Karahindiba

‘Tanrı benden bir ısırık  almış ,tadımı beğenmemiş,bir kenara fırlatıvermişti’ İşte bu cümle bizi can evimizden vurmuştu.Evrim,Banu ve ben bu kitabı aynı zamanda alıp,okuyup bitirdikten sonra üzerinde konuşmayı düşnmüştük.Bir ara sadece üçümüz okuduklarımız,izlediklerimiz ve düşüncelerimiz hakkında konuşmak için küçük bir grup oluşturmuş, o zamanlar aynı yerde çalıştığımız için  zaman ve mekan konusunda zorluk çekmeyiz diye düşünmüştük.Ama bu güzel toplantıyı maalesef sadece bir kez yapabildik.Ve o kadar başarılı ve güzel geçmişti ki..Ama sonra üçümüz de farklı alanlara yöneldik ve hayatımızdaki bir takım değişiklikler ne bir daha buluşmamıza olanak verdi ne de düşündüğümüz üzere bu kitabı aynı anda okumamıza..

..Afrika’ya taşınacağımız belli olduktan sonra deli gibi kitap almaya başladım.Karahindiba da o deli zamanımda  aldığım kitaplardan biri.Zaten yakın çevreminde şahit olduğu gibi şu sıralar karahindiba bitkisine takmış durumdayım 🙂 (bu konuya daha sonra geleceğim)

Sinan Sülün bu ilk kitabında üç öyküye yer vermiş; Aralık,Mavi Pelikan ve Karahindiba.

Aralık öyküsündeki Rıfat karakterinin hayatından kısa bir kesit ,okuyucuyu derinlemesine etkiliyor; Herşeyden bunalmıştı Rıfat.Geçmişinden,bugünden,ona bir iş bulmaya çalışan ve en kötüsü de ona acıyan abisinden.Sonunda koşmaya başladı ve kendine geldiğinde bir meyhanedeydi.Cevabını zaten bildiği sorular sormaya başladı kendisine.Sorulardan da cevaplardan da bunaldı.Sonunda karayılan iyice dayandı gırtlağına.Bir şiir okudu tam da onu anlatan:

‘Demek ki mutsuzum,

Tuhaf bir su içmişim de sanki

İçim görünüyor

Gözlerim buzdan

içimde yaz kırıkları

Sonra bir iskemleye oturdum

Orada yüzbinlerce cinayeti ben

Ve intiharı

Bir mutluluk gibi dışımda duydum…’

Güzel bir şiir ve dokunaklı bir hayat…

Mavi Pelikan’da Numan’la Mavi’nin (Mavi pelikanın) sıradışı aşkını okuyoruz.Numan’ın ‘herkes ne der’ korkusu ve bencilliği yüzünden Mavi’ye yaşattığı aşk acısı bizim de yüreğimizi parçalıyor. ‘Aşk acısının en iyi ilacı zamadır diye biliriz ve böyle avuturuz kendimizi.Oysa bir pelikana göre aşkta zaman yoktur .Zamansızdır aşk.Zamansız olan bir şeyin zaman içersinde yok olması da imkansızdır.Bu yüzden aşk acısının en iyi ilacı ölmektir’

Mavi’ni acısı ve Numan’ın vicdan azabı okuyucuyu sersemletiyor.Aşk acısı çekenlere ve çektirenlere farklı bir açıdan bakmış bu  öykü..Hangi tarafsınız bilemem ama bu öyküyü okuduğunuzda farklı düşüneceğiniz kesin.

Ve işte beni bitiren,çok dahice bir kurgusu olduğunu düşündüğüm namı-değer Karahindiba…

Başına her türlü olumsuzluğun geldiği,tanrının bir ısırık alıp tadını beğenmeyip bir kenara fırlattğı Adnan Çubuk’un hikayesi..Mutsuz,bahtsız,hasta,yalnız,işsiz,yazmak isteyen ama yazamayan Adnan bir gün gazetede kendisini bir kokteyle çağıran davet görür.Kimin ne için davet ettiğini merak ederek 7 gün boyunca felaket senaryoları üretir.Sonunda korksa da merakına dayanamayıp gider..İşte diğer 32 Adnan Çubuk’la,kendi ‘keşke’lerinin yaşadığı hayatlarla tanışır…

Bir insanın kendi ‘keşke’leriyle tanışması,onları sorgulaması,canlı canlı karşısında görmesi fikri nasıl bir şeydir!Bu bir insanın aklına nasıl gelir?İşte buna şapka çıkartırım dediğim bir  fikir , muhteşem..

Hepimiz şunu seçmeseydim ne olurdu,bunu yapmasaydım,onu kabul etseydim şimdi nerede, ne yapıyor olurdum diye geriye dönüp eski defterleri deşmiyor muyuz?İtiraf etmek gerekirse hala yapıyorum bunu.Şu an neredeysem (ki Afrika’nın ortasındayım 🙂 )hep geçmişteki tercihlerimin,kararlarımın neticesidir.Ve gelecek,onlarınn izinde şekillenecek..

…’Mutsuz ve üzgün olduğum zamanlarda dağılan karahindiba tohumları gibi birçok Adnan Çubuk daha olduğunu,diğer Adnan Çubuk’ların bu dünyanın başka yerlerinde şimdi benim gibi yaşadığının hayalini kurardım’ İşte bu hayalin gerçekleşmesinin yarattığı travmayı Öykü boyunca Adnan’nın cümlelerinden dinliyoruz.

‘Keşke’ler diyince aklıma hep ‘Koş Lola Koş ‘ gelir..Leziz bir filmdir.’Karahindiba’ öncesi ya da sonrası bünyeye iyi gelebilir.Küçük bir tavsiye 🙂

Adnan’ların,Rıfat’ların ,Numan’ların öyküleri  var bu kitapta..Toplumumuzun acı gerçeklerini de tokat gibi suratımıza çarpıyor Sinan Sülün;İşsizlik,sigorta velinimeti,aile desteğinin neredeyse hiç olmadığı haneler,insanların zayıf,hasta ve işsiz kişilere karşı vurdumduymaz ve acımasız tavırları..İnsanın mutlu olacağına inandığı işi yapabilme olasılığının ütopik bir kavram gibi görülmesi..Tüm bunları yaratıcı bulduğum başarılı bir kurguyla sunmuş bize.Bugünlerde görmeye ihtiyacımız olduğunu düşündüğüm gerçekleri kocaman bir ayna tutarak gözümüzün önüne koymuş.Tabi tüm bunlar görmesini bilenlere..Gerçekten görenlere..

Reklamlar

One thought on “Karahindiba

  1. Çok özledim Niluuu, seni, Evrim’i, yorumlarını, konuşmalarımızı…

    Mailler ile artık devam edelim.

    Sevgiler kuzu…

    Banu

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s