Sözünü Sakınmadan-Ayfer Tunç (21 Şubat 2012,İstanbul Modern)

Ayfer Tunç’un kitaplarıyla ilgili ilk yazıyı Radikal Kitap ekinde okumuştum.O zamana kadar hakkında bir şey duymamış olmam benim eksikliğim..Aziz Bey Hadisesi isimli kitabı yeni çıkmıştı ve radikal kitapta kısa bir tanıtım yazısı vardı bununla ilgili..Her zamanki gibi defterime not almıştım.İleride bir gün alırım diye.Sonra kediler ve kitaplar isimli takip ettiğim bir blogta Yeşil peri gecesi ile ilgili bir yazı okudum..Aklımın bir köşesine yazdım Ayfer Tunç’u..Aziz Bey hadisesi ile basladım onu  tanımaya.Her öyküde hüzünlü hayatlar vardı,kahramanlar teker teker öldü..Nedense beni bağladı bu ölümler..

‘Ya ölecektim,ya eski yaralarımdan doğacaktım yeniden.Eski yaralarımdı benim kadınlar.Yok  kadınlar.Çürümüşlüğümdü,hayatımın  bir demet ot gibi kurumasıydı kendi kendine;üzerinden çok sular akmış da aşınmış taş parçaları kadar değersizliğimdi.’,İşte  böyle başlıyordu Kadın Hikayeleri Yüzünden…Ömrümü yavaş yavaş törpüleyen servis güzargahında ilerlerken, akşamları Ayfer Tunç’un öyküleri konuk oldu yan koltuğa.Kadın Hikayeleri Yüzünden’i okurken hikayenin baş kahramanıyla birlikte hüzünlendim,onunla beraber gittim dükkana akşamları..Karısı dışarıda birileriyle birlikte olduğunu düşünürken o tüm yalnızlığıyla içiyordu orada..Alışılmışın dışında  bir karakterdi.Herkes gibi ‘ben mutlumuyum’ gibi sorular soruyordu kendi kendine,kendince cevaplar buluyordu..Sonrasında yan dükkana taşınan Turcan yüzünden bütün hayatı değişti..Sadece onun değil, büyük ama ürküten,siyah ama ağlatan gözleri olan karısının da…Bir daha hiç düzelmeyecek bir sona yaklaştılar beraber. Bir çamaşır ipinin ürkütücü işlevselliği son noktayı koydu onların kısacık öyküsüne..

‘Kemikli bir kadındı karım.Evet ,güzel değildi, ama kalbi olan bir kadındı.Ben yok sandım.’

Bu öykü kitabından etkilendiğim çok açık..Diğer kitaplarını ilk fırsatta okumayı düşünüyorum.Ama öncesinde Ayfer Tunç’u daha yakından tanımak için bir fırsat cıktı karşıma.Semiş Gümüş ve Ömer Türkeş’in konuğu olacağını duydum.Evrim’le beraber İstanbul Modern’e gittik.Çok sıcak içten biri gibi geldi bana Ayfer Tunç.Nasıl yazdığını ,neden yazdığını anlattı..Cinsellikle ilgili yaptığı bir araştırmada toplumumuzun ne kadar ikiyüzlü olduğunu görüp,yaşadığı şaşkınlığı anlattı.Bunun üzerine yazdıkları İki yüzlü Cinsellik’ isimli kitaptan bahsetti.

Ayfer Tunç’a göre hikaye, insanlığın temel ihtiyaçlarından biri.’İlk hikayemiz Adem ile Havva diyor.’Öykülerin yükte hafif,pahada ağır olduklarını düşünüyor.Şiirin kendisinde sabun etkisi yaptıgından bahsetti.Okudukça bir arınma oluyor ve yazmak istiyormuş..şiirin insan üzerindeki etkisi ancak böyle anlatılabilirdi bence..Kapak kızı kendisinin ikinici kitabı,26 yaşında yazmış.Kendisini rahatsız eden bir kitap olduğunu söylüyor,çok genç yaşında yazmış.Yayınlayan yayınevinin kapanması nedeniyle çok fazla duyulmamış ilk zamanlarda.10 yıl sonra tekrer edite etmiş ve  başka bir yayınevi tarafından basılmış.

Tuzukuruların, vicdanlarında taşıdıkları yükü artık taşıyamaz hale geldikleri durumu betimleyen ‘merhamet yorgunluğu’ üzerine yazmak istediğini söyledi.Bazı konular artık bizde merhamet yorgunluğu yaratıyor dedi.Çağımızın içinde bulunduğu durum.

Bir okurun öykülerin ölümle bittiği konusundaki gözlemlerine ‘yaşım ilerledikçe artık ölümle bitirmemeye başladım.İnsan gençken ölüm o kadar uzak bir ülke ki…Öldür gitsin ne olacak diye düşünüyorsun.Ama belli bir yaşa gelince insan,ölümün bu kadar kolay bir şey olmadığını anlıyor.Kendime yönelik en büyük eleştirilerimden biri olabilir bu.Ölüm o kadar kolay ve son bir temizlik ki..Benim buna hakkım yok aslında.’ şeklinde cevap verdi..

Bu söyleşi sayesinde onu daha yakından tanımanın ilk adımlarını attığımı düşünüyorum.Simdi Kapak Kızı’nı,Yesil Peri Gecesini,Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi’ni ve diğer kitaplarını başka bir gözle okuyacağımı biliyorum.Söyleşide, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi kitabının ismini kısaltanlara ya da yanlış söyleyenlere çok sinir oldum.Bunu da eklemeden edemeyeceğim.

Ayfer Tunç’un iyi bir yazar olmasının yanı sıra iyi bir gözlem gücüne sahip olduğunu da belirtmek istiyorum.Paylaşım sayfasına eklediği fotoğraflar bunun bir kanıtı..Paylaştığı her fotoğraf içinde gizli öyküler barındırıyor bence..Ayrca kendisinin de,geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Angelopoulos hayranı olması beni etkileyen diğer konu…Angelopoulos üzerine yazdığı veda yazısına  bu adresten ulaşabilirsiniz…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s