Ölü Kurbağa

Dün, bahçedeki otları temizlerken bir kurbağa cesediyle karşılaştım.Ters dönmüştü.Elleri ve ayakları havada öylece kalakalmış.Kafasının çoğunu böcekler yemiş ama vücudunun geri kalanı bütünlüğünü korumuş.Günlerdir ,belki de haftalardır güneşte kaldığından kurumuş kaskatı olmuş.Herhalde görmeyip de yanlışlıkla üzerine bassaydım kuru bir yaprak gibi çatırdayacaktı ayağımın altında.Sonra sesten ürküp bakacaktım ne var diye, onu görünce midem bulanacak,nasıl üzerine bastım diye kızacaktım kendime.Ya da kuru bir yaprak sanıp,sıradan bir tepki gösterecek hiç bakmaycaktım arkama..Ama her iki karşılaşma da bahçemde bir ölü kurbağa olduğu gerçeğini değiştirmeyecekti.Tek bir farkla; üzerine basmış olsaydım şimdi bir kurbağa cesedi değil,kurumuş pul pul dökülmüş parçalar olacaktı onun yerine…

Kurbağanın o acınası görüntüsünü biraz olsun aklımdan silmek için kafamı kaldırıp uzaklardaki yeşil dağlara baktım.Hava biraz sisli ve hafif serindi.Ürperdim her zamanki gibi.Sıcak bir şeyler içsem iyi olur diye düşündüm.(Aslında bir şeyler içmek için yaratılmış en iyi bahanelerden biridir bu.Bir de sıcak hava versiyonu vardır.Onda da soğuk bir şeyler içmek ister,yine havayı bahane edersin.)İçeriye girip bir kahve yapmaya karar verdim.Makinenin sessizliği kahvenin hazır olduğunu anlatınca,etrafa mis gibi bir kahve kokusu yayıldı.Kafamda ölü kurbağanın nasıl öyle ters döndüğünü düşünmeye çalışan parçaları,zihnime söz geçiren bir el hareketinin hafifliğiyle bir başka hücreye hapsettim.Yine karşıma çıkacağını bile bile hücrenin kapısını sıkı sıkı kapatmadım.Bu aralar en sık yaptığım,kendimce akıllıca olduğunu düşündüğüm bir hareket bu.Aklıma düşen her şeyi zihnimde yarattığım raflarda yer alan hücrelere kaldırmak ve kapılarını aralık bırakmak..Bir kitap okudum geçenlerde unutmak üzerine..Sırf o kitaba inat böyle bir sistem geliştirdim.Unutmak anlamsızdır.İyiyi de,kötüyü de hatırlamalı insan..Onlar sayesinde var olduğunun bilincinde değilsen,seni sen yapan parçaların yaşadıkların olduğunu kabul etmiyorsan,kendine de inanmıyorsun demektir bence..

Aralık kapılardan sızan anı parçaları,garip zamanlarda;sıradan günlerde,henüz uyandığımda,yere düşürdüğüm bir şeyi almak için eğildiğimde,saate baktığımda,tuvalete gittiğimde,domates doğrarken,yemeğin altını kısarken,bir sineği kovalarken…işte böyle garip zamanlarda  hücrelerinden çıkarlar,gözümün önünde dans ederler..Bazen hoş anıların kokusu sarar benliğimi,kimi zaman da hüzünlü günlerim ,özlemlerim,göz yaşlarım uğrarlar sırayla..Hepsinden oluşmuş bir bütün olduğumdan,tek tek severim onları.Unutmaktan korkarım…O yüzden yazarım..Çocukluk günlerimden beri yazarım.Fiziki olarak yazdığım,hepsine bir ad verdiğim defterlerim de vardır,zihnimdeki o raflarda,hücrelerin hemen yanında duran manifestolarım da.Defter bulamayıp yazdığım kağıt parçaları bile  vardır..Bir ayakkabı kutusunda biriktirdiğim anılarım..Hatta bir peçeteye yazdığım duygularım..Tüm bunlar beni tuhaf insan kategorisine koysa da,ben halimden memnunum.Her neyden yaratıldaysam ‘o’ yum..

İşte yine aynı şey oldu ve ben bir ölü kurbağanın o acınası cesedinin,bahçemizdeki varlığından buralara kadar geldim..Aslında bu bir son değil,derin anılara giden bir patikanın giriş kapısı..Şimdilik o kapıyı da aralık bırakıyorum…

Reklamlar

2 thoughts on “Ölü Kurbağa

  1. bu yazını okuduğumda zamanında birbirimize yazdıklarımız geldi aklıma. kimi zaman bir defter kenarına kimi zaman süslü kağıtlara ve hatta peçetelere.hatıralar iyisiyle kötüsüyle güzeldir bencede. zamanında seninle paylaştığım sıkıntılarıma bile okurken şimdi gülüyorum.:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s