileri afiyetle yedi bitirdi. Tostta kullandıkları peynir çok tuzluydu. Üzerine sıcak çayı da içince iyice içi yandı. Bu arada hesap için garsona el etti. Sağ eliyle havaya bir şey yazar gibi yapınca garson mesajı anladı ve içeriye girdi. Hesabın gelmesini beklerken su şişesi karşısında tüm görkemiyle, serin serin bir ifadeyle duruyordu. Savaşına devam edip içmedi. Sonunda hesap geldi. Tost, çay bir de kuver yazıyordu. Sinirlendi. İki parça şey yedik, onun bile hesabını yapamamışlar diye homurdandı. Garsona el etti yine. Çocuk bir koşu geldi. Evladım, ben kuver diye bir şey yemedim dedi, yanlış yazmışsın. Garsonun yüzünde belli belirsiz alaycı bir mimik gidip geldi, efendim, dedi. Bu kuver her müşteriden alınır, sizin için açılan servisin ücretidir, masanızdaki çatal, bıçak, tuzluk, peçete gibi şeyler için alınır diye ekledi. İyi de evladım, ben giderken yanımda mı götürüyorum bunları diye söylendi. İçinden de bir o kadar küfürler sayıyordu. O sinirle parayı uzattı, çocuk para üstünü getirmeye gidince masadaki suyu aldı bir hamlede. Evrak çantasının içine attı. Bankaya girene kadar sinirden terlemiş, ağızı yapış yapış olmuştu. Suyu çıkarıp kuverin acısını çıkartırcasına , üstüne başına akıtarak içti. Akan su gömleğinin cebine sıkıştırdığı kağıttaki hesap numarasını geldi ve mürekkebi dağıttı. Veznedeki kıza şu hesaba işlem yapılacak diye uzattığında rakamların okunmaz hale geldiğini görüp iyice sinirlendi. O gün banka işini halledemeden, homurdananlar cemiyetine kalıcı kaydını yaptırarak geri döndü…

https://oykugunlukleri.wordpress.com/

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s