Bir Tuhaf Yolculuk

Uzun bir uçak yolculuğundan sonra kendimizi İstanbul-Eskişehir otobüs yolculuğunda bulduk.Uykusuz geçen bir gecenin ardından,yorgun,gerektiği kadar sinirli ve kafamız bulanık bir halde mis kokulu Esenler’in güvenli kollarından ayrılarak yola çıktık.Otobüsün soğuk camında kendime konfor yaratmaya çalışan kafam bir türlü istediği kıvamda yerleşemediğinden,ön koltuğun arkasına yerleştirilmiş olan ekrandan bir şeyler izlemeyi denedim.Kim bilir kaç yüz kişinin kulağına üfleyen kulaklıklardan ölesiye nefret ettiğimden kendi telefonumun steril kulaklığına yapıştım yine.Ancak sevgili otobüs firmasının en son teknolji olarak anons ettiği sistemlerinde sadece birkaç yerel kanal vardı ve çoğu zaman yoğun bir cızırtı ile görüntü kayboluyordu.O kadar yorgundum ki uyuyamıyordum.Yorgunluk katsayım arttıkça çevredeki seslere duyarlılığım doruklara ulaşmaya başladı.Zaten aksinin olması imkansızdı.Memleketimden insan manzaraları her zamanki formunda,otobüsle beraber tam gaz ilerliyordu:

Yan koltuk:Daha İstanbul sınırlarından bile çıkmamıştık ki yan koltuktaki adam otobüsün yolcu aldığı ikinci durakta aşağıya inip,içinde bir ekmek ve kocaman domates olan bir torbayla geri geldi.Sesini sonuna kadar açtığından kulaklıktan dışarıya fırlayan sesler eşliğinde, ekmeğiyle beraber kocaman domatesini yemeğe başladı.

Arka koltuk:Anne-kız.Yüksek doz konuşmalarından anlaşılıyor ki, kız evlilik hazırlıkları yapıyor ve İstanbul’da yaşayacakları  evi ,annesiyle beraber düzenlemeye gelmişler,işleri bitmiş,şu an arka koltuğumuzda geri dönüş yolculuğundalar.Yol boyu ara ara kızın cep telefonu çalıyor ve arkadaşlarına gelişmeleri aktarıyor.Telefon görüşmelerinden biri davetiyeleri hazırlayan firmadan.Firma hazır olduklarını söylemiş olacak ki kız teslim almaya geleceğini söylüyor.Eee tabi otobüsteki herkesin duyması lazım.Malum büyük bir olay bu;evlilik.

Ön koltuk:Yalnız seyahat etmekten oldukça sıkıldığını anladığımız arkadaş cep telefonundan seçtği numaraları teker teker aramaya başlıyor:’Abi nerdeyim biliyor musun?Eskişehir’e gidiyorum ya..yoldayım…’Aynı muhabbeti sıkılmadan birkaç kişiye yapıyor.İstemeden de olsa geçen haftaki Edirne seyahatinin yüzeysel detaylarını işitiyoruz.Yaptığı görüşmeler sonucu bir arkadaşını,kendisini otogardan alması konusunda ikna ediyor.Tebrikler…

Bu arada otobüsün arka koltuklarından  öne doğru korkunç bir ayak kokusu yayılıyor.Birisi ayaklarını rahatlatmak istiyor sanırım.

Yan koltuk (domates ekmek yiyen adam):Karnı doyunca hafiften keyifleniyor,ekranda izlediği dizinin saçma detaylarını artık eşi mi,nişanlısı mı ya da her neyiyse bizi ilgilendirmeyen ‘aşkısı’na anlatmak üzere telefona sarılıyor.Dizide olan biteni gayet rahat,tabi ki kimsenin rahatsız olabileceğini düşünmeden anlatmaya başlıyor.Bu da yetmezmiş gibi arada sırada balgamla karışık genzini temizleme egzersizleri yapıyor.Kulaklığından dışarıya süzülen vıcık vıcık medya akıntıları kulaklarımda jilet etkisi yaratıyor.Bir kuyunun dibinde, karanlıkta sessiz sedasız oturuyor olmayı hayal ediyorum!

