Bir kitabın ön sayfasında ezilerek ölen karınca

Karınca S, o sabah mutlu uyanmıştı..Çok güzel bir rüya görmüştü.Kocaman bir çilek reçeli kavanozu içinde yüzüyordu.Çileğin o güzelim kokusundan sarhoş olmuştu.Kocaman kavanozun içinde tek başınaydı.Hepsi onundu.Diğerleriyle paylaşmak zorunda değildi.Hayatında hiç yemediği kadar çilek vardı burada. Kokusunu öyle güçlü çekti ki içine,hafızasına hiç çıkmamak üzere kazındı bu koku.Uyandığında bile hala o kokuyu duyabiliyordu..Aslında koku gerçekti.Annesi kahvaltıyı hazırlamıştı ve evet çilek parçaları vardı sofrada..

-Günaydın S,sonunda uyanabildin.Bak baban ne bulmuş kahvaltı için.Şu deniz kenarındaki, otelin bahçesine gitti sabah.Çöplerin yanında bulmuş bunları,bazı yerleri kötüymüş o yüzden atmış olmalılar.Ama baban hala iyi olan kısımlarını toplamış.Şu insanları hiç anlamıyorum herşeyi çöpe atıyorlar..Neyse iyi ki atıyorlar, yoksa biz ne yapardık..Bir pazar kahvaltısında mis gibi çilek..Bir karınca için daha güzel ne olabilir ki…

S,kadife çiçeğinin  yapraklarından yapılmış yatağında doğruldu.Gördüğü o güzelim rüyanın üzerine kahvaltıda çilek olması ne güzel bir tesadüftü..Mutlu bir şekilde yaptı kahvaltısını.Sonra her pazar günü yaptıkları gibi bugün de günün ilk yarısını ailece oturup sohbet ederek geçirdiler.Ama öğle sonrası çalışma zamanıydı.Herkes belirlenen bölgelere giderek kış için yiyecek topluyordu.Sadece S ve ailesi değil bütün koloni aynı amaç için çalışıyordu.Her aile gün sonunda topladıkları yiyecekleri yemek kutusu adını verdikleri depoya getiriyor,önce görevli karıncaya kaydını yaptırıp raflara yerleştiriyordu.Her yiyecek grubu için ayrı bir bölüm vardı.Böylece ihtiyaç anında kolayca ulaşabiliyorlardı.

S,annesini ve babasını öptükten sonra yola çıktı.Annesi arkasından seslendi

-S!!! Sahilden uzak dur..Bugünlerde çok kalabalık…

-Tamam anne,her gün aynı şeyi söylüyorsun..Sahilde işim yok..

Yemek kutusunun yanından geçerken arkadaşı R’yi gördü.Birkaç karınca dostuyla beraber ölü bir çekirgeyi sürüklüyorlardı.R başını sallayarak selam verdi arkadaşına.Yoluna devam etti.Koloninin sınırlarından çıktı.Bugün batıya doğru yürümeyi düşündü.Ayak uçlarında hafifçe yükseldi ve havayı kokladı.her zamanki gibi koku belirleyecekti yolunu.Şimdiye kadar hiç duymadığı ama çok çekici bir koku geldi bir an burnuna.Ama hemen kayboldu izini bulacak kadar alamadı kokuyu.Rüzgar yine işini bozmuştu.Neyse daha yeni yola çıktığı için çok durmadı üzerinde.Devam etti batıya doğru.Bir kaç karyol ilerlemişti ki(karyol karınca uzunluk birimi 1karyol=10 cm) aynı koku yine geldi.Bu kez daha yoğun.Tanımlayamadığı birkaç çeşit koku içeriyordu.Yoğun bir nişasta,biber ve iyot tanıdık geliyordu ama diğerlerini daha önce hiç duymamıştı.Koku onu çekiyordu sanki.Adımlarını hızlandırdı.Rüzgarın alıp götürmesinden korkuyordu.Ama aksine her adımında daha da yoğun  alıyordu kokuyu..Birden sahile yaklaştığını hissetti.Zira iyot kokusu yoğunlaşmıştı..Annesinin sözleri geldi aklına.Sahil çok tehlikeliydi.Aklı başında olan hiçbir karınca oraya gitmezdi..Koloninin asla cesaret edemeyeceği bir yerdi burası.Bir keresinde karınca P’ nin oraya gittiğini duymuşlardı ve bir daha asla geri dönmemişti.Bunlar aklına gelince durakladı bir süre..Ama o koku…Büyüleyici bir boyuta ulaşmıştı.Ne olduğunu çok merak ediyordu.Kokusu bu kadar çekiyorsa,tadı kim bilir nasıldı…Hem koloniye kimsenin bilmediği güzellikte ve farklı bir şey götürürse herkese ne kadar cesur ve yetenekli olduğunu kanıtlayabilirdi.Bütün koloni hala karınca H’in getirdiği şu yumuşak meyveli şeyleri konuşmuyor muydu..Üstelik öyle çok da lezzetli bir şey değildiler ama farklıydılar sonuçta.Yemek kutusundaki en güzel rafı ona ayırmışlardı.Sırf farklı bir lezzet diye.Bir an kendine yapabilirim dedi.Ne olursa olsun o güzel kokulu şeyi alacak ve koloniye götürecekti.Herkes onun hakkında konuşacak,ailesi onunla gurur duyacaktı…Kararını verdi ve sahile doğru ilerledi…

