Canavar Zemberek

eski_calar_saatler

Babasının gazete kuponlarını biriktirerek aldığı ansiklopedilerden her gün rastgele bir cildi seçiyor, sayfayı, geride iz bırakmayacak titizlikte koparıyor, birkaç kat katlayarak muazzam bir uçak yapıyordu kendine. Bugünkü uçağın adını, kopardığı sayfadaki bir maddeye ithafen zemberek koydu. ‘’Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm’’ yazmaktaydı maddede. Daha önce hiçbir saatin içini görmediğini düşündü. Durmadan çalışan, zamanı söyleyen bu garip aletin içinde neler olduğunu  merak etti aniden. Anne babasının yatak odasına koştu. Komodinin üzerinde duran çalar saati aldı. İçinde bir sürü rakam, bir tane tavuk ve iki civciv vardı. Tavukların saatin içinde çalışan görevliler olduğunu düşündü. Öyle ya yoksa ne işleri vardı orada? Bir şeyler yiyiyor gibi görünüyorlardı. Ama mutsuz oldukları her hallerinden belliydi. Kafalarını yerden hiç kaldırmıyorlar, civcivler semt pazarında gördükleri o küçük sevimli şeyler gibi cıvıl cıvıl ötmüyorlardı. Onları oraya nasıl koydular diye düşündü. Acaba şu zemberek denilen şey onları ele geçirip çalışmaları için zorlamış olabilir miydi? Zaten ansiklopedi sayfasında okuduğundan beri hiç hoşlanmamıştı ondan. Adı biraz ürkütücü geliyordu insana. Mahallede yaşça onlardan büyük bir çocuk zebani denilen korkunç yaratıklardan bahsetmişti bir keresinde. Bu zemberek de onlardan biri olmalıydı. Civcivleri ve annesini kurtarmak için acil bir plan yaptı. Onlara zarar vermeden oradan çıkarabilmenin tek yolu saatin arkasını açmaktı. Bir koşu gidip babasının takım çantasından tornavidayı aldı. Ama uygun başlıklı olanı bir türlü bulamadı. Uzun süre uğraştıktan sonra ön camı  kırmanın daha iyi bir fikir olduğuna karar verdi. Çekici alıp saate vurmaya başladı. Cam dayanıklıydı ama o tavuğu ve ailesini kurtarmak için bütün gücünü kullanıyor, zembereğe karşı açtığı bu savaşta galip olmak için elinden geleni yapıyordu. Sonunda cam çatladı. Kırık camın altına parmaklarını sokarak tavuğa ve civcivlere ulaşmaya çalıştı. Ama onlar da sıkı sıkıya tutunmuşlardı metale. Çıkarmak için zorlarken minik parmakları kırık cama sürtündü ve kanamaya başladı. Tavuklar, saat, hatta halının üzeri bile kırmızıya boyandı aniden. O sırada annesi çığlık atarak koştu yanına. Hemen ellerini temizleyip sardı. Ve çocuk ne kadar anlatırsa anlatsın, annesi ne yapmaya çalıştığını bir türlü anlayamadı…

’Teyze, bu filmlerde ölen insanlar var ya, onlar sonradan canlanıyor mu?’’**

Bir çocuğun duru bakışlarıyla görebilseydik eğer, bir düş bahçesi ahenginde olurdu dünya. Kırmızı bisikletlerimizle yolları aşar, elma şekerlerimizle doyar, renk renk balonlarımızla umutlar doldururduk ceplerimize.

 

 

** Sevgili yiğenim Ayşenaz’ın kafasını karıştıran konulardan biri 🙂

 

Reklamlar

3 thoughts on “Canavar Zemberek

  1. ne hoş bir kısa öykü olmuş bu, elinize sağlık.tam da bir çocuğun yapacağı bir şey. “çocuk ne kadar anlatırsa anlatsın, annesi ne yapmaya çalıştığını bir türlü anlayamadı” cümleniz de hep yaşanan bir durumu çok güzel anlatıyor.
    tavuklu saatleri hatırlıyorum ben de, artık yoklar galiba değil mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s