Bir sonbahar intiharı-Nilgün Marmara

Nilgün Marmara ismine ilk rastlamam, Sylvia Plath’ın Sırça Fanus kitabına başladığım zamanlara denk gelir. Yeni bir kitaba başlamadan, yazarı ve kitabıyla ilgili küçük çaplı bir araştırma yapmayı severim. Sırça Fanus’u da, daha önce hayat öyküsünü Gwyneth Paltrow’un oynadığı Sylvia filmini tesadüf sonucu izledikten sonra okumak istemiştim. Yıllar sonra fırsatım oldu. Başlamadan önce yaptığım küçük araştırmada, Nilgün Marmara ismine sık sık rastlamak onu merak etmem için yeterli bir sebepti. Daha önce ismini duymamıştım. Sylvia Plath’a olan hayranlığı ve tıpkı onun gibi kendi yaşamını sonlandırması ilgimi çekti. Ekşi Sözlük’te bir yazar arkadaşımız Sylvia Plath başlığına şöyle bir yorum yazmış:’Nilgün Marmara’ya bir şiir dolusu ölüm armağan etmiş şair.’  Sonunda onunla ilgili birkaç blogda, wikipedia’da ve bazı sitelerde yayınlanmış yazılar buldum. Ölümünden sonra yayınlanan günlüklerinin toplandığı Kırmızı Kahverengi Defter isimli kitabını araştırdım. Kitabı bulmam imkansız gibi görünüyordu.Ama okumak, onu anlamak için gerekliydi.Sonunda Dün-Lük isimli blogunda , benim gibi kitabı arayanlara yardım edebileceği notunu düşen Dilek hanımla yazıştım. Onun sayesinde günlüğü okuyabildim. Kendisine buradan,paylaşımı ve yardımı için tekrar teşekkür ederim.

”bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı cinnet koyun erdemin adını. Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın hepiniz mezarısınız kendinizin…’‘(Mezar isimli şiirinden alıntı)

Nilgün Marmara Bogaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuydu. Çeşitili dergilerde  şiirleri yayınlandı. Daktiloya Çekilmiş Şiirler, Metinler isimli kitapları ve Kırmızı Kahverengi Defter isimli günlüğü var yayınlanmış olan. Sevdiği şair Sylvia Plath’le ilgili incelemeler yapmış. Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi isimli araştırma kitabı var. Ve tıpkı onun gibi 1987 yılının bir sonbahar gününde , henüz 29 yaşındayken kendini beşinci kattaki evinin balkonundan atarak initihar  etmiş. 13 Şubat 1958 doğumluydu. Ve yine bir ayın 13. gününü  seçmişti ölmek için. ‘Hayatın neresinden dönülse kârdır.’ diyerek…

“Azimsanamayacak kadar ölmüsüm .Azimsanamayacak denli ölüyüm… Geliyorlar, bu evde dogan yeni bir ölümü görmeye; kosarak, düse kalka yuvarlanarak, sürünerek… Nasil olursa olsun; görmek için bu eski dostlarinin yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kivilcimlarini geliyorlar. Ölüm sessizligi, toz ve küf kokan evden ayrildiktan sonra seviniyorlar canliyiz diye’

Nilgün Marmara’yı anlatan güzel blog ve siteler mevcut internette. Biraz gayretle onları bulmanız kolaylaşır. İçlerinde bir tanesi vardı ki, sayfaları okurken Zenep Özkal’ın Nilgün Marmara için bestelediği Kum Bekçisi isimli o güzeli şarkı çalıyor. Zelda Nilgün Marmara Blogspot ı ziyaret ederek hem şarkıyı dinleyebilir hem de bilgileri okuyabilirsiniz. Güzel ve anlamlı bir blog olmuş. Yazar(lar)ını tebrik ederim.

‘Ölüm, yaşayabilmek için sonsuzca kaçındığımız, ama sözcükleri yaşatabilmek için kucak açtığımız…’

‘Kentlerin havaalanlarından çok düşalanlarına gereksinimi var.Yeni düşalanları yapılmalı,olanlar restore edilmeli ya da tümden yokedilmeli.’

Kırmızı Kahverengi Defter kitabında, yani günlüklerinde, zaman zaman aldığı notlar, yazarlar ve kitapları, düşünceleri, rüyaları, günlük paylaşımları var. Bir tarafta kendi el yazısıyla, aynen günlüğünü okur hissine kapılıyorsunuz. Diğer tarafta ise daha rahat okuyabilmemiz için el yazısıyla yazdıklarının basılmış hali var. Sayfaları okurken kendimi kötü hissettim. Anlamadığım bölümler vardı. Ama anlamam gerekmiyordu zaten. İnsanın günlüğü onun beyin haritası gibi bir şeydir. Başka bir insanın beyninde gezinmek, üstelik beni durduramayacak kadar uzaklarda olduğunu bilmek, biraz korkutucu. Evet korkutucu. Hayatta olmadığı için, bizim onun özel düşüncelerini okumaya hakkımız yok ki… Hep bunları düşündüm okurken. Suçluluk duygusuyla kol kola… Zaman zaman bende günlük tutarım. Ama ben ölmüş olsam da , yaşıyor olsam da yazdıklarımı kimsenin okumasını istemem sanırım. Bu tam bir içsel aktarış. Zaten dıştaklerin bilmesini istediklerimizi günlük yaşamımızda konuşmuyor muyuz. Bırakın içimizdekiler bizim olsun.

‘Şiir,dairesel bir labirentte yeşil merkezden dağılan ana yolları kesen kısa keçi yolları açmaktır;üzerinden kurtlar da aşırır,tilkiler de …Sıçrama;uzun yolları kesmek amacı,çembere ulaşma duygusu ve ‘hasta olmayan hayvana’ duyulan özlemle gerçekleştirilir.’

‘Azımsanmayacak kadar ölmüşüm!

Azımsanamayacak  denli ölüyüm!’

‘Gömütün kapağı hep açık, ölünceye dek.yaşadıkça uçuşan anları,düşünceyi ve duyumları bir bir atıyoruz , sonra hiçbir şey biriktirilemez , üretilemez duruma geldiğinde kendimiz giriyoruz ve örtüyoruz kapağı üzerimize…’

Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum,kendime bir yer…  Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben’im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış  hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayrı yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.’

Zeynep Özkal’ın güzel sesinden de dinlediğimiz gibi: Çöl fırtınası, gök haritası, ev uzak bana… Ben gidemedim, gel diyemedim, dünya yasak bana… Ahhh, vaktim doldu, ahhh çarem yoktu, hoşçakal…

(Alıntılar Nilgün Marmara’nın Kırmızı Kahverengi Defter isimli kitabından yapılmıştır)

Reklamlar

One thought on “Bir sonbahar intiharı-Nilgün Marmara

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s