Ruh Treni (Trenler de Ahşaptır-Haydar Ergülen)

IMG_2270‘Tren bir yılın daha sonuna doğru hızla yol alıyor. Tren bir yolun daha sonuna doğru… Bazı yolcuların trende daha hızlı yıl ve yol aldığını anlamak için fazla gözlem yapmaya gerek yok. Onlar daha trene binmeden yolu yarılamışlardır bile. Ah, o içimizdeki yol, ah, o içimizdeki yolcu! Kimsin sen? Oğuz Atay gibi mi sormalı yoksa, ‘nerdesin sevgili okur?’ Ya sen nerdesin içimi gezen yolcu, içimden giden yol? Nerede başlar, nerede bitmez, kimse bilmiyor.Zaten bilseler, zaten bilsek içimizdeki yolcuyla yola çıkar mıydık, ne yolu, şurdan şuraya bile bir santim kıpırdamazdık. Öyle ya, ya içimizdeki kadın/ adam/ genç/ çocuk, artık her kimse, ya alıp başını giderse içimizden, ya o zaman geniş, büyük, derin bir boşluğa dönüşürse içimiz, bir daha da hiç kimse,hiçbir kelime, aşk, şehir, hatta hiçbir şiir gelip o boşluğun kapısını çalmazsa, girip içini doldurmazsa, o zaman nereye gitsek, kim bizi görse, bizim artık eksik olduğumuzu anlar…’

‘Ruh trene de sığmaz, yola da. Ama ya ruhunu unutup trene binenler, onların sığacak, sığınacak neyi vardır ki! Onlar ki geçip gittikleri kırlara, gözucuyla bile bakmadıkları mor dağlara, dağların mor vakitleriyle mor bir atlasa dönüşmüş tabiata, ince sözler gibi akan ve çocukluk gibi mırıldanıp onları babaevine çağıran derelere, ve suların kıyısındaki yalnız taşlara, ovayı ipek gibi saran dumana, ince tülden sise, ve o sisin kederini o tülün ardından çıkıp dağıtacak bir düğün alayına, beyazlara, kırmızılara, allara, dallara, güllere, ‘ zurnanın ucundaki yepyeni bir çingene’ye, ki Cemal Süreyya demiştir, şiirin ucundaki yepyeni bir çingeneye, üstadımız Ahmet Haşim’in o beklenmedik, o ‘infilak‘ gibi hıdrellez güzellemesine, ‘Çingene bizzat bahardır’ demelerine ne demeli? Ruh bu, bir kez açılmaya görsün gerisi bahar gibi gelir, ‘ruh bizzat bahardır’ yakıştırmasını mı beğenir artık, ‘ruh bizzat çingenedir’ süslenmesini mi, kimse bilemez! Kendinden açılan ruh bir kez bir çift göz olup, ruh gözü, gönül gözü, trenin penceresinden bakmaya görsün eski ruh parklarına, güzel Ankara’lara, gençlik parklarına, hatıra parklarına,  aşkyokuşun gökyokuş olup yine de kalbini eline alıp koştuğu günlere bir çocuğun, ki ruhu da o günlerde gözü olmuştur, insanın ruhuna gözü gibi bakması, kendine değil, aşka ve yola övgüsüdür.’

‘İnsan biraz da ruhuyla kalmak, başbaşa kalmak, uzun uzun kalmak istiyor ama, ruhun suçu yok bu gidişte çoğu kere, ruh yerleşik olmak istiyor, gövdesini benimsiyor, içini seviyor, ne var ki insanın durağı başka insandır, konağı başka hayattır, o yüzden trendir, vapurdur, uçaktır, otobüstür, atlayıp gidiyor, yaya giden, bisikletle giden de oluyor, yeter ki yolculuk olsun, ruh  şurda dursun! Ruh orda duruyor. Sonra da ruhun gidesi geliyor. Aşk da gezer demişti Necati Cumalı, belki de Ruh da gider demektir bunun anlamı…’

‘Ruhtur,rıhtımı yoktur, doğrudan doğruya denize açılır insan ruhundan…’

Haydar Ergülen- Trenler de Ahşaptır (sayfa 81-87)(Kırmızı Kedi Yayınevi) ‘den alıntıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s