Soykırım Müzesi

Utanç Müzesi desek daha yerinde olur.800.000 kişiyi nasıl öldürdük müzesi..Biz yaptık ama dünyada başka yapanlar da var müzesi..

Soykırım hakkında yazmak istemiyorum.Çoğunuz öyle ya da böyle bu korkunç olay hakkında bir şeyler duymuş ya da okumuş olabilirsiniz.En azından Hotel Rwanda’yı ya da Sometimes İn April,Shake  Hands with the  Devil gibi filmleri izlemişsinizdir.Ne izlerseniz izleyin hiçbiri ölen insanların raflarda sergilenen kemiklerini gördüğünüz an kadar vurmuyor sizi..

1994 yılında yaşanan tarihin en büyük katliamının 10.yıldönümde Nisan 2004’te açılmış bu müze.Başkent Kigali’de yer alıyor.Müzeye giriş ücretsiz olmakla beraber isterseniz bağış yapabiliyorsunuz.İki kattan oluşuyor.Birinci katta soykırımdan önceki Ruanda hakkında bilgiler var.Bu bölümü geçtikten sonra kanlı ceset fotoğraflarıyla yüzleşiyorsunuz aniden.Ölü vücutların kocaman fotoğraflarını koymuşlar.Fransızca ve ingilizce altyazı izleme seçeneği olan videolar var.Soykırımdan sağ kalan insanlar neler yaşadıklarını anlatıyorlar.Bir bölümde ise şuanda hapiste olan,öldüren taraftan biri, kimleri nasıl öldürdüğünü anlatıyor.Tüm bunları izlerken boğazınıza kocaman bir düğüm yerleşip oturuyor.Bir bölümde kimlerin insanları nasıl kurtardığı anlatılıyordu.Bir adam birçok tutsinin üzerine muz yaprakları koyup,üzerini toprakla kapatıp,toprağa da patates ekmiş.Böylece orada saklanan birilerinin olduğunu kimse anlamamış…

  Teorik anlatım duvarını geçtikten sonra ölenlerin yakınları tarafından koyulmuş yüzlerce fotoğrafın asıldığı bir odaya geliyorsunuz.Yine odanın bir duvarı soykırımla ilgili bir videoya ayrılmış.

Bu odanın hemen yanında  ölen kişilerin cam kutulara koyularak sergilenmiş kafatasları var.Hemen onun bitişiğindeki oda da ise kurbanların üzerinden çıkarılan kıyafetler yer alıyor.Bu odaları gezerken gördükleriniz mantığınızla ters düşüyor.İnsanın insana bunu nasıl yaptığına akıl erdiremiyorsunuz.

Müzenin üst katında ilk girişte dünyada yapılan soykırımları  ülke ülke anlatan bilgilendirme duvarı var.Bu bölümden sonra sadece çocuklara ayrılmış diğer bir odaya geçiyorsunuz.Yaşları 2 ile 12 arasında soykırımda hayatını kaybetmiş çocukları anlatan bir yer burası.Her çocuğun fotoğrafının altında adı,en sevdiği yemek,en sevdiği oyuncak ve ne ile öldürüldüğü yazıyor.Bir milletin kendi geleceğini nasıl katlettiğinin öyküsü…

Bahçe ise kocaman bir mezarlık.Şimdilerde güllerle ve diğer çiçeklerle donattıkları bölümlerin altında yüzlerce Ruandalı yatıyor.Mezarlara beyaz ve mor kurdelerle süslenmiş çiçekler bırakılmış.Bu renkleri daha sonra gittiğimiz kliselerde de gördük ve anlamını sorduk.Mor matemi,beyaz ise umudu ifade ediyormuş..
Müzeden sonraki diğer durağımız şehrin yaklaşık 30km dışında olan nyamata ve ntarama’da yer alan ,katliama ev sahipliği yapmış kiliseler.İlk uğradığımız kilisenin ismi Ntarama Kilisesi.Bu kilisede yaklaşık beş bin  kişi ölmüş.Ölenlerin vücut parçaları ve kıyafetleri olduğu gibi kilisenin içinde.

İçeride tavandan aşağıya doğru asılmış yüzlerce kıyafet var.Kapının girişinde ise içinde kemikler olan raflar var.İçeriye girip böyle bir manzarayla karşılaşmak tüyler ürpertici.

Kiliselerden çıkışta ziyaretçi defterine adınız yazıp,ilgili bölüme bir yorumunuzu yapabilirsiniz.Ama insan gördüklerinden sonra hiçbir şey düşünemiyor.Çoğumuz yakınlarımızı kaybetmiş ve mezarlıklara ziyarete gitmişizdir.Ama bu çok farklı deneyim.Toprağın altında olması gerekenleri görmek… anlatılamaz.Buradan çıkıp yakınlarda yer alan bir başka kiliseyi  ziyarete gittik.Nyamata’da yer alan bu kilise diğerinden daha büyüktü.Kapıdaki görevlilerin anlattığına göre burada yaklaşık on bin kişi ölmüş ve gömülmüş.İçeride yüzlerce kıyafet var yine.Dışarıda ise mezarlar.Yerin biraz altına inen kapılar yapılmış,merdivenlerle ağaşıya iniyorsunuz.Sağ tarafta yine raflara dizilmiş kemikler ve kafatasları,sol tarafta ise üzerinde kime ait olduğu yazılmış tabutlar var.

Kilisede görevli kişiler size burada olanları anlatırken,  hutuluların tutsileri öldürüken hangi silahları kullandıklarını da gösteriyor.

Kilisenin bahçesinde bir anıt mezar var.Tonia Locatelli  adında italyan  bir rahibeye ait.İç savaş sırasında insanların ölmesini engellemek için çalışmalarda bulunmuş.Uluslarası bir radyo kanalında konuşma yapıp yardım istemiş.Bir hutulu tarafından öldürülmüş.

Dışarıya çıktığımızda yakındaki bir kiliseden koro sesi geliyordu.Bir düğün töreni olduğunu söylediler Biz de bir bakalım dedik.Bu kadar kemik görüp acı şeyler dinledikten sonra belki biraz hoş şeyler görürüz diye düşündük.Kapıda genç bir Ruandalı karşıladı bizi.Kendini tanıttı,bize orada olanlar hakkında bilgi verdi.Kısa bir konuşma yaptık onunla.Söylediği şu cümleyi hiç unutmuyorum:’Orada olanları gördünüz.Şimdi biz yeniden sağlıklı bir toplum oluşturmak için çalışıyoruz’Bunu söyleyen çocuk belki daha on beş yaşlarındaydı.Bu ülkdeki herkes aradan yıllar geçmesine rağmen soykırımın izlerini taşıyor…Umarım bir daha böyle bir acı olay hiçbir zaman yaşanmaz..

Not:Bu fotoğrafları yayınladığım için üzgünüm.Ama gerçeklerin bilinmesi,ibret alınması önemli.Aynı ülkede yaşayan,birbirine komşu olan bu insanların dramı tüm dünyaya örnek olmalı..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s