Semaver-Sait Faik Abasıyanık

SemaverSait Faik Abasıyanık’ı ilk kez babamdan dinlemiştim. Onun elinde kağıt kalemle dolaştığını, parkta bir banka oturup insanları izleyerek hikayeler yazdığını duymuştu bir yerlerden. İlk yayımlanan kitabı Semaver’i okurken onun İstanbul sokaklarında ve Fransa’da yine bir köşeye oturup, elinde kalem kağıt notlar alışını hayal ettim.

Kimi kaynaklara  göre babasının desteği ile yayımlanan bu ilk kitabı basıldığında 30 yaşındaymış Sait Faik. Hikayelerinde insan sevgisi ve sıradan insanların hayatlarından kesitler bulunuyor. Kitaba adını da veren Semaver isimli öyküsü, bir fabrika işçinin annesiyle olan hayatından bir bölümü ve annenin sessiz sakin ölümünü anlatıyor. Öyküdeki semaver bir kişilik kazanıyor ve çocuk , bir sabah yemek masasında karşılaşmalarından sonra gözden ırak bir yere kaldırıyor, o evde semaver bir daha kaynamıyor.

İlk yazdığı öykü olan İpekli Mendil de dahil toplam on dokuz öykü yer alıyor kitapta. En sevdiğim birkaç öykü ; Meserret Oteli, Şehri Unutan Adam, İhtiyar Talebe ve Louvre’dan Çaldığım Heykel. Öyküler içinde çok güzel ve ilginç benzetmeler var :

”Yerdeki Kocaeli kilimi ıslak bir kırmızı renkle, gaz lambasının altında, acayip bir reçel gibi kaynıyordu.” (Babamın İkinci Evi)

”Birden bütün neşemin bir camın kırılışı kadar ses ve şıngırtı çıkararak düşüp kırıldığını gördüm. Ayak ucuma düşüp kırılan neşemi gözlerimle topladım.” ( Şehri Unutan Adam)

” Ovaların ve küçük tümseklerin yanında etrafına hiçbir dost ve sevgili takmadan bir bekar adam gibi yükseliveren Erciyes’i dahilere benzetirdi. Öyle kurak ve kimsesiz memleketlerde kendi başlarına sivriliveren insanlardan bir insandı sanki Erciyes.” (Üçüncü Mevki)

”Yerime küçük çocuğun saçlarından ve kafasından aldığım bir masumiyetle çöküyorum. Aynı çocukluk sinirlerime yayılıyor. Fakat zehirlenir gibi uyuyorum.”(Üçüncü Mevki)

”… Macar kızı bir bisküvi kadar kıtır kıtır ve ağza alınınca bir bisküvi kadar yumuşaktır. Halbuki Avrupalı çingenenin  tadı, İsviçre dağlarının karışıksız sütünden yapılmış; sağlam ve gürbüz kadınların yoğurduğu hamurdan olmuş halis bir çikolata tadındadır.” ( İhtiyar Talebe)

” Toprak, yaz yağmurundan daha bol yağan kadın gözyaşına her nedense her zaman hasrettir. Ve derler ki, kadınlar ne kadar çok ağlarsa erkekler o kadat mesutturlar.” ( İhtiyar Talebe)

Sait Faik Abasıyanık, modern Türk hikayeciliğinin öncülerindendir ve  yaptığı katkılarlarla  Türk edebiyatında bir dönüm noktası olmuştur. Ölümünün ardından Burgaz Adası’ndaki evi müzeye dönüştürülmüş ve annesinin vasiyetiyle her yıl onun adına öykü ödülü verilmektedir.

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s