Arirang-Kim Ki duk Kişisel bir hesaplaşma

Sevdiğiniz bir yazarın, bir oyuncunun, yönetmenin tüm filmlerini izlemek, tüm kitaplarını okumak gibi saplantılarınız var mıdır? Bunları amaç ve hedef haline getirecek kadar ileriye gider misiniz? Sizleri bilmem ama benim bu tarz hastalıklarım var. Bir kez bu hastalığa yakalanınca da onunla yaşamaktan zevk almaya başlıyorsunuz.Bazen keşke diyorum  bu hastalığı daha önce keşfetseymişim.

Kim Ki Duk, bütün filmlerini izlemeyi tasarladığım bir yönetmen. Yazıyor,yönetiyor ve bazen de filmlerinde küçük bir rol alıyor. Henüz beş filmini izlemiş bulunuyorum. 15 yıl boyunca her yıl bir film çekmiş Kim Ki Duk. Bir filmi bitirdiğinde diğeri yazılmış oluyormuş. 2008’de Deram filminde yaşanan bir kazada aktris neredeyse ölüyormuş ve onu Kim Ki Duk kurtarmış. Ancak bu olaydan sonra yönetmen derin bir depresyona giriyor. Her şeyden kendini sorumlu tutuyor. Film çekmeyi bırakıyor. 2011’de kendiyle hesaplaşmasını anlatan Arirang’ı yapıyor. İnsanlardan uzakta bir kulübede yaşamaya başlıyor. Kulübenin içine bir çadır koyuyor ve orada yaşıyor. Kendini filme aldığı bu çalışmada yönetmenin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını izliyoruz. Yemek yiyor, içki içiyor, diş fırçalıyor, kediyi besliyor… Çadırının içinde bilgisayarı ve kamerası var ama teknolojiden uzak bir hayat sürüyor. Kulübede su yok, odun sobasıyla ısınıyor ve yemeklerini de orada pişiriyor. Akşamları sobanın başında yemek yiyip içkisini içerken kendisiyle konuşmaya başlıyor. Tüm film boyunca yaşadığı ihanetleri, kaza sonucu nasıl şoka girdiğini ve bir daha hiçbir şey yazamadığını, film çekmenin onun için ne ne kadar anlamlı olduğunu anlatıyor bize. Aslında kendisiyle konuşuyor ama bir şekilde üç yıldır neden izleyicilerine bir şeyler sunmadığının da açıklamasını yapıyor.

Farklı bir tarzı var Kim Ki Duk’un. İzleyenler bilirler. Fazla konuşturmaz karakterlerini. Sessizliği müthiş görseller, manzaralar, fotoğraf karesi gibi sahneler süsler. Doğa, aşk, intikam, hırs, rüyalar, ölüm, inanç gibi hayatın içinden parçaları alıp ilginç bir şekilde  anlatır.

İsmini hüzünlü bir Kore türküsünden alan Arirang filmi boyunca, yönetmenin içli bir şekilde bu türküyü söyelemesine de şahit oluyoruz. Sesinin çok da güzel olduğunu söyleyemeyeceğim ama Arirang’ın melodisi aklımdan bir türlü çıkmıyor.Evde kendimi’ arirang arirang’ diye mırıldanıyorken buluyorum.

Bu iç hesaplaşmanın ardından yönetmen kendine gelmiş olacak ki Pieta isimli yeni bir film çekmiş. Film 69.Venedik Film Festivalinde en iyi film olarak seçilmiş ve  Altın Aslan ödülünü almış. İstanbul’da Filmekimi‘nde gösterilecekmiş. Bilet bulan şanslı kişiler izleme ayrıcalığına sahip olacaklar. Ben ve diğerleri ise bir yolunu bulup geç de olsa izleyecekler.

Yönetmeni seven biriyseniz belgesel tarzında yorumlanan Arirang’ı da sever, Kim Ki Duk’u anlamaya çalışırsınız. Ama eğer hiçbir filmini izlemeden Arirang’ı izlemeye kalkışırsanız sanırım kendisinden nefret edebilirsiniz… Aslında filmleri için de aynı şeyi söyleyebilirim. Ya sever ya da nefret edersiniz…  Arası yok…

Reklamlar

7 thoughts on “Arirang-Kim Ki duk Kişisel bir hesaplaşma

  1. Yeni başlayanlar için hangi filmini önerirsiniz? 14 Ekim’de Büyülü Fener’de olacağız. 🙂

  2. Geri bildirim: Filmekimi 2012: Kim Ki-Duk’tan “Pieta / Acı” | theMagger

  3. Geri bildirim: Güney Koreli Yönetmen Kim Ki-Duk İstanbul'daydı! | theMagger

  4. bu hastalığın bir üst aşaması beğendiğin yazarın kitaplarını, sevdiğin yönetmenin filmlerini yıl sırasına göre okumak ve izlemektir. tıpkı benim yaptığım gibi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s