Bir Çocuğun Neşesindedir Bayram

Bir çocuğun neşesindedir bayram.Büyüklerin dayattığı yapay bir mutluluk kavramından ötedir,yastığının altında uyursun onunla bütün bir gece…

Sabah okula gideceğim ,yine mutsuzum.Havanın aydınlanması demek okula gitme zamanı geldi demek.Nefret ediyorum sabahlardan.Gün ışımaya başladığı anda koşuşturmalar başlıyor.Birazdan annem gelecek.Haydi kahvaltıya,diyecek her zamanki gibi abartarak öğlen oldu kalkın artık diye bağıracak.Geç kaldınız okula diye seslenecek.Sıcak yatağın içinde bir o yana bir bu yana dönerken daha da çok gömülesim geliyor yastığa ve yorgana.Yatağın içinde gizli bir bölme olsa,sabah olunca açılsa ve ben annem yakalamadan girsem o kuytuya.Gün boyu orada sessizce tek başıma yatsam,arada bir şeyler okusam,uyusam,uyansam akşama kadar takılsam .Ben bunları düşünürken annem geliyor,haydi çocuklar bugün bayram.Babanız gelecek birazdan namazdan.Kalkın diyor.Bayram sabahı olduğunu hatırlıyorum bir anda.Yaşasın diyorum okul yok bugün.Ama yine de erken kalkmak zorundayım.Hayalini kurduğum o gizli bölmeyi düşünüyorum.Ama bugün bayram.Gizli bölmelerinde bile rahat bırakmazlar insanı.

İstemeyerek kalkıyorum yataktan.Babamı üzmek istemiyorum çünkü.Her zaman bütün aileyi bir arada görmek ister babam.Akşam yemeklerinde,Pazar sabahı kahvaltılarında,bayramlarda…Herkesi bir arada görmek mutlu eder onu.Bayram sabahları da ayrı bir neşeli olur.O namazdan geldikten sonra bayramlaşırız.Annemin, babamın elleri öpülür.Artık kocaman olduğumuz için çocukluğumuzdaki gibi harçlık beklemeyiz.Zaten büyüyünce masraflarımız da arttığı için harçlıklar bayramlarda değil,düzenli olarak alındığından, ayrı bir beklentinin içine girmeyiz biz de.Bayramlardaki en büyük harçlık,okulun tatil olmasıdır artık.Güzel bir kahvaltı hazırlarız annemle beraber.Ekmekler bir gün önceden alınmıştır.Bayramda çalışmaz fırınlar.Mahalle bakkalı uyarır herkesi.Bayramda ekmek çıkmayacak der.Önceden stoklanır ekmekler.Annem börek yapar bayram sabahı için.Kıymalı patatesli,ya da ıspanaklı peynirli.Mis gibi demlenmiş çayımızla beraber güzel bir kahvaltı yaparız ailecek…Sonra ziyaretler başlar.Komşularla türk kahveleri içilir,artık bilmem kaçıncı kez istemiyorum desen de tatlılar gelir.Kolonyalar tutulur.Hangi eve girseniz aynı koku gelir burnunuza.Aşırı şerbetli tatlı,türk kahvesi ve kolonya kokusu.Muhabbetler bile aynıdır.İyi bayramlar dilekleri havada uçuşur,dudaklar değdirilmeden çene ve alnın karşındaki kişinin eliyle buluşmasından ibaret bayramlaşma teknikleri sergilenir.Kimse gerçek anlamda el öpmez.Yanaklar birbirine değdirilir,böylece öpüşülmüş olunur.Öptüğün kişinin kokusunu duyarsın sadece.O da büyük ihtimalle sabah hazırlanırken sürdüğü parfümüyle,gittiği evde kendisine tutulan kolonyanın karışımından oluşan boğucu bir kokudur.

Bayramlarda size ikram edilen bir şeyi yememek ya da almamak ayıp olarak bilinir.Küçükken ayıp olarak öğrendiğiniz her şeyi annenizin babanızın gözetiminde olduğunuzdan  ve ‘ayıp’ kesinlikle yapılmaması gereken bir şey olarak beyninize kazındığı  için aksini yapmamaya çalışırsınız.İkram edilen şeyleri yer,kolonyaları sürünürsünüz. Bir bayram sepeti gibi koka koka geçiririniz o günü.Büyüklerin ellerini  gerçek anlamda öpersiniz.Hafiften çene değdirme takdiğini henüz öğrenmemişsinizdir.O yüzden dudaklarınızda hep o gün boyu sürülen altınbaş,ya da limon kokulu kolonyanın  tadı olur.

Ben bayramlarla ilgili takdikleri çok küçük yaşta öğrendim.El öpmekten de,komşulara gidip bayramlaşmaktan da pek hoşlanmazdım.Birisi öpeyim diye elini uzattığında o el gözümde büyür kocaman olur,derisi üzerindeki her nokyata odaklanır,kokusunu taa karşıdan alırdım.Büyükleri zlerken görmüştüm.Onlar hiç de bizim gibi gerçekten öpmüyorlardı insanları ve ellerini.Kısa bir süre sonra ben de büyükler gibi bayramlaşmaya başladım.Yaş ilerleyince de el öpmek yerine el sıkma olayına terfi ettim. Böylesi daha iyiydi benim için.

Bayram boyu tüm merasimler aynen uygulandı uzun bir süre.Sonra öyle bir dönem geldi ki, insanlar bayramı bayram olarak değil de tatil zamanı olarak algılamaya başladılar.Kimse uzaktaki ailesine ya da akrabalarına gidip el öpmek istemez oldu.Daha aylar varken nereye gitsek diye plan yapmaya başladılar.Seyahat acentelerinin ,gazetelerin sayfalarındaki  renk renk otel reklamlarından kendilerine uygun olanı seçtiler.Aylar öncesinden rezervasyonlar yapıldı.Bayram sabahları kuru bir telefon konuşmasıyla büyüklerin bayramları kutlanır oldu.Bir dahaki bayrama kesin geliyoruz gibi anlamsız sözler verilmeye başlandı.Televizyonda ,bayramdan önce iç karartıcı ve duygu sömürücü şeker reklamları yapılmaya başladı.Anneanneler,dedeler,torunlar kullanıldı reklamlarda.Bayramlar alışveriş ve tatil olgularına dönüştü zamanla.

Çocukluğumun bayramları mazi olma yönünde hızla ilerliyor.Şehirlerin her bir yanına mantar gibi biten alışveriş merkezleri yapılıyor.Büyükler çocukların ellerinden tutup ,beton yığını binaların suni parklarına götürüyorlar.Çiçekler.böcekler,bayramlar sahte artık.Cam bir fanusun içinde ölü bir balık gibi yaşıyor görünmeye çalışıyoruz…

Oysa bir çocuğun neşesindedir bayram.Büyüklerin dayattığı  yapay bir  mutluluk kavramından ötedir,yastığının altında uyursun onunla bütün bir gece…Sabah uyanınca parlak kırmızı ayakkabılarını giymektir bayram.El öpersin,bayram harçlığı alırsın,gider mahalle bakkalından çatapat alırsın.Taşa sürte sürte eğlenirsin.Kokusunu otuz yaşına da gelsen unutmazsın.Bir alışveriş merkezinde,ya da güneyde  bir otelde hamburger yemekten daha iyidir bayramı yaşamak…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s