Metropia-Tarık Saleh

Yakın bir gelecekte, petrol kaynakları tükenmiş, tüm  Avrupa büyük bir yeraltı tünel sistemiyle birbirine bağlanmıştır. Baş kahramanımız Roger, mutsuz, birbirinin aynı günleri yaşamaktan sıkılmış, bir şirketin çağrı merkezi bölümünde çalışmaktadır. Yaşadığı dönemde bisiklete binmek bile yasaktır ama işe gizli bir şekilde bisikletiyle gidip gelmektedir. Bir sabah yine işe gitmek üzere evden çıktığında bisikletinin parçalanmış olduğunu görür ve istemese de bu metro sistemini kullanmak zorunda kalır. Sisteme girdiği zaman kafasının içinde başka biri konuşuyormuş gibi sesler gelmeye başlar ve o sesin nereden geldiğini bulmaya çalışır. Metroda, her sabah duş alırken kullandığı şampuanın reklamlarında olan kızı görür (Nina) ve kendini onun peşinden gitmemek için ikna edemez. Nina ile beraber yaptığı kısa yolculuk sonucu kendisini büyük bir komplonun içinde bulur: İnsanların düşüncelerini kontol eden büyük bir şirket vardır. Ürettikleri mavi renkli şampuanla, insaların saç tellerini anten olarak kullanarak düşüncelerini takip edip, iç sesle onların davranışlarını kontrol etmektedirler. Böylece akıllarından geçen her şeye yönelik birer ürün tavsiye ederek tüketime yönlendirirler. Her bireyi evlerindeki televizyonları aracılığıyla izleyen bir görevli vardır. Roger tüm bunları öğrendikten sonra Nina ile beraber bu sistemi çökeltmek için savaşır.

Desktop3

Film yönetmen Tarık Saleh’in  ilk filmi. Farklı bir animasyon tekniği ile çekilmiş. Karakterlerin kafalarının ve gözlerinin büyük oluşu en çok hoşuma giden detaydı. Gri bir atmosfer, yüksek apartmanlarda kutu gibi dairelere sıkışmış yaşamlar. Konu itibariyle George Orwell ‘ın 1984’ünü okuyan ya da filmini izleyenleriniz varsa, benzer olduğunu söyeleyebilirim. Buradaki ‘büyük birader’ kavramı ise bir şirket. Sonuç olarak distopik bir film. Ancak yönetmen bu konuda bize katılmıyor. Kendisiyle yapılan bir röportajda filmini distopik olarak görmediğini söylüyor: ‘Bana göre toplumun şu anki durumunu betimleyem bir film yapmak istedim. İnsanlar Metropia’nın gelecek hakkında bir distopya olduğunu söylüyorlar. Hayır, gelecek hakkında değil. Şimdiki zaman hakkında. Ben şu anda Avrupa’yı öyle görüyorum.’

Aklıma hemen İstanbul’daki metrobüs karmaşası geliyor. Ve otobüs sistemi. Biliyorsunuz, herkesin kullanmak zorunda olduğu bir kart var. Filmdeki şampuan yerine bu kartı ele alalım. ‘Şirket’ ya da ‘devlet’ bu kart üzerinden gönderdiği manyetik dalgalarla insanların düşüncelerini kontrol ediyor. Ya da işi daha ileri götürelim. Yolcuların büyük çoğunluğu ayakta olduklarından, düşmemek için metrobüste bir yerlere tutunuyorlar. Vücutlarının metal parçasıyla temas eden her bir noktasından, hücrelerine oradan da kan dolaşımı aracılığıyla beyinlerine ulaşan bir sistem düşünün. Bu sistem sadece dokunma eylemi ile çalışıyor ve metrobüs hattında geçerli 🙂 Neyse düşündükçe başka fikirler de geliyor aklıma. Ne de olsa düşüncenin sonu yok. Senaryolarımı daha fazla ortaya dökmemeyim en iyisi. Geçenlerde bir arkadaşımın söylediği ve beni hem güldürüp hem düşündüren bir söz geldi aklıma şimdi : ‘Metrobüste orman kanunları geçerli.’ Şimdi orman kanunlarının geçerli olduğu bir toplu taşıma aracında nerede kalmış düşünce izleme falan…İnsanların tek derdi bir an önce evlerine gitmek. Öyle oturmuşsun, başını cama yaslamışsın, seni konrtol eden iç ses, tam zamanı şimdi gireyim kafasına diye düşünmüş…Nerde… Şahsen ben metrobüsteyken o iç sesin bana satabileceği hiçbir şey olamaz !

Distopik ve distopya demişken kısaca değinmekte fayda var : Distopya ; karamsar bir gelecek hikayesi üzerinden sistem ve toplum eleştirisi üzerine kurulmuş  bir bakış açısıdır. Bu fikir üzerine yazılmış edebiyat eserleri ve yapılmış filmlerin birkaçını izlemişsinizdir. En iyi örneklerden ikisi sanırım George Orwell’ın 1984’ü ve çok yakın zamanda hayatını kaybeden Ray Bradbury’ nin Fahrenheit 451  ‘i. Bu tarzdaki kitaplar ve filmler hakkında çok iyi bir dosya yayınlamış olan kediler ve kitaplar blogunu okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s