Arka koltuk (anne-kız):Otobüse bindiklerinden beri benim koltuğumu arkaya yatırmış olmamdan şikayetçiler.Ben de onların durmadan çalan telefonlarından ve car car konuşmalarından rahatsızım.Ancak iki taraf da şikayetlerini birbirine aktarmıyor.Anne kız kendi aralarında beni çekiştiriyorlar,bense müziğin sesini bir ton daha açarak onları duymamaya çalışıyorum.Uyumak istiyorum,yorgunluktan kemiklerim sanki vücuduma saplanıyor ama uyuyamıyorum.Otobüs uyumak için yanlış bir yer.Anne bir fedakarlık örneği göstererek tam benim arkamda oturan kızıyla yer değştiriyor.Böylece evlilik hazırlıkları yapan biricik kızı daha rahat edecek.Anne yüreği yavrusunun rahatsız yolculuk yapmasına dayanamıyor.Belki de bu birlikte son otobüs yolculukları.Bir dahaki sefere o yan koltukta ‘damat’ oturuyor olacak.Anne bunları düşünüyor olabilir.Ama kızın aklı fikri evlendikten sonra oturacakları evde.Yok efendim bazı şeyleri ucuza almış,iki tane aldığı bir şeyin ikincisine yarı fiyatını ödeyerek kar yapmış falan…Bir ara eşim de koltuğunu geriye doğru hafifçe yatırmak istiyor;arkadan tepki geliyor hemen.Bu arada saatlerdir sessiz olan fedakar anne hemen cesaret bulup bana bulaşıyor koltuğu kaldırayım diye.Oysa kolumu kıpırdatacak halim yok.Üstelik öndeki yolcu da koltuğunu yatırmış,ben arada kalmışım.Off bir uyusam şu karanlık kuyuya bir inebilsem dünyalar benim olacak.Afrika’dan Eskişehir’e ışınlanabilmek için neler vermezdim!O kadar yorgunuz ki sinirlenmeye bile gücümüz yok.

Kimsenin kimseye saygısının olmadığı ,bir nevi yürüyen bir deliler evi olan bu otobüsün içinde tıkılıp kalmışım.Yol bir an önce bitsin istiyorum.Ben zaman hesapları yaparken otobüsü trafik polisi durduruyor.Rutin bir kontrol olduğunu düşündüğümden önemsemiyorum.Ama zaman kaybı olarak kayda alıyorum.Sinirleniyorum.

Arka koltuk (anne-kız):Otobüse ilk bindiklerinde fedakar anne kızının cam kenarına geçmesini istemişti.Böylece otobüsün camından kayıp gidecek olan puslu İstanbul manzarasından fedakarlık etti.Ancak çok geçmeden benim koltuğumdan rahatsız olan kız cam kenarında olmayı da manzarıyı da umursamıyor.Annesinin yer değiştirme teklifini hemen kabul ediyor.Bu,bir çocuğun(şu an kazık kadar olması sonucu değiştirmez) annesinin fedakarlığını sömürmesi değildir de nedir?Basit bir insani olay:Bencillik!Vicdan kirliliği!Bir çoğumuzun çocukken yapmış olduğu ya da hala yapıyor olduğu gerçekler…

Trafik kontrolünden tahmin ettiğim gibi bir şey çıkmıyor.Her fırsatı değerlendirmeye bayılan sigara tiryakileri birer ikişer ağaşıya inip,hemen acele acele tüttürüp,yarısı ciğerlerine diğer yarısı üzerlerine sinen o keskin kokuyla otobüse geri biniyorlar.Hiç sigara içmeyenler için bu kapalı kutuda o keskin kokunun nasıl rahatsız edici olduğunu anlatamam.Bir de içine çektiği dumanı otobüsün içinde geri üfleyenler  var ya,hani dolmuşlarda otobüslerde de böyle tiplere rastlarsınız,işte onlara çok sinir oluyorum.

Mola yeri ,tuvalet (küçük kız ve annesi):Mola yerinde pırıl pırıl ekmek ayvalarını görünce dayanamıyorum.Birkaç tane alıyorum.Sonra lavaboya gidip bir tanesini yıkamak istiyorum.Ellerini yıkayan bir kadın var içeride.Sonra küçük kızı görüyorum.’Anne ben ellerimi yıkadım bile’diyor.Anne şaşırıyor.Küçük kız alaturka tuvaletteki küçük çeşmeyi kullanmış.Ona boyu yettiği için, çocuklar için yapıldığını düşünmüş :)Annesinin suratına yerleşen ani bir tiksinti mimiği , benim kızarmış gözlerimle ,yüzümdeki hafif  gülümsemeyle buluşuyor aynada…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s