Cırcır böceğiyle sohbetler sezon1 bölüm 2 :)

Evet kaldığımız yerden devam edelim cırcır böceği…En son ne diyordum..Evet,insanlardan bahsediyordum..Şimdi biz insanlar adına şehir dediğimiz büyük yerlerde yaşamayı severiz.Bu yerlerin içini yüksek gökdelenlerle,dağlarına taşlarına değin sitelerle,koca koca alışveriş merkezleriyle,vızır vızır yollarla doldururuz.Hepsini biz yaparız,biz doldururuz,sonra biz şikayet ederiz.Bazen bunları kendimiz için yaptığımızı unutur,malzemeden çalar,kaliteden şaşarız.Sonra bu devasa ama kof binalar kafamıza yıkıldığında canımız yanar,tanrıya isyan eder,kim bunun sorumlusu deriz.Suçlu bir kişi ararız.İşte insan olarak bizim en büyük saçmalıklarımızdan biri budur.Hiçbir zaman sorun oluşmadan önlem almayız.Önce bir şeyleri eksik yapar,sonra bir felaket olduğunda neden deriz,suçluyu ararız.Mesala sana çok komik gelecek ama dere yataklarına ev yaparız.Sonra olur ya işte tanrının işi,yağmur çok yağar,dere tepe seller olur akar,arap kızı gibi camdan bakmak şöyle dursun,sel sularına kapılıp gideriz.Sonra oturur yine suçlu ararız tabikii..Başka ne yapılır ki bu durumda değil mi?

Kuyular kazarız,çukurlar açarız.Kazdığımız delikleri kapatmayı unutur,mahallede top oynayan bir çocukcağız içine düşüp kaybolduğunda nerde bu devlet,nerde bu belediye deriz.Aslında o  çukuru açan,o kuyuyu kazan arkadaşımızın da bir çocuğu vardır.O da bilir olabilecekleri.Ama önceden önlem almayız biz.Yas tutmayı,dizlerimize vurmayı,ah ah demeyi bi, de kim bunun suçlusu demeyi biliriz sadece.

Kocaman şehirlerde yaşamayı severiz demiştim ya hani..İşte o çok sevdiğimiz kocaman şehirleri de yaşanmaz hala getiririz.Paramız olmasa bile, bankadan borç para alır,kendi kazandığımız paranın onlarca katı değerinde arabalar alır,benzinin en pahalı olduğu ülkelerden birinde yaşadığımızı bile bile, her gün işe bu araçlarla gider geliriz.5 kişilik  arabalara birer kişi biner,yolları kalabalıklaştırır,uzun konvoylar yaratırız.Sonra da bu ne böyle deyip sinirlenir,sanki bütün o trafiğe öndeki araç sebep olmuş gibi kornaya  basarız.Böylece kabusa dönen yolculuklar yaparız,daha, sevmediğimiz ama yapmak zorunda olduğumuz işimize varmadan bütün enerjimizi tüketiriz..Bütün gün iş arkadaşlarımıza,patrona,müşterilere gıcık olur iyice stres(bu konuyu daha geniş anlatırım sana) depolar,sırtımıza yüklediğimiz bu kocaman stres toplarıya eve dönüş yoluna düşeriz.Bütün kocaman şehirlerde yaşayan diğer insanlar gibi aynı saatlerde,aynı yollarda, yine birer kişi bindiğimiz ,borcunu 10 yıl içinde ödemeyi planladığımız benzin canavarı araçlarımızla kendi yarattığımız trafiğin ortasında buluruz kendimizi.Robotlar gibi dur kalk ,dur kalk aynı hareketlerle,bebek adımlarını takiben eve varırız.Sırtımızdaki stres topu yüzünden  kapıdan girerken zorlanır,eşimize,çocuğumuza olmadık yerde sinirlenir,onların sırtındaki stres toplarını görmezden geliriz..Gece kafamızı yastığımıza koyduğumuzda,kocaman şehirdeki diğer herkes gibi saatlerimizi kurduktan sonra,mutlu muyum diye sorar,çooktan kendinken geçmiş ruhumuzdan bir cevap gelsin diye beklerken uykuya dalarız.’Uyku’ öyle sihirli birşeydir ki,sabah olunca herşeyi unutmuş gibi yaparak yeniden başlarız hayata.Portmantoda bıraktığımız stres toplarını yüklenir,çıkarız yollara…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s