Dev şezlongların arasında kokuya doğru ilerliyordu.Hava çok sıcaktı.Taşların üzerinde yürürken ayaklarının acıdığını hissetti.Sıcaktan yanıyordu taşlar.Hiçbir şey amacına ulaşmasını engelleyemezdi.Kokuya konsantre oldu ve yola devam etti.Islak insan ayakları çıkıyordu bazen önüne.ezilmemek için çevik olması gerekiyordu.Her yerden gelebilecek bir darbeye karşı hazırlıklı olmalıydı.Dikkatle ilerledi.Koku kocaman beyaz bir tepenin üzerinden geliyordu.Buraya tırmanmadan ulaşamazdı.iyice yaklaştı.Burnuna acayip bir koku geliyordu.Sanırım şu beyaz tepenin kokusuydu bu.Hoşlanmadı hiç.Tırmanmaya başlamadan önce beyaz maddeyi ısırdı .Ama o kadar sertti ki dişleri acıdı.Dikkatli bir şekilde tırmanmaya başladı.Yer yer su damlalarının yarattığı göllere rastlıyordu.Bu durumda onların etrafından dolaşmak zorundaydı.Islanırsa her şey sona ererdi.Aslında tırmandığı tepe insanların üzerine eşyalarını koydukları plastik bir sehpaydı.Tehlikenin içine gittiğinin farkında değildi.Beyaz bir sehpada bir karıncanın varlığı hemen hissedilirdi..

Tırmandıkça terliyordu.Ara sıra zemin kayganlaştıkça kaydı.Ama çok geçmeden geri tırmandı.zirveye vardığında çok yorulmuştu.Koku şimdi iyice hissediliyordu.Baş döndürücü bir şeydi bu.Çok şanslıyım diye düşündü.Dün gece gördüğü o güzelim rüya belki de buna işaretti.Hiçbir karıncanın olmadığı bir yerde harika bir yiyecek bulmuştu!!Biraz dinlenip güç topladı.Sonra etrafını inceledi.Şimdi çok da küçük sayılmayan bir tepe vardı önünde.Aynı boyda birçok katmandan oluşuyordu.En üst katman biraz daha yukarıdaydı.Aradaki boşluktan geçerim diye düşündü.Hızla tırmanmaya başladı.en üst katmana gelmişti.Artık zafere çok az kaldığını düşünüyordu.Zemin tuhaf kokuyordu.Üzerinde karmaşık şekiller vardı.Tam da bu sırada kokunun geldiği kaynağı gördü.Hafif sarımsı üzeri pütürlü dev bir halkaydı bu.Burun delikleri açıldı kokuyu içine çekti..Kolonideki diğer karıncaların onu alkışladığını görür gibi oldu.Tam da bu sırada arasında bulunduğu katman üzerine doğru gelmeye başladı.Kaçacak zaman bulamadı.Çünkü o sarı halkaya bakıyordu..Kapağın üzerine geldiğini hissetmedi.Orada sıkışarak can verdi.

Uğruna öldüğü koku patates cipsiydi.Gerçekten güzel kokuyordu.Hayatını kaybettiği yer bir kitaptı.Ön sayfayla kapak arasındaydı ezildiği sırada.Adrasan’da plajda yatan Özgür kitabını çantaya koymak üzere kaldırmak istemişti.O sırada orada bir karıncanın hayatının son saniyelerini yaşadığını bilmiyordu.tatilin son günüydü.Kitabı istanbul’a gelene kadar hiç açmadı.Jules Verne’nin İskoçya Seyahati isimli bu kitabı eşine çok yakın bir arkadaşı,bu yazarı sevdiğini bildiği için hediye vermişti.İstanbul’a gelince eşi bavulları boşaltırken kitabı gördü.Alıp kitaplığa yerleştirdi.Aradan uzunca bir zaman geçmişti ki arkadaşının ön kapağa yazdığı notu bir daha okumak istedi.İşte o an S’in cesediyle karşılaştı.Onun taa Adrasan’dan buraya kadar gelmesine şaşırdı kaldı.Ve aklından işte bu hikaye geçti…

Reklamlar

One thought on “Bir kitabın ön sayfasında ezilerek ölen karınca

